Altıncı Bölüm
Birleşmiş Milletler ve Barış Arayışı

BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon (soldan dördüncü) Orta Doğu Dörtlüsü’nün (Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya Federasyonu) 23 Eylül 2007’de  New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde ortak basın toplantısında Orta Doğu barış süreci esasları konusunda konuşurken. Soldan sağa: Tony Blair, Dörtlü Temsilcisi; Javier Solana, Avrupa Birliği Konseyi Genel Sekreteri; Condoleezza Rice, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı; Genel Sekreter Ban; Sergey Lavrov, Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı; Luis Amado, Portekiz Dışişleri Bakanı (Avrupa Birliği Dönem Başkanı); ve Benita Ferrero-Waldner, Avrupa Birliği Dışişleri Komisyon Üyesi.
Fotoğraf: Birleşmiş Milletler

“Birleşmiş Milletler kırk yıl önce başlayan işgale bir son vermeyi ve iki devletli bir çözüme varmayı hedefleyen uluslararası çabaları desteklemeye devam edecektir. Tutarlı ve bağımsız bir Filistin ve sağlam ve  emniyetli bir İsrail yalnızca iki millet için bir lütuf olmayacak ayrıca daha geniş bölgede barış ve istikrarın teşvik edilmesine de yardımcı olacaktır.”

Genel Sekreter Ban Ki-moon’un 9 Mayıs 2007 tarihinde  BM Afrika Filistin Meselesi toplantısında verdiği mesaj

Yol haritası belirlendi

Diplomatik çabalar, 2003’ün başındaki artan şiddetin ortasında da devam etti. 30 Nisan’da, Dörtlü, taraflara resmi olarak “Yol Haritası” olarak bilinen ayrıntılı bir tasarı olan “İsrail- Filistin Çatışmasına İki Devletli Bir Çözüm İçin Performansa Dayalı Yol Haritası” sundu. Yol Haritası, Madrid Konferansında ortaya sürülen “barış karşılığı toprak” ilkesi esas alınarak ve taraflar ile Arap Barış Girişimi’nin daha önce anlaşmaya varmış olduğu Güvenlik Konseyi’nin 242 (1967), 338 (1973) ve 1397 (2002) sayılı kararlarına dayanan ve ölçülebilir adımların uygulanacağı üç aşamalı bir plandı. Açıkça görüldüğü üzere, yol haritası tereddütlere rağmen hem İsrailliler hem de Filistinliler tarafından çatışmaların sona erdirilmesi yolundaki tüm çabaların göstergesi olarak kabul edildi. 2002’den bu yana Dörtlü, düzenli olarak  (2002’de Madrid’te olduğu gibi), ve Orta Doğu Barış Süreci için Gazze merkezli Birleşmiş Milletler Özel Kordinatörlüğü nezaretinde temsilci düzeyinde toplanmaya devam etti.

İsrail Başbakanı Ariel Şaron ve görevi yeni devralan Filistin Başbakanı Mahmud Abbas, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush  ve Ürdün Kralı Abdullah  4 Haziran 2003’te Ürdün’ün Akabe kentinde buluştu. Başbakan Abbas, “Silahlı intifada sona ermeli; işgali durdurmak ve Filistin ve İsraillilerin acılarına son vermek için barışçıl yollara başvurmalıyız” dedi. Başbakan Şaron ise: “Filistinli ortaklarımıza, Batı Şeria’daki geçerli bir Filistin Devleti’nin önemini anladığımızın güvencesini verebiliriz” dedi ve izinsiz kurulan uç yerleşim yerlerinin boşaltılmasına derhal başlayacaklarını taahhüt etti.

Bunu, Dörtlünün temsilcilerinin biraraya geldikleri bir toplantı izledi. Dörtlü ayrıca Ürdün’de de toplandı ve İsrail ve Filistin liderlerinin vaatlerini yerine getirmeleri için onları desteklemeyi taahhüt etti. Dörtlü Filistinli grupların silahlı hareketlerinin durdurulması için Mısır ve diğer ülkelerin çabalarını da memnuniyetle karşıladı.

İsrail ve Filistin Başbakanları, Yol Haritasının uygulanış sürecini tartışmak üzere 1 Temmuz’da Kudüs’te tekrar buluştu. Toplantıdan önce yapılan ortak basın toplantısında  Başbakan Abbas İsrail’in kuzey Gazze Şeridi’nden çekilişini “önemli  adımlar” olarak nitelendirdi ve diğer işgal altında olan Filistin kasaba ve şehirlerinin de sırada olduğunu söyledi. Yol Haritası’nın uygulanmasının ilerleyişi için ortak komiteler oluşturmak üzere anlaşmaya varılacağını umduğunu söyleyen Başbakan Şaron önceliğinin ise İsrail’in güvenliği olduğunu tekrarladı.

Ağustos ayında, Kudüs’te bir otobüse bir Hamas militanınca  intihar saldırısı düzenlendi ve 21 kişi hayatını kaybetti. İsrail de misilleme olarak Gazze Şeridi’ndeki bir Hamas liderine ve Batı Şeria’da dört militana yargısız infaz yaptı.  İki intihar bombası 15 kişiyi daha öldürdükten sonra, İsrail güçleri, Ramallah’taki Filistin Başkanlık yerleşkesini tekrar kuşattı. Ekim’de bir kadın intihar bombacısı bir Hayfa restoranında 21 İsrailliyi öldürdükten sonra, Genel Kurul, bu tür cinayetleri tekrar kınadı ve İsrail’den ayırma duvarının inşasını durdurarak yıkılmasını talep etti. Kasım’da Güvenlik Konseyi, Yol Haritasını destekleyen, 1515 (2003) sayılı kararı kabul etti. Başbakan Şaron, bu arada, İsrail askeri güçlerinin ve yerleşimcilerin Gazze Şeridi’nden tek taraflı olarak “çekilmesine ” yönelik planını duyurdu.

“Cenevre Girişimi”

Aralık 2003’te, İsrail ve Filistin sivil toplum temsilcileri İsrail ve Filistin Yönetiminin iki eski bakanı Yossi Beilin ve Yasser Abed Rabbo liderliğinde Cenevre Girişimini başlattılar. Bu girişim ile nihai statü konularına değinen ve İsrail-Filistin çatışmasını sona erdirmeyi hedefleyen detaylı gayriresmi bir  barış anlaşması görüşmeleri yapılmaya başlandı. Resmi bir dayanağı olmasa da, bu barış amaçlı ayrıntılı girişim İsrailli ve Filistinliler arasında dikkate değer halk desteği topladı. Girişimin kurucularının 5 Aralık’ta New York’ta gerçekleştirdiği toplantı sonrasında, Genel Sekreter Kofi Annan Yol Haritası’nın varılacak noktayı gösteren anahtar belge olduğunu, Orta Doğu’daki çatışmanın  ancak değişim için birlikte çalışacak kişilerin katkıları ile sonlandırılabileceğini söyledi.

2004 yılında şiddet hızla tırmandı. Gazze şehrine Mart ve Nisan aylarında ayrı ayrı füze saldırıları gerçekleştirildi ve İsrail Savunma Güçleri, Hamas hareketi’nin önde gelen 2 lideri Şeyh Ahmet Yasin ve Abdül Aziz Rantisi’yi öldürdü. Mayıs’ta Filistinli militanlar Gazze Şeridi’nde bir İsrail askeri aracını havaya uçurarak altı askeri öldürdü; İsrail, Gazze Şeridi’nin Mısır hududunda sözde sınır ötesi sızmaları ve silah kaçakçılığını durdurmak için geniş bir operasyon başlattı ve operasyonda düzinelerce Filistinlinin evi tahrip oldu ve 40 Filistinli öldürüldü. Temmuz ve Ağustos aylarında Netanya ve Beersheba’da bombalı intihar saldırıları 20’den fazla İsraillinin hayatını kaybetmesine neden oldu. Eylül’de Sderot’un Negev kasabasında kassam roketleri iki İsrailli çocuğu öldürdükten sonra İsrail güçleri 100’den fazla Filistinlinin hayatını kaybettiği 17 gün süren bir askeri operasyon ile Gazze Şeridi’nin kuzeyini tekrar işgal etti.

Kasım 2004’te Filistin lideri Yasser Arafat 11 aydır gittikçe kötüleşen sağlık sorunları nedeniyle kapandığı Ramallah’taki evinden alınarak hava yoluyla Fransa’da bir hastanede götürüldü ve 11 Kasım’da, 75 yaşında hayatını kaybetti. Mısır’da düzenlenen resmi devlet cenaze törenlerinin ardından, Batı Şeria’ya getirilen naaşı Ramallah’taki başkanlık konutu kompleksinde, hüzün ve matemin hakim olduğu bir ortamda toprağa verildi.

Yeni Bağlantılar

Diplomatik ilişkiler 2005 yılında başladı. Şubat ayında İsrail “birlik hükümeti”nin başkanı olan Başbakan Ariel Şaron, Mısır’ın Şarm el-Şeyh kentinde Ocak ayında Yasser Arafat’ın yerine Filistin Yönetimi’nin başkanı olarak oy çokluğu ile seçilen Mahmud Abbas ile buluştu. İki lider bir kez daha şiddete son çağrısında bulundu ve İsrail 900 Filistinli mahkumun salıverilmesini ve İsrail güçlerinin Filistin şehirlerinden çekilmesini öngören bir plan açıkladı. Konferansın sonuçları intifadanın sona erdiğinin müjdesi gibi görüldü; ancak, İsrail birliklerinin tasarlanan geri çekilişi, Tel Aviv’de bir gece klübünde 5 kişinin ölümüne sebep olan bir intihar saldırısının ardından “donduruldu.”

Mart ayında, Dörtlü’nün başkanları, “Filistin Kurumlarını Geliştirme’yi Desteklemek” için yapılan uluslararası bir toplantı ile eş zamanlı olarak, Londra’da tekrar toplandı. Dörtlü bir açıklama yaparak  İsrail’in Gazze Şeridi ve Batı Şeria’nın bazı bölgelerinden çekilme kararını takdirle karşıladıklarını bildirdi ve böyle adımların “tam ve eksiksiz” olarak Yol Haritası ile uyumlu bir şekilde yerine getirilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca “bölgelere dağınık bir şekilde yayılmış topraklarda bir devletin olamayacağı” konusunda da uyarıda bulundu. Londra toplantısı ardından, Genel Sekreter, İsrail ve Filistinli liderlerle tekrar görüşebilmek için bölgeyi ziyaret etti. İsrail, Batı Şeria kasabaları olan Eriha ve Tulkarm’dan güçlerini çekti.

Ortadoğu Dörtlüsü, Nisan ayında, Dünya Bankası eski başkanı James Wolfensohn’u “Gazze’de çatışmaların sona erdirilmesi için özel temsilci” olarak atadı. Özel temsilcinin görevleri arasında iktisadi varlıkların devrinin kolaylaştırılması, Gazze’deki boşaltılan yerleşim alanlarındaki tarım amaçlı seraların Filistin yönetimine teslim edilmesi de vardı.  Mayıs’ta İsrail 400 Filistinli mahkumu serbest bıraktı. Haziran’da Başbakan Şaron ve Başkan Abbas Kudüs’te buluştuktan sonra, Dörtlü Londra’da tekrar bir araya geldi ve iki tarafı “her türlü şiddet artışını önlemeleri ve bundan kaçınmaları” konusunda uyardı.

İsrail’in Gazze Şeridi’nden Çekilmesi ve Hamas’ın Ortaya Çıkışı

Ağustos’ta, İsrail içinden gelen muhalefete rağmen, Başbakan Şaron, Gazze Şeridi’ndeki tüm ve Batı Şeria’nın kuzeyindeki diğer dört sivil yerleşim yerinin tahliyesini pürüzsüz ve çabuk şekilde gerçekleştirdi; Eylül’de, son İsrail askerleri de Gazze Şeridi’nden ayrıldı ve İsrail yerleşimleri Filistinlilere devredildi. Bu, İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarından 4 Temmuz 1967’den bu yana ilk çekilişiydi ama İsrail, Gazze Şeridinin sınırlarını, hava sahasını ve deniz sahasını kontrol etme hakkını elinde tuttu. Genel Kurul’a bir hitabında Başbakan Şaron İsrail’in “bölünmemiş” bir Kudüs talebini tekrar vurgularken, Filistinlilerin de “özgür, ulusal, bağımsız ve kendilerine ait bir Devletlerinin mevcudiyetine hakları olduğunu” açıkladı.

Ocak 2006’da,  Filistin-İsrail çatışmasının devinimini ciddi şekilde etkileyecek iki olay meydana geldi: İsrail Başbakanı Ariel Şaron bir felç geçirdi ve yeni Filistin Yüksek Yasama Meclisi için yapılan seçimlerde ise İsrail’i tanımayan, önceki anlaşmaları kabul etmeyen ve şiddetten vazgeçmeyeceğini söyleyen Hamas hareketi parlamentodaki koltukların çoğunluğunu kazandı. Başkan Abbas, Hamas lideri İsmail Haniyeh’den yeni bir Filistin Hükümeti oluşturmasını istedi, aşağı yukarı aynı zamanda Ehud Olmert İsrail Başbakanı seçildi.

Hamas’ın seçim zaferine yanıt olarak İsrail, Filistinlilere vergi gelirlerini aktarmayı durdurdu ve başlıca dış bağışçılar olan Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği, Filistin Yönetimi’ne finansal ve ekonomik desteklerini askıya almak için harekete geçti. Yardımın kaldığı yerden devam etmesi için Hamas liderliğindeki yönetimin kendini şiddetten uzaklaştıracak prensipler edinmesi, İsrail’i tanıması ve iki devletin yan yana huzur içinde yaşamasını sağlayacak olan Yol Haritası’nın da dahil olduğu daha önceki anlaşma ve zorunlulukların kabulü konusunda ısrar ettiler. Haziran’da, Gazze Şeridi’nde yükselen insani krizin işaretleri neticesinde, Dörtlü, Avrupa Birliği’nin Filistin Yönetimi aracılığı olmaksızın, Filistin halkına doğrudan, ihtiyaçları bazında yapılacak yardımları gerçekleştirmek üzere “Geçici bir Uluslararası Mekanizma”  önerisine destek verdi. Bu mekanizma kapsamında sağlık sektöründe çalışan Filistinlilerin maaşlarını ödemek ve nüfusun en fakir kesimine yakıt, enerji ve temel gereksinimleri sağlamak üzere Avrupa Birliği Filistinlilere 2006 yılında yaklaşık 865 milyon dolar dağıttı.

Filistin bölgesindeki insanların çektiği çileyi azaltmak için bir yol bulma çabası devam ederken (bölüm 9’a bakınız), Filistinli liderler El-Fetih ve Hamas grupları arasındaki anlaşmazlığı gidermek için görüşmeler düzenlediler. Gazze Şeridi’nden İsrail’e  Kassam roketleri atılmaya devam edildi. İsrail de şüpheli Filistinli militanları “hedef alan cinayetler” düzenlemeye devam etti. Haziran 2006’da gerçekleşen üzücü bir olayda, Gazze plajında bir ailenin yedi ferdi öldürüldü. Karşılık olarak, Hamas ateşkes teklifini feshetti ve militanlar İsrail topraklarına girerek iki İsrail askerini öldürdüler ve  bir onbaşıyı da esir aldılar. Buna cevaben, İsrail, Gazze Şeridi’nde yeni bir kara harekatı başlattı ve  Filistin bölgesinden roket atıldığı söylenen bir mekana tek bir saldırıyla  23 Filistinliyi öldürdü. Haziran’da yapılan bir hava saldırısı Gazze Şeridi’ndeki tek elektrik santralini yok ederek, Gazze sakinlerini yılın geri kalanında günde 6-8 saat elektrik ve 3 saat suyla idare etmeye mahkum etti. Güvenlik Konseyi Temmuz’da toplandı fakat asli bir üyenin olumsuz oyu yüzünden, esir alınan İsrail askerinin salıverilmesi ve İsrail’in aşırı güç kullanımına bir son vermesini talep edecek bir karar çıkarılamadı.

Gazze sakinleri 2006’nın ikinci yarısını neredeyse her gün kara, hava ve denizden gelen İsrail askeri saldırıları ve Filistin roketlerinin İsrail’e sürekli atılması neticesinde savaş benzeri bir ortamda geçirdi. 25 Temmuz - 12 Ekim 2006 arasında oluşan şiddet hareketlerinde 60’ı çocuk olmak üzere 261 Gazzeli hayatını kaybetti; aynı dönemde Gazze Şeridi’nden atılan iki ev yapımı bomba ile iki İsrailli öldürüldü ve 15’i yaralandı. Eylül 2006’ya kadar El-Fetih’li Başkan Abbas ve Hamas’ın Başbakanı Haniyeh bir Filistin birlik Hükümeti kurmaya karar verdi. Ancak, Gazze’de silahlı Filistinli gruplar arasında yoğun bir çatışma başladı; çatışanlardan pek çoğu hayatını kaybetti ve birlik konuşmaları yarıda kesildi.

İsrail, Gazze Şeridi’ndeki bölgelere bombardımana devam etti ve Kasım ayında  kuzeydeki Beit Hanoun kasabasına altı gün boyunca saldırarak 50 sivilin  ölümüne sebep oldu hatta bir saldırıda  bir ailenin 16 ferdi yaşamını yitirdi. İsrail başbakanı bu olay için teknik sorunlar nedeniyle oldu diye sonradan özür diledi. Güvenlik Konseyi 9 ve 10 Kasım’da toplandı fakat Gazze Şeridi’ndeki İsrail askeri harekatını kınayacak bir tasarı kararı çıkarmakta başarılı olamadı. İnsan Hakları Konseyi 15 Kasım’da özel bir oturum yaparak Beit Hanoun’a yüksek düzeyli  bir araştırma kurulu göndermeye karar verdi. Genel Kurul, 30 Kasım’da “kadın ve çocukların da dahil olduğu pek çok Filistinlinin öldürülmesinden” derin bir üzüntü duyduğunu açıklayarak Genel Sekreter’den benzer bir araştırma kurulunu görevlendirmesini talep etti. Kasım ayı sonunda verilen ateşkes kararına kadar, 450’den fazla Filistinli öldürüldü ve son beş ay içinde de yaklaşık 1,500’ü çeşitli  çatışmalarda yaralandı; aynı dönemde 3 İsrailli asker ve  2 İsrailli sivil Filistinliler tarafından öldürüldü.

Ulusal Birlik Hükümeti konusunda Anlaşma

Uzlaşma çabalarının yeniden başlaması 2007 yılını buldu. 2007 Şubat ayında, Hamas ve El-Fetih liderleri, Suudi Arabistan Kralı Abdullah’ın daveti üzerine Mekke’de buluştular ve Filistin Yönetiminde bir güç birliği formülü üzerinde anlaşmaya vardılar. Mart ayında, hem Hamas, hem El-Fetih bakanları ve hem de bağımsız üyelerden oluşan bir “Filistin Ulusal Birlik Hükümeti” kuruldu. Yeni Hükümet, programında  “uluslararası kararlara ve FKÖ tarafından imzalanan  anlaşmalar”a uyacağını söyledi. Batılı bağışcı ülkeler, İsrail’in tanınması ve barış süreci ve şiddetin kesilmesi için verilen sözlerin bu yeni hazırlanmış olan programda hala yetersiz olduğunu ileri sürdüler.  Filistin yönetiminin kalkınması için gerekli olan mali yardımlar konusunda ise kısıtlamalar devam etti ve  batılı, büyük bağış yapan ülkelerin temsilcileri Filistin Hükümetinin Hamas üyeleri ile iletişim kurmaması gerektiğini söylediler.

Mart ayında Riyad’ta yapılan Arap Birliği zirvesinde,  2002 yılında Beyrut’taki Arap zirvesinde kabul edilen Suudi planını tekrar teyit etme kararına varıldı, bu karar ise, İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarından çekilmesi ve ilişkilerin normalleşmesi karşılığında, İsrail’in tanınması idi. Aynı ay içinde Genel Sekreter Ban Ki-moon, bölgeye ilk resmi ziyaretini gerçekleştirdi ve Kudüs’te İsrail yetkilileri ile Batı Şeria’da da Filistin liderleri ile buluştu.

Nisan ayında, Başkan Abbas ve Başbakan Olmert, Kudüs’te aciliyeti olan insani konular ve güvenlik konuları ve iki taraf arasında güven yapılandırılmasını  konuşmak üzere buluştu, fakat toplantıdan sonuç çıkmadı. Mart ve daha sonra Mayıs ayında, Berlin’de buluşan Orta Doğu Dörtlüsü başkanları, İsrail ve Filistinliler arasındaki diyaloğu yenilemek için gösterilen çabaları ve Arap Barış Girişimini sıcak karşıladı.  Ancak, 2007 yılı Mart ayı ortalarından Mayıs ortalarına kadar geçen dönemde yeniden ortaya çıkan gruplar arası şiddet olayları sırasında 68 Filistinli hayatını kaybetti, 200’ü yaralandı. Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı 24 Mayıs’ta Güvenlik Konseyi’ne yenilenen şiddetin hem Filistin Birlik Hükümeti’nin devamını hem de herhangi bir gelecek vaadeden İsrail-Filistin diyaloğu beklentilerini  tehdit ettiğini söyledi.

Hamas’ın Gazze Şeridi’nde Kontrolü Ele Alışı ve sonuçları

Haziran ayında, Hamas, Gazze Şeridi’ndeki de facto yönetime sert bir şekilde el koydu. Buna karşılık olarak, Başkan Abbas, Filistin Ulusal Birlik Hükümeti’ni fesh ederek, acil durum ilan etti ve Salam Fayyad’ı Başbakan olarak görevlendirdiği bir acil durum bakanlar kurulu kurdu.

Yeni Filistin Hükümeti’nin oluşturulması ile Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği, Filistin Yönetimine doğrudan yardımı yenileme kararı aldı. İsrail de Başkan Abbas’ı desteklemek üzere harekete geçerek vergi ve gümrük gelirlerini devretmeyi sürdürmeye ve Filistinli mahkumları serbet bırakmaya başladı.

Dörtlü, yeni gelişmelerin ışığında barış sürecini hızlandırmak üzere Haziran ayında eski İngiltere Başbakanı Tony Blair’ı Temsilcisi olarak atadı ve Amerika Birleşik Devletleri Başkanı tarafından önerilen, İsrail-Filistin anlaşmazlığına çare olabileceği düşünülen iki devletli bir çözümü desteklemek için yapılacak uluslararası bir toplantıya da destek verdi.

Annapolis Konferansı ve Barış Görüşmelerinin Yeniden Başlaması

Barış sürecini canlandırmaya yönelik bir çaba olarak Amerika Birleşik Devletleri, Maryland eyaletinin Annapolis kentinde 27 Kasım’da bir konferans düzenledi. İsrail Başbakanı Ehud Olmert ve Filistin Başkanı Mahmud Abbas, anahtar konumdaki uluslararası aracılar ve Suudi Arabistan, Ürdün, Mısır, Lübnan ve Suriye gibi bölgesel komşuların temsilcileri de bu toplantıya katıldılar.

Konferans sonunda İsrail ve Filistinli liderler “bir barış anlaşmasına varmak, daha önceki anlaşmalarda belirtildiği gibi hiçbir istisna olmadan tüm temel konuların dahil olduğu başlıca konuları çözüme ulaştırmak üzere iyi niyetli iki taraflı görüşmelere derhal harekete geçme” konusunda mutabakata vardılar. Konferansta alınan karar gereğince 2008 sona ermeden bir anlaşma yapılması öngörüldü. Bu amaçla, bir İdare Komitesi kuruldu ve Komitenin ilk oturumu 12 Aralık’ta Kudüs’te yapıldı.

Söz konusu mutabakat çerçevesinde taraflar Orta Doğu Dörtlüsünce hazırlanan iki devletli kalıcı çözümü için performans bazlı Yol Haritası gereğince  yükümlülüklerini derhal yerine getireceklerine söz verdiler ve Yol Haritası’nın uygulanışını takip etmek üzere Amerika Birleşik Devletleri tarafından yönetilecek, ABD, Filistin ve İsrail temsilcilerini içerecek bir mekanizma oluşturmaya karar verdiler. Başbakan Olmert ve Başkan Abbas da görüşmeleri takip etmek üzere iki haftada bir görüşme kararı aldılar.

Genel Sekreter Ban Ki-moon mutabakata olumlu yaklaştı ve yenilenen çabalara Birleşmiş Milletler adına tam destek verdi. “60 yıldır Birleşmiş Milletler, önce bölünme planı, daha sonra da 242, 338, 1397 ve 1515 sayılı Güvenlik Konseyi kararları  ile barış adına kapsamlı girişimlerde bulundu. Birleşmiş Milletler’in bu anlaşmazlığın çözüldüğünü görmek en önemli önceliklerinin başında geliyor. Artık planların hayata geçirilmesi elzemdir. Yarın ne yapacağımız bugün ne söylediğimizden daha önemlidir” dedi.

BM Gerçekleri            Yol Haritası

Aşağıdakiler, Orta Doğu Dörtlü (Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya Federasyonu) tarafından 10 Nisan 2002 tarihinde Madrid’de yapılan toplantıda kabul edilen “İsrail-Filistin Anlaşmazlığına İki Devletli Kalıcı bir Çözüm için Performans Bazlı Yol Haritası”ndan alıntılardır. Yol Haritası, hem İsrail hem de Filistin tarafından bölgede huzur ve güven içinde yanyana yaşayacak iki devletin kurulmasına imkan tanımak üzere, dökülen kanın durdurulması ve iki taraf arasındaki anlaşmazlığa bir son verilmesi için atılması gereken adım ve parametreleri tanımlamaktadır.

Taraflara resmi olarak 30 Nisan 2003’te sunulan Yol Haritası, amaca yönelik ve performans bazlı bir temelde İsrail-Filistin anlaşmazlığında  kalıcı ve  kapsamlı çözümlere ulaşmayı amaçlayan üç aşamalı bir plandır. İsrail-Filistin anlaşmazlığını sonlandırmaya yönelik tüm çabaların dayanağını oluşturmuştur.

İsrail-Filistin anlaşmazlığına getirilecek iki devletli çözüme ancak, Filistin halkı teröre karşı kararlı şekilde hareket eden ve hoşgörü ve özgürlüğe dayalı bir demokrasiyi savunan bir yönetime sahip olduğunda, İsrail’in de demokratik bir Filistin devleti kurulması için ne gerekiyorsa yapmaya hazır olduğunda ve iki tarafın da açık ve net şekilde aşağıda tanımlandığı gibi görüşmeler sonucu varılacak bir anlaşma ve şiddet ve terörün sona ermesi ile ulaşılabilir.

Dörtlü, taraflar arasında gerektiği gibi doğrudan görüşmelerin de dahil olduğu Aşama I’den başlayarak planın uygulanışına destek verecek ve kolaylaştıracaktır. Planın uygulanabilmesi için gerçekçi bir zaman çizelgesