Üçüncü Bölüm

1967 ve 1973 Savaşları ve barışa doğru ilk adımlar

Güvenlik Konseyi 242 (1967) sayılı kararı kabul ediyor.
Fotoğraf: Birleşmiş Milletler

1950 den 1967’ye kadar şiddet ve zorbalıkların hakim sürdüğü ve Filistin sorunlarının çözülemediği bir dönem yaşandı ve bu sırada İsrail, Filistin’deki İngiliz Manda’sı altında olan tüm bölgeyi işgal etti.

UNEF I’in Kuruluşu

İsrail’in, Mısır’a karşı askeri operasyonlara başlaması ve daha sonra İngiltere ve Fransa’nın da bu harekata katılması neticesinde  Ortadoğu’da 29 Ekim 1956 yılında silahlı çatışmalar tekrar patlak verdi. Mısır, şiddetle artan gerilimin ortasında, aynı yılın Temmuz ayında Süveyş Kanalı’nı millileştirdi. Genel Kurul acil bir oturumla ateşkes çağırısında bulundu ve kriz istilacı güçlerin bölgeden çekilmesiyle sona erdi ve Birleşmiş Milletler Acil Gücü de (UNEF I) bölgeye  konuşlanarak Birleşmiş Milletler’in ilk barışıgücü olarak tarihe geçti.

UNEF I, Genel Sekreter’e Mısır topraklarında ve Gazze Şeridi’nde konuşlanan barışgücüne daha fazla rıza göstermeyeceğini bildiren Mısır’ın isteği üzerine Mayıs 1967’de geri çekildi. 5 Haziran 1967’de İsrail ile Mısır, Ürdün ve Suriye arasında gerginlikler başladı. Güvenlik Konseyi’nin talep ettiği ateşkes taraflarca kabul edilene kadar, İsrail askeri güçleri, Mısır’da Sina’yı, Gazze Şeridi’ni, Doğu Kudüs de dahil olacak şekilde Batı Şeria’yı ve Suriye’de Golan Tepeleri’nin bir kısmını işgal etti.

Ateşkes güvenceye alındıktan sonra, Güvenlik Konseyi, İsrail’den askeri operasyonların gerçekleştiği bölgelerdeki halkın emniyet, refah ve güvenliğini sağlamasını ve yerlerinden edilen kişilerin geri dönüşlerini kolaylaştırmasını isteyen 237 (1967) sayılı kararı kabul etti. İlgili Devletler’den, 1949 yılında imzalanan 4. Cenevre Sözleşmesi’nde belirtildiği üzere savaş döneminde sivil kişilerin korunmasını sağlayan insani ilkelere titizlikle saygı göstermeleri istendi. Savaşın başlamasının ardından toplanan beşinci özel oturumunda Genel Kurul, Hükümetleri ve uluslararası organizasyonları savaştan etkilenenlere acil insani yardıma çağırdı. Kurul, İsrail’den geri adım atmasını, Kudüs’ün statüsünü değiştirecek yaptırımlardan vazgeçmesini istedi.

242 nolu Güvenlik Konseyi kararı

Güvenlik Konseyi pek çok müzarekeden sonra 22 Kasım 1967’de Orta Doğu’da barışçıl bir ortam için gereken ilkeleri sıralayan 242 (1967) sayılı kararı oy birliği ile kabul etti. Karar, adil ve uzun soluklu bir barışın tesisinin aşağıdaki iki ilkenin uygulanması ile mümkün olacağını taahhüt etti:

* İsrail silahlı kuvvetlerinin son çatışmada işgal edilen bölgelerden çekilmesi ve

* Tüm iddaalardan vazgeçilmesi ve çatışmaya mahal verecek davranışlardan kaçınılması; egemenlik, toprak bütünlüğü ve bölgedeki her devletin siyasi bağımsızlığı ve barış içinde, her türlü tehditden ve şiddet hareketinden uzak, güvenli ve kabul edilen sınırlar içinde yaşama hakkına saygı duyulması.

Karar ayrıca, bölgedeki her Devletin toprak bütünlüğüne saygı duyulması ve “mülteci sorununa da adil bir çözüm bulunmasını” istedi.

