Birinci Bölüm
Filistin Meselesi Birleşmiş Milletler’de tartışmaya açıldı

Genel Kurul’un Filistin Meselesi’ni tartıştığı  Flushing, New York’taki ikinci oturumu,
28 Nisan 1947. Fotoğraf: Birleşmiş Milletler

Filistin: Milletler Cemiyeti’nden Birleşmiş Milletler’e, 1922-1947

Birleşmiş Milletler 24 Ekim 1945’te kurulduğunda, Filistin toprakları, İngiltere tarafından, 1922’de Milletler Cemiyeti’nce verilen bir manda rejimi altında yönetiliyordu.

Manda Yetkisinin üstesinden gelmesi gereken konular arasında, özellikle de İkinci Dünya Savaşı’nın bitmesinden sonra, Filistin’de kurulması tasarlanan bir Yahudi vatanı meselesi vardı. Kasım 1917’de yapılan “Balfour Bildirisi”nde İngiliz Hükümeti, “halen o topraklarda yaşayan  Yahudi  olmayan toplulukların sivil ve dini haklarına zarar verebilecek hiçbirşey yapılmayacağı” anlayışı üzerine “Filistin’de Yahudi halkı için milli bir vatan kurulması” yanlısı bir açıklama yapmıştı. 1940’ların ortalarında 2 milyon nüfusu olan Filistin’de yaşamakta olan Araplar  çoğalan Yahudi göçüne sürekli karşı çıkmışlardır. Artan şiddetle karşılaşan İngiliz Hükümeti, Şubat 1947’de Filistin Meselesini yeni Birleşmiş Milletler’e sunmaya karar verdi.

“Filistin’de hızlı bir çözümün tercih edileceğine” dikkat çeken İngiltere bir sonraki normal oturumda Genel Kurul’da tartışılmak üzere, Genel Kurulun acilen toplanarak Filistin Meselesi konusunda bir ön çalışma hazırlamak için özel bir komite oluşturulmasını istedi.

Genel Kurulun ilk özel oturumu, 1947

28 Nisan 1947’de başlayan Genel Kurul ilk özel oturumundan, 5 Arap ülkesi – Mısır, Irak, Lübnan, Suudi Arabistan ve Suriye, gündeme “Filistin’de Manda’ya son verilmesi ve bağımsızlığın ilanı” konusunun ele alınması için çalıştılar ancak bu girişimden sonuç alamadılar. Arap Yüksek Komitesi Filistinli Araplar adına konuşurken, Yahudi sorunu Filistin’in Yahudi Temsilcisi tarafından sunuldu.

UNSCOP’un oluşumu

Özel oturumda alınan karar ile 11 üye devlet temsilcilerinden oluşan Birleşmiş Milletler Filistin Özel Komitesi (UNSCOP) kuruldu. Komiteye, Filistin sorunu ile alakalı tüm sorunları araştırıp, Genel Kurulun 1947 Eylül ayında gerçekleşecek olağan oturumuna çözüm önerilerini sunması görevi verildi. İki buçuk aylık bir süreç boyunca, Özel Komite, Filistin ve komşu ülkeler Lübnan, Suriye ve Ürdün’de çalışmalarda bulundu. İkinci Dünya Savaşında Naziler tarafından yok edilip, ezilen Avrupa Yahudileri’nin trajedisine tanıklık eden ve Avusturya ve Almanya’daki yerlerinden edilmiş kişilerin oluşturduğu kampları da ziyaret etti.

Yahudi dernekleri UNSCOP ile işbirliği içinde çözüm ararken, Arap Yüksek Komitesindeki Filistinli liderler, Birleşmiş Milletler tarafından bağımsızlık taleplerinin reddedilmesi ve Avrupalı Yahudi mülteciler konusunu Filistin meselesinden ayırmakta başarısız olmaları sonucu müzakerelere katılmama kararı aldılar. Filistinli Arapların temel haklarının sarih ve tanınmalarının şart  olduğunu ve bunun incelemeye maruz bırakılmaması gerektiğini söylediler. Yahudi liderler ise UNSCOP’a, Filistin’de bir Yahudi Devleti oluşmasının ve serbest göç konularının  birbirinden ayrılamayacağını ileri sürüyordu. Arap Birliği tarafından temsil edilen Araplar ise, Ürdün nehrinin batısında derhal bağımsız bir Filistin Devleti oluşumu için çabalıyordu.

UNSCOP çalışmasını, 31 Ağustos 1947’de Manda Yönetiminin kaldırılması, bağımsızlık prensibi ve Birleşmiş Milletler’in rolü konularında tamamladı. Ancak Filistin meselesi konusunda bir fikir birliği oluşamadı. Komite, Filistin Meselesi üzerine çoğunluk ve azınlık önerileri olmak üzere iki teklif sundu. Üyelerin çoğunluğu Filistin’in bir Arap ve bir de Yahudi Devleti oluşacak şekilde  bölünmesini ve Kudüs şehrinin özel bir uluslararası statüde Birleşmiş Milletler’in idari otoritesi altında tutulmasını önerdi. Bu üç birim bir ekonomik birlikle birbirlerine bağlanacaktı. Azınlık önerisi ise, Kudüs’ün başkent olduğu bir Arap ve bir de Yahudi devletini kapsayan bağımsız bir federasyon şeklinde idi. Avustralya, önerilerin Komite’nin görev kapsamını aştığını iddia ederek her iki plan için de oy vermekten kaçındı.

****************************************************************
BM gerçekleri       Filistin’in Bölünmesi: İki Öneri

Çoğunluk önerisi: Ekonomik birlik ile bölünme

“Bölünme ve bağımsızlık--- Filistin,1 Eylül 1947’den itibaren iki yıllık bir geçiş döneminden sonra mevcut sınırlarıyla,  bağımsız bir Arap ve bir Yahudi devleti ile Kudüs şehri olacak şekilde yapılandırılmalıdır…

“Bağımsızlık, her devlete, talebleri üzerine, ancak bir anayasa kabul edildikten…..Birleşmiş Milletler’e belli başlı teminatları içeren bir mektup sunduktan ve Filistin Ekonomik Birliği’ni oluşturan ve iki devlet ve Kudüs şehri arasında işbirliği sistemi kuran bir anlaşma imzalandıktan sonra verilecektir…….

“Vatandaşlık --- Filistin’de ikamet eden Filistin vatandaşları, Filistin vatandaşlığında olmayan Araplar ve Yahudiler, bağımsızlık tanınması üzerine hangi devlette ikamet ediyorlarsa oranın vatandaşı olacaklardır…

“Ekonomik birlik --- İki devlet arasında bir anlaşma imzalanmalı… Anlaşma onaylamaya yer verilmeden bir an önce yapılmalı. Filistin Ekonomik Birliği’ni kurmak için gerekli hükümleri içermeli…

“Nüfus ---  Önerilen iki devletteki yerleşik nüfus dağılımı için verilen rakamlar yaklaşık olarak aşağıdaki gibidir:

 

 

Yahudiler

Araplar ve diğerleri

Toplam

Yahudi Devleti

498.000

407.000

905.000

Arap Devleti

10.000

725.000

735.000

Kudüs Şehri

100.000

105.000

205.000

 

“Buna ek olarak Yahudi Devletinde yaklaşık 90.000 (Arap) Bedevi olacak…

“(Kudüs) --- Kudüs Şehri, Birleşmiş Milletler’i Yetkili Yönetici olarak belirleyecek bir Uluslararası Vesayet Sistemi altında olmalıdır.”

Azınlık Önerisi: Birleşik bir Filistin Devleti

“Filistin Bağımsız Devleti” --- Filistin halkı, bağımsızlıklarının tanınması hakkına sahiptir ve üç yılı aşmayan bir geçiş dönemi sonrası bağımsız bir Filistin federal devleti kurulmalıdır…

“Bağımsız Birleşik Filistin Devleti bir Arap ve bir Yahudi Devleti’nden oluşmalıdır.

“Geçiş dönemi süresince, Filistin nüfusu tarafından kurucu bir meclis seçilmeli ve bağımsız Filistin Federal Devleti’nin anayasası oluşturulmalıdır…

“Bağımsız Birleşik Filistin Devleti’nin bağımsızlığı, bölgeyi idare eden yetkilinin Genel Kurul’a bir anayasa kabul ettiklerini belgelemesi neticesinde, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından ilan edilecektir…

“Araplar, Yahudiler ve diğer halklara verilecek tek bir Filistin uyruğu ve vatandaşlığı olmalıdır.

“Bağımsız Birleşik Filistin Devleti’nin başkenti olacak Kudüs, yerel yönetim amacı ile, biri şehrin duvarlar içinde kalan kısmını da içeren Arap kesimlerini, diğeri ise ağırlıklı olarak Yahudi olan bölgeleri kapsayacak iki ayrı belediyeden oluşacak…

Kaynak: Filistin Probleminin Kaynakları ve Gelişimi, 1917-1988, Birleşmiş Milletler, 1990, s. 115.

****************************************************************

 

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM