Onuncu Bölüm

Filistinli Mülteciler

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Um Nasser Tepesi üzerindeki yeni mülteci kampı, Nisan 2007. Nasser, sakinlerinin çoğunun kayıtlı mültecilerden oluştuğu bir Bedevi köyüdür. Fotoğraf: UNRWA

Mülteci bir millet

İsrail devleti’nin 1948’de kurulmasının ardından yaşanan ihtilaflar 750,000 mültecinin Filistin’den kaçmasına neden oldu. Bu mültecilerin çoğu bir zamanlar Ürdün’ün elinde bulunan Batı Şeria’ya, Mısır’ın elinde tuttuğu Gazze Şeridi’ne, Lübnan’a, Suriye’ye ve hatta daha uzağa kaçtılar. Fakat 1967 Arap-İsrail savaşı, bu sefer neredeyse, yarısı ikinci kez yerlerinden olan 500,000’den fazla Filistinli mültecinin bir kez daha yer değiştirmesine sebep oldu.

Genel Kurul Kasım 1948’de Filistinli mültecilere yardım sağlama konusundaki ilk kararı kabul etti. Arabulucu rolü üstlenen Ralfh Bunche tarafından hazırlanan ve “mültecilerin durumunun kritik olduğunu gösteren bir rapora cevaben, Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Birimini (UNRPR) kurdu. Kuruluş, gösterdiği kısa varlık süresince, uluslararası gönüllü temsilciler yoluyla Filistin’den gelen mültecilere acil yardım sağladı.

Genel Kurul 11 Aralık 1948’de evlerine dönmek isteyen mültecilere en uygun zamanda izin verilmesini ve dönmemeyi tercih edenlerin de mallarının zararının karşılanmasını öngören 194 (III) sayılı  kararı kabul etti. Karar, mültecilerin evlerine dönmelerini, tekrar yerleşmelerini ve ekonomik ve sosyal olarak durumlarının iyileştirilmesini kolaylaştırmak amacıyla Filistinliler Uzlaşma Komisyonu’nu kurdu. Komisyon’un Filistinlilerin dönüşünü güvenceye alma çabaları başarısız oldu.

UNRWA’nın kuruluşu: 1949

Mültecilerin evlerine bir an önce dönme umutları söndüğü için Genel Kurul daha kalıcı düzenlemeler yaptı. BM Filistinli Mültecilere Yardım kuruluşunu başarıya ulaştırmak ve yerel hükümetlerle işbirliğinde mültecilerle ilgili aktiviteler gerçekleştirmek için Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşunu Aralık 1949’da oluşturdu.

Kuruluş Mayıs 1950’de, Beyrut’taki merkezin açılmasıyla birlikte uluslararası gönüllü temsilciler tarafından daha önce başlatılan işlemleri devraldı. Çalışmalarının ilk birkaç yılında, gıda, giyim ve barınma gibi acil yardım sağlama konuları üzerinde yoğunlaştı. Programını yıllar içinde mültecilerin ihtiyaçlarının değişmesine ayak uydurarak devam ettirdi.

Bugün, kuruluşa kayıtlı 4,4 milyonun üzerinde Filistinli mülteci var. Birim, mülteci sorununa tam bir çözüm bulunana kadar Gazze Şeridi, Batı Şeria, Ürdün, Lübnan ve Suriye Arap Cumhuriyeti’ndeki Filistinli mültecilerin insani gelişimine katkıda bulunuyor. Birim bu amacını uluslararası standartlar çerçevesinde gerekli yardımları sağlayarak gerçekleştiriyor. Bunlar öncelikli olarak eğitim, geniş kapsamlı sağlık hizmetleri, acil yardım, sosyal güvenlik ağı ve diğer sosyal müdahaleler, mikrofinans, konaklama, altyapı desteğini içeriyor. UNRWA, Birleşmiş Milletler Temsilcilikleri arasında, mülteci olmayan nüfusa yerel yetkililer tarafından sağlanan özel sektör yardımlarına paralel şekilde, mültecilere doğrudan yardım sağlama konusunda faaliyet gösteren tek kuruluştur.

UNRWA, 1992’den beri Gazze Şeridi, Batı Şeria, Ürdün ve Suriye’de mikofinans ve mikrogirişim programı yürütüyor. Amaç küçük girişimler ve evle ilgili ihtiyaçlar için kredi sağlayarak ekonomik gelişimi teşvik etmek, yoksulluğu azaltmaktır. Kredilerin çoğu ailelerini desteklemek ve bağımsızlıklarını sağlamak için kadın girişimcilere ve ev geçindiren kadınlara verilmektedir. UNRWA ilk 16 yıllık program süresince işgal altındaki en büyük mikrofinans sağlayıcısı olarak 131 milyon ABD doları değerinde 126,000 kredi sağlamıştır.

2006’nın sonunda toplam program değeri 5,74 milyon ABD dolarlık kredi ve kadınlara sağladığı 640,000 ABD doları tutarındaki 2200 dayanışma grubu kredisiyle 8,600 mikrogirişimlik portföye sahipti. Bölgedeki istikrarsızlıktan kaynaklanan zorlu ekonomik duruma ve aksamalara rağmen her iki program da kredilerin yüzde 83’ün üzerinde oranda geri ödemesi sağlanabildi.

UNRWA görevini yerine getirirken ev sahibi hükümetlerle, Filistin otoritesiyle, diğer Birleşmiş Milletler kuruluşlarıyla, yerel ve uluslararası STK’larla ve Dünya Bankası’yla birlikte çalışır. UNRWA, sorun çözülene kadar mülteciler tarafından uluslararası toplumun onlara karşı sorumluluğunun bir sembolü olarak görülür. Yetkisi Genel Kurul tarafından genellikle üç yılda bir düzenli olarak yenilenir.

UNRWA’nın 1978’e kadar Beyrut’ta, daha sonra Viyana’da kain merkezleri 1990’ların ortasında Ortadoğu’ya taşındı. Genel Sekreter’in önerisinin Genel Kurul tarafından onaylanmasını takiben merkezin Gazze’ye yeniden taşınması, Birleşmiş Milletlerin barış sürecine katkısının bir kanıtı olarak görüldü. UNRWA ayrıca Umman ve Ürdün’deki merkezlerinin varlığını devam ettirmektedir ve kurumun Gazze şehrinde, Doğu Kudüs’te, Beyrut’ta, Şam’da ve Umman’da ofisleri bulunmaktadır.

Düzenli bütçe, proje ve acil programlar için UNRWA’ya ayrılan paranın neredeyse tamamı (2006’da toplam 599 milyon dolar) çoğunlukla üye devletlerin ve uluslararası organizasyonların gönüllü katkılarından gelir. 2006’da UNRWA’nın başlıca bağışçıları ABD, ve Avrupa Birliği, İsveç, Norveç, İngiltere ve Kanada’dır.

Birimin nakit gelirinin (2006 için 470.9 milyon dolar planlandı) neredeyse tamamı Filistinli mülteciler olan 28,000 “yerel” personelin maaşlarını ödemek için kullanılır. Yaklaşık 150 uluslararası memur için personel maliyeti Birleşmiş Milletlerin bütçesinden ya da doğrudan bağışçılar tarafından karşılanır. UNRWA’nın bütçesinin yüzde 60’a yakını şimdiye kadar en büyük hizmet alanı olan eğitime ayrıldı. 2006/2007 eğitim-öğretim yılında, UNRWA 666 okulda 21,000’e yakın personelle, yarısı kız olan 485,000’e yakın Filistinli mülteci öğrenciye eğitim vermeyi sürdürdü. UNRWA ayrıca 5,700 eğitim yeri ve üç üniversite düzeyinde eğitim veren Fen Fakültesi ile birlikte sekiz mesleki ve teknik eğitim merkezi çalıştırmaktadır. UNRWA tarafından inşa edilen ve eğitimi sürdürülen fakültelerin çoğu, yıllar içinde daimi olarak mülteci toplumunu teslim eden ve mülteci toplumunca seçilen komiteler tarafından çalıştırılır.

Son yıllarda UNRWA, mültecilerin sayısındaki ve insani yardım ihtiyacındaki artış nedeniytle mali sıkıntı çekmeye başladı. Periyodik bütçe açıkları, yapılan yatırımların kalitesini etkileyen sıkı tasarruf önlemlerinin benimsenmesini gerektirdi. Örneğin, UNRWA okullarındaki sınıflar her zamanki gibi çok kalabalık ve çoğu okul da eğitimini çift vardiya olarak sürdürülüyor. Bir doktor günde ortalama 95 hastaya bakmak zorunda kalıyor.

UNRWA son 20 yılın büyük bölümünde Filistin topraklarında hakim olan kriz ve çatışma şartlarına müdahale amacıyla acil programlar başlattı. Bu aktiviteler, eğitimdem acil tıbbi yardıma, geniş gıda dağıtımlarından yok edilmiş ya da zarar görmüş mülteci sığınaklarının yeniden inşası gibi mülteci toplumunun korunmaya en muhtaç kesiminin ihtiyaçlarını göz önünde bulunduran çalışmalardır. UNRWA söz konusu faaliyetlerini sürdürebilmesi için bağışçıların desteğine ihtiyaç duyuyor.

Ekim 2000’den beri UNRWA, Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ne acil yardımlarını sürdürüyor.

Lübnan: Özel bir durum

Belki de Ortadoğu’daki Filistinli mültecilerin en hassas olanları Lübnan’da yaşayanlardır. 1948’de kuzeye ve sahil bölgelerine kaçanların çoğu Tyre, Saida, Beyrut ve Tripoli gibi Lübnan şehirlerine gitti ve UNRWA 1950 ve sonrasında onlara yardım etti. 1970’te Ürdün’den Lübnan’a başka bir Filistinli mülteci dalgası geldi ve Güney Lübnan’daki İsrail sınırı boyunca huzursuzluk devamlı arttı. 1972’nin başına kadar sınırdaki durum kötüleşti. Filistinli komandoların İsrail topraklarına karşı misillemede bulunduğunu belirten İsrail, Lübnan’daki mülteci kamplarına saldırdı.

İsrail’in güney Lübnan’ı işgali, 1978

Mart 1978’de Filistinli komandoların İsrail’e baskın yapmasının ardından İsrail kuvvetleri Güney Lübnan’ı işgal etti. Güvenlik Konseyi, İsrail’e kuvvetlerini çekmesi için çağrı yaptı ve Lübnan’ın isteği üzerine, İsrail kuvvetlerinin çekilmesini doğrulamak, barışı ve güvenliği yeniden sağlamak ve Lübnan Hükümeti’ne ülkenin güneyi üzerindeki otoritesini yeniden kurması için yardım etmek amacıyla Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü’nü (UNIFIL) kurdu. Buna rağmen İsrail kuvvetleri Haziran 1978’de çekilmelerini tamamladıklarında sınır bölgelerindeki yerleri UNIFIL’e vermek yerine İsrail tarafından desteklenen milis kuvvetlerine ve Hristiyan gruplara teslim etti.

Güney Lübnan, Hristiyan milisler ve İsrail kuvvetleri bir yanda; silahlı FKÖ (Filistin Kurtuluş Örgütü) unsurları ve Lübnan ulusal hareketi diğer yanda olmak üzere sık sık iki ateş arasında kaldı. Birleşmiş Milletler ve ABD’nin çabaları Haziran 1981’de fiili ateşkesi getirdi ve bölge Mayıs 1982’ye kadar sessiz kaldı. İsrailli diplomatlara Londra ve Paris’te yapılan saldırıların ardından İsrail Lübnan’daki FKÖ hedeflerine hava saldırıları gerçekleştirdi. İsrail ve FKÖ kuvvetleri arasında tekrar savaş patlak verdi.

Güvenlik Konseyi, 5 Haziran 1982 tarih ve 508 sayılı kararıyla Lübnan içindeki ve İsrail-Lübnan sınırındaki bütün askeri aktivitelerin derhal durdurulmasını istedi. Ertesi gün İsrail kuvvetleri FKÖ kuvvetlerini geçerek Lübnan’ı işgal etti. Güvenlik Konseyi 509 (1982) sayılı kararı ile ateşkes çağrısını yineledi ve İsrail’den kuvvetlerini “derhal ve koşulsuz olarak” çekmesini istedi. İşgal sürdü ve sonuç olarak İsrail kuvvetleri Lübnan’ın başkenti Beyrut’u kuşattı.

Güvenlik Konseyi 1982 yılının Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarındaki toplantılarında şehirdeki siviller gerekli malzemeleri alabilsin diye İsrail’den Beyrut kuşatmasını kaldırmasını istedi. Konsey, Beyrut Gözlemci Grubu olarak bilinen Birleşmiş Milletler askeri gözlemcilerine şehrin içindeki ve çevresindeki durumu izlemek için konuşlanma yetkisi verdi. Batı Beyrut’a yönelik İsrail kuşatılmasının sürdüğü Ağustos ayında  Fransa, İtalya ve ABD Lübnan Hükümeti’nin isteği üzerine Lübnan’dan gelen Filistinli silahlı personelin güvenli ve düzenli bir şekilde ayrılmasına yardım etmek için Beyrut’a çok uluslu kuvvet gönderdi. Filistin kuvvetlerinin Beyrut bölgesini boşaltması 1 Eylül 1982’de tamamlandı ve çok uluslu kuvvet de iki hafta içinde çekildi.

Lübnan Başbakanı Bashir Gemayel’in 14 Eylül 1982’de suikaste kurban gitmesi gerginliği hızla arttırdı. Ertesi gün İsrail kuvvetleri Batı Beyrut’a harekat başlattı. 17 Eylül’de kadınlar ve çocuklar dahil yüzlerce Filistinli sivil, İsrailli kuvvetlerle birlikte Batı Beyrut’a giren Lübnanlı Hristiyan milisler tarafından Güney Beyrut’taki Sabra ve Shatila mülteci bölgelerinde katledildi. Güvenlik Konseyi Beyrut’taki Filistinli sivillerin “canice katliamını” kınadı. Lübnan Hükümeti ise çok uluslu kuvvetin geri dönmesini istedi.

Fransa, İtalya ve ABD’den gelen birlikler ve daha sonra İngiltere’den katılan küçük bir birlikle beraber Eylül 1982’de uluslararası güç Beyrut’a geri döndü. Çok uluslu kuvvet ciddi engellerle karşılaştı ve verdiği ağır kayıplardan dolayı İtalya, ABD ve İngiltere, ardından 1984’ün başında Fransa 19 aylık çok uluslu çabayı sona erdirerek personelini çekti.

FKÖ’nün tahliyesi

Doğu Lübnan’da Haziran 1983’te Filistinli farklı gruplar arasında, Filistinli sivillerin büyük acılar çekmesine yol açan çatışmalar çıktı. Böylece Kuzey Lübnan’ın Tripoli şehri Filistinliler arasındaki tansiyonun odağı haline geldi. Sonuç olarak ateşkesi ve Filistinli lider Yaser Arafat’ın ve ona bağlı silahlı FKÖ unsurlarının Lübnan’ı boşaltmasını sağlayan bir anlaşmaya varıldı. Arafat’ın isteğine karşılık olarak, Genel Sekreterlik, Tripoli’yi boşaltan FKÖ kuvvetlerini taşıyan gemilerde insani amaçlarla, Birleşmiş Milletler bayrağının dalgalanmasına karar verdi. Tahliye 20 Aralık 1983’te gerçekleştirildi ve FKÖ önderliğinde binlerce Filistinli Tunus’a Yemen’e ve diğer ülkelere sığındı.

Ocak 1985’te İsrail Hükümeti, İsrail savunma kuvvetleri (IDF) mensuplarının Güney Lübnan’da “güvenlik bölgesi” içerisinde işlevini sürdüreceğini ve sözde “Güney Lübnan Ordusuna (SLA)” danışmanlık yapacağını duyurdu. Güney Lübnan’daki IDF ve SLA İsrail işgaline karşı çıkan grupların hedefi oldu. 1993’te ve 1996’da İsrail birçok sivilin ölümüne ve yaralanmasına yol açan yoğun bombardımanlarını sürdürdü.

İsrail’in Lübnan’dan çekilmesi, 2000

İsrail, Güvenlik Konseyi’nin  425 (1978) ve 426 (1978) sayılı kararlarına uygun olarak Temmuz 2000’e kadar kuvvetlerini Lübnan’dan çekeceğini 17 Nisan 2000 tarihinde Genel Sekreter’e bildirdi. Genel Sekreter ilk olarak İsrail ve Lübnan Hükümetleri ve bölgedeki ilgili üye devletler ile görüşmesi için Terje Roed Larsen’i özel temsilci olarak gönderdi. Özel Temsilciye eşlik eden Birleşmiş Milletlerin teknik, hukuk ve askeri uzmanları çekilmeyle ilgili konuları değerlendirdi. İsrail Hükümeti 2 Mayıs’ta İsrail’in kuvvetlerini Güvenlik Konseyi kararlarına uygun olarak yeniden görevlendirdiğini Genel Sekreter’e bildirdi. Birleşmiş Milletler harita bölümünden bir uzman grubu, İsrail’in çekilmesini doğrulamak amacıyla bir hat belirlemek için çalıştı  ve bu hatta daha sonra ‘Mavi Hat’ adı verildi. UNIFIL birlikleri güneye ilerledi ve Mavi Hat boyunca İsrail tarafından boşaltılan bölgenin bir kısmının kontrolünü Lübnanlı yetkililer aldı. Aynı zamanda Lübnanlı milis grubun silahlı unsurları olan Hizbullah da bölgeye girdi.

Güvenlik Konseyi’ne 20 Temmuz 2000’de bilgi veren Genel Sekreter Güney Lübnan’ın dramatik bir değişikliğe şahit olduğunu belirtti. İsrail kuvvetleri ayrılmış, onların yerel yardımcıları Lübnanlı milisler dağıtılmıştı ve 20 yılı aşkın bir süre sonra silahlar susmuştu. Ocak 2001’de Genel Sekreter UNIFIL’in Lübnan Hükümeti’ni son adımı atmaya ve Lübnan birliklerinin Mavi Hat bölgesine konuşlandırmaya zorlayamayacağı kanaatine vardı. Birleşmiş Milletler gücü gözlemci göreviyle “uluslararası barışı ve güvenliği sağlamaya” odaklanmıştı. 6 yıldır periyodik ateşkes ihlallerine ve Mavi Hattın her iki tarafında meydana gelen az sayıdaki olaya rağmen Güney Lübnan’da kısmen sükunet hakimdi. Lübnan’ın isteği üzerine Güvenlik Konseyi gücün varlığının istikrarı teşvik etmeye yardımcı olduğunu savunarak düzenli olarak UNIFIL’in yetkisini yeniledi.

2006 Lübnan savaşı,

Buna rağmen, Ocak 2006’da UNIFIL Mavi Hat boyunca durumun daha da gergin olduğunu bildirdi. Genel Sekreter bölgedeki sivillerin hayatlarının tehlikeye atılmaması için tarafları  uyardı. 12 Temmuz 2006’da Hizbullah militanları İsrail’e geçti ve üç İsrail askerini öldürdü  ve ikisini de esir aldıktan sonra İsrail hapishanelerinde tutulan Lübnanlı mahkumların serbest bırakılmalarını talep etti. Aynı zamanda İsrail’in kuzeyine Hizbullah tarafından roket saldırıları düzenlendi. İsrail buna Lübnan’a hava ve deniz saldırıları başlatarak karşılık verdi, Lübnan’ın ve Beyrut’un güneyini yoğun bir şekilde bombaladı ve Hizbullah da İsrail şehirlerine roket saldırıları düzenleyerek sivil kayıplara yol açtı. Savaş 34 gün sürdü. 1,000’den fazla Lübnanlı ve 159 İsrailli öldü, 100,000’den fazla Lübnanlı sivil evlerinden oldu.

Güvenlik Konseyi, 11 Ağustos 2006 tarih ve 1701 sayılı kararı ile çatışmaların tamamen durması için çağrı yaptı. 15,000’in üzerinde UNIFIL gücünü görevlendirdi. 14 Ağustos’ta ateşkes etkisini gösterdi.

2006’nın sonunda Lübnan’da UNRWA’ya kayıtlı 12 kampta yaşayan 400,000’den fazla Filistinli mülteci vardı (Lübnan nüfusunun yaklaşık yüzde 10’u). Diğerleri ise genellikle organize kampların durumundan daha zor durumdaki büyük şehirlerde ve çevresinde yaşıyordu. Yoğun olarak ülkenin güneyindeki Saida ve Tyre şehirlerinin gecekondu semtlerinde yaşayan Filistinli mültecilerin 2006 ihtilafına doğrudan katılmamış olmaları ya da ciddi bir zarar görmemeleri kayda değer bir durumdu. Saida’ya yapılan bombalı saldırıda bir UNRWA çalışanı yaşamını yitirmişti.

Filistinli mülteciler tam olarak sosyal ve sivil haklara sahip değildir ve tarihsel açıdan hükümetin sosyal hizmetlerinden hiç yararlanamazken sağlık ve eğitim hizmetlerinden sınırlı bir şekilde yararlanırlar. Onlarca yıldır, hükümet ekonominin birçok sektöründeki iş alanlarına kısıtlamalar getirdi. Bunun sonucunda oluşan yüksek işsizlik oranlarıyla baş edebilmek için UNRWA hastane onarımı ve ev yapımı gibi sosyal ihtiyaçların karşılamasına yardım ederken mülteciler için bireysel yardım ve gelir yaratma projeleri de başlattı. 2006’da Lübnan Hükümeti, Filistinli mültecilerin çalışma izinleri ve kamplara inşaat malzemesi sokulması konusundaki kısıtlamaları kaldıracağını söyledi. Fakat kamplardaki mültecileri temsil eden komiteler yaşam koşullarının geliştirilmesine yardım edilmesi için hem UNRWA’ya hem de hükümete baskı yapmaya devam etti. UNRWA Lübnan’daki mülteciler için 81 anaokulu ve ilkokul, 5 ortaokul, bir meslek eğitim merkezi ve 25 sağlık merkezi işletiyordu.

Mayıs 2007’de Kuzey Lübnan’ın Tripoli şehri yakınlarındaki Mahr el-Bared Filistin mülteci kampında çoğu yabancı olan silahlı savaşçılarla Lübnan ordu üniteleri arasında bir çatışma patlak verdi. Her iki taraftan da düzinelerce insan öldü ve 15,000 mülteci evlerinden ayrıldı. Bir UNRWA yardım konvoyu kampta gıda ve diğer malzemeleri dağıtırken ateş altında kaldı. Çatışmalarda bir UNRWA görevlisi öldürüldü.

Diğer bölgelerdeki Filistinli mülteciler

Filistinli mültecilerin çoğunluğu UNRWA’nın sorumluluğu altındadır, fakat ayrıca Arap Körfezi ülkeleri, Mısır, Irak ve Yemen hatta daha uzakta Avustralya, Avrupa ve Amerika dahil diğer ülkelerde yaşayan çok sayıda Filistinli mülteci vardır. UNRWA’nın sorumluluğunun dışında kalanlar mülteci statüsüyle ilgili 1951 sayılı yasa kapsamında mülteci olarak hak kazanabilirler ve Birleşmiş Milletler Yüksek Komisyonu (UNHCR)’ndan yardım alabilirler. Son zamanlarda UNHCR, UNRWA ile birlikte Irak’ta kalan 15,000 civarındaki mülteciye ve bu ülkeden Ürdün’e ve Suriye’ye kaçanlara yardım sağlıyor. UNHCR ayrıca Mısır ve Libya’daki yoksul Filistinlilere yardım ediyor.

 

BM Gerçekleri           Kayıtlı Filistinli Mülteciler

Operasyon alanları

Resmi kamplar

Kamplardaki kayıtlı ailelerin sayısı

Kamplardaki kayıtlı mültecilerin sayısı

Kayıtlı mülteci sayısı

Ürdün

10

63,591

328,076

1,858,362

Lübnan

12

50,806

215,890

408,438

Suriye

9

26,645

119,055

442,363

Batı Şeria

19

39,895

186,479

722,302

Gazze Şeridi

8

93,074

478,272

1,016,964

Toplam sayı

58

274,011

1,327,772

4.448.429

 

 

ONUNCU BÖLÜM