Mısır ve Ürdün 242 (1967) sayılı kararı kabul etti ve İsrail’in 1967 savaşında işgal ettiği bütün topraklardan çekilmesini de müzakerelere bir ön koşul olarak şart koştular. İsrail de Güvenlik Konseyi’nin Kararını kabul ederek geri çekilme ve mülteciler meselesinin ancak Arap Devletleri ile doğrudan görüşmelerle ve kapsamlı bir barış anlaşmasının neticesinde çözülebileceğini vurguladı. Suriye ise İsrail’in çekilmesinin Arap ülkelerinden beklenen ödünlere bağladığını iddia ederek kararı kabul etmedi. 1964’te Filistin’in çıkar ve isteklerinin gerçekleşmesini sağlamak için oluşturulan Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) de Filistin sorununu bir mülteci problemine indirgediğini söyleyerek kararı şiddetle eleştirdi.

1973 Savaşı ve Güvenlik Konseyi’nin 338 nolu Kararı

İsrail, 1973 yılının Ocak ayında Mısır ile Süveyş Kanalı ve Sina bölgesinde,  Suriye ile de Golan Tepelerinde savaşmaya başladı. Çatışmalar kritik bir noktaya gelince, Sovyetler Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri müşterek olarak Güvenlik Konseyi’nin acilen toplanmasını talep ettiler. 22 Ocak’ta Güvenlik Konseyi 242 sayılı kararı teyit eden ve “Orta Doğu’da adil ve daimi bir barış”a odaklanan görüşmeler için çağrıda bulunan 338 sayılı kararı kabul etti. Ateşkes çağrısı daha sonra 23 Ekim 1973 yılında  339 sayılı karar ile desteklendi ve Genel Sekreter’den Birleşmiş Milletler gözlemcilerini derhal bölgeye yollaması istendi.

Bölgede savaş devam ederken, Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat, Sovyetler Birliği  ve Amerika Birleşik Devletleri ile doğrudan temas edip bu duruma askeri birlikleriyle müdahale ederek ateşkesi sağlamalarını istedi. Sovyetler Birliği kabul ederken, Amerika Birleşik Devletleri iki süper Gücün çatışmanın ortasına konmasını kabul etmeyerek isteği geri çevirdi. Mısır’ın talebi üzerine, Güvenlik Konseyi 24 Ekim’de yeniden toplandı ve yeni bir barışgücü oluşturulması için bir karar alındı ve böylece de Birleşmiş Milletler’in ikinci Acil Durum Kıtası (UNEF II) kuruldu. 

Birleşmiş Milletler 1973 savaşının ardından Arap – İsrail çatışmasında uzun soluklu bir uzlaşmaya varmak için çabalarını iyice yoğunlaştırdı. Birleşmiş Milletler himayesinde ve Sovyetler Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri’nin müşterek başkanlığı altında Aralık 1973’te Cenevre’de uluslararası bir barış konferansı yapıldı. Mısır, İsrail ve Ürdün konferansta temsil edildi fakat Suriye katılmayı reddetti. Üç görüşmeden sonra konferans süresiz olarak sona erdi ancak askeri bir çalışma ekibi aracılığı ile irtibatın devam etmesinde karar kılındı.

Çalışma ekibi Ocak 1974 ve Ekim 1975 tarihlerinde Mısır ve İsrail arasındaki çatışmanın kesilmesi için anlaşmalara varılmasında önemli bir rol oynamış, ayrıca İsrail ve Suriye arasında Mayıs 1974’te yapılan çatışmanın kesilmesi anlaşmasını da sağlamıştır. Bu anlaşmalar iki Birleşmiş Milletler barışgücünün desteği ile yerine getirilmiştir. Mısır ve İsrail ateşkesi kabul ettikten sonra  UNEF II, askeri birliklerin geri çekilmesini denetlemiştir. Mayıs 1974’te başka bir anlaşma ile İsrail ve Suriye çatışmayı durdurma kararı imzaladılar. Bu da İsrail ve Suriye arasındaki anlaşmaları denetlemekle görevlendirilen Birleşmiş Milletler Ateşkes Gözlem Gücü (UNDOF)’nin kurulması yolunu açtı. Konsey UNEF’in görevini Temmuz 1979’a kadar düzenli aralıklarla yeniledi. UNDOF ise Golan Tepelerindeki görevini halen devam ettirmektedir.

1974’ten 1977’ye kadar uzlaşma sürecinin kaldığı yerden devam etmesini desteklemek için çeşitli düzeylerde çaba sarfedildi. 1977’nin başlarında Genel Sekreter Kurt Waldheim bir Orta Doğu ziyaretinin ardından Güvenlik Konseyi’ne taraflar arasındaki temel farklılıkların, Cenevre barış konferansının kaldığı yerden başlaması kararına engel olduğunu bildirdi.

Camp David Sözleşmeleri, 1978

Kasım 1977’de Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat Kudüs’e gitti ve bu ziyaret Orta Doğu sorununda bir yeni dönem başlattı. Bu ziyareti takiben Mısır ve İsrail arasında Amerika Birleşik Devletleri’nin aracılığı ile doğrudan görüşmeler yapıldı ve neticesinde de 1978 Eylül ayında Camp David Sözleşmeleri olarak bilinen 2 adet “çerçeve barış” sözleşmesi imzalandı. Diğer  Arap Devletlerinin çoğu ve FKÖ’nün güçlü itirazlarına rağmen, bu sözleşmeler sonunda Mısır ve İsrail arasında Mart 1979’da bir barış antlaşması imzalandı ve bunun neticesi olarak ta İsrail Nisan 1982’de Sina’dan askerlerini çekti.

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Ronald Reagan, 1 Eylül 1982’de “kalıcı, adil ve uzun soluklu bir barış” için işgal altındaki Filistin topraklarında Ürdün ile işbirliği içinde Filistinlilerin bir özerk yönetim kurmalarını önerdi. Reagan ayrıca İsrail yerleşimlerinin dondurulmasını istedi. “Reagan Planı” diye adlandırılan plan Güvenlik Konseyinin 242 (1967) ve 338 (1973) sayılı kararlarında yansıtılan “barış için toprak” formülü üzerine kuruldu.

Aynı ay içinde, Fas’ın Fes kentinde Arap Ülkeleri Teşkilatı Onikinci Zirve Toplantısı yapıldı. Bu zirvede,  İsrail’in 1967’de işgal ettiği bölgelerden çekilmesi, işgal edilen Filistin topraklarındaki İsrail yerleşimlerinin boşaltılması, Filistinlilerin kendi kendilerini yönetme haklarının teyid edilmesi ve Birleşmiş Milletler’in kontrolü altında gerçekleşecek bir geçiş döneminin ardından bağımsız bir Filistin devleti kurulmasını talep eden bildiri kabul edildi. “Fes Bildirisi” olarak adlandırılan bu bildiri aynı zamanda Güvenlik Konseyi’nden “bağımsız Filistin Devleti de dahil olmak üzere bölgedeki bütün devletler arasında” barışı güvence altına almasını istedi. Genel Kurul da Arap barış planına sıcak bakmaya başladı.

1981 Filistin Meselesi Uluslararası Konferansı

Filistin meselesine adil bir çözüm bulunamamış olmasından kaygı duyan Genel Kurul, 1981’de konu üzerinde uluslararası bir konferans toplamaya karar verdi. Filistin Meselesi Uluslararası Konferansı 29 Ağustos-7 Eylül 1983 tarihleri arasında Cenevre’deki Birleşmiş Milletler ofisinde yapıldı. Konferansta 117’si tam katılımcı, 20’si gözlemci olmak üzere, FKÖ’nün de dahil olduğu 137 devletin temsilcileri biraraya geldi.  Bu girişim tam destek görmedi: İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri ve diğer bazı ülkeler bu konferansa karşı çıktılar.

Konferansta Filistin Bildirisi oy birliği ile kabul edildi ve devletlerden, Birleşmiş Milletler kuruluşlarından,  hükümetler arası ve sivil toplum örgütlerinden  katkıda bulunmaları istenen “Filistin Haklarının Edinimi için Çalışma Programı” onaylandı.  Konferansta, altında Arap – İsrail ihtilafı ile ilgili olarak  Birleşmiş Milletler himayesinde bütün tarafların eşit katılımıyla bir Orta Doğu Uluslararası Barış Konferansı düzenlenmesinin şart olduğu sonucuna varıldı.

Genel Kurul, Orta Doğu Uluslararası Barış Konferansı yapılması yönünde Cenevre Konferansından alınan çağrıyı 1983 yılının sonlarına doğru desteklediğini açıkladı. 1980’li yıllarda Genel Kurul, önerilen konferansın düzenlemesini talep etti.

 

BM Gerçekleri      Güvenlik Konseyi’nin 242 ve 338 sayılı kararları

Güvenlik Konseyi’nin 22 Kasım 1967’de kabul ettiği 242 ve 22 Ekim 1973’te kabul ettiği 338 sayılı kararları, Orta Doğu’da barışın tesisi için yapılacak daha sonraki görüşmelerin temelini teşkil ediyor.

****************************************************************

1) Güvenlik Konseyi’nin 22 Kasım 1967 tarih ve 242 sayılı kararı

Güvenlik Konseyi,

Orta Doğu’daki ciddi durum ile ilgili süren endişesini ifade ederek,

Savaş ile toprak kazanmanın kabul edilemezliği ve bölgedeki her devletin güven içinde yaşayabileceği adil ve kalıcı bir barış için gayret edilmesi gereğini  vurgulayarak,

Birleşmiş Milletler anlaşmasını kabul eden bütün üye devletlerin Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 2. maddesine uygun olarak hareket etmek yükümlülüğünde olduklarını vurgulayarak,

1. Anlaşma esaslarının icrasının Orta Doğu’da kalıcı ve adil bir barışın tesis edilmesini gerektirdiğini, bunun da aşağıdaki kurallara uyulmasını gerektirdiğini beyan eder :

  1. İsrail silahlı kuvvetlerinin son çatışmada işgal ettiği topraklardan çekilmesi,
  2. Hak iddialarından veya savaşa yolaçabilecek tavırlardan vazgeçilmesi ve bölgedeki her ülkenin egemenliği, toprak bütünlüğü ve siyasi bağımsızlığına ve  tehdit ve şiddet hareketlerinden uzak şekilde, tanınan sınırları içinde güvenle yaşama hakkına saygı duyulması ve bunların kabul edilmesi;

2. Ayrıca;

a)  Bölgedeki uluslararası sularda denizciliğin serbestliğinin garanti altına alınması,

b) Mülteci sorununa adil bir çözüm getirilmesi,

c) Askerden arındırılmış bölgelerin kurulması gibi tedbirlerle bölgedeki her devletin bölgesel dokunulmazlığı ve politik bağımsızlığının güvence altına alınmasının gereksinimini onaylar.

3.Genel Sekreter’den anlaşmaya varılmasını destekleyecek ve bu karardaki koşul ve kurallar ile uyum içinde barışçıl ve geçerliliği kabul edilmiş bir anlaşmaya ulaşmak için harcanan çabalara yardım edecek bir Özel Temsilci atamasını talep eder;

Genel Sekreter’in Güvenlik Konseyi’ne Özel Temsilci’nin çabalarının getirileri hakkında en kısa zamanda rapor vermesini talep eder.

Oy birliği ile 1382. toplantıda kabul edilmiştir.

2) 22 Ekim 1973 tarih ve 338 sayılı Karar (1973)

Güvenlik Konseyi,
1. Şimdiye dek savaşan tüm tarafları, bu kararın kabulünü takiben 12 saat içinde, işgal altında tuttukları bölgelerde acilen ateşkese ve bütün askeri harekatı durdurmaya davet eder;

2. İlgili tarafların, ateşkesin hemen ardından Güvenlik Konseyi 242 (1967) sayılı Kararını bütün yönleri ile uygulamaya başlamasını talep eder;

3. Orta Doğu’da adil ve kalıcı bir barış tesis etmeyi amaçlayan uygun denetim  eşliğinde ilgili taraflar arasında ateşkes ile görüşmelerin derhal başlaması gerektiğine karar verir.

14 oyla ve oy çokluğuyla 1747. toplantıda kabul edildi.*

*Oylamaya bir üye (Çin) katılmadı.
****************************************************************

 

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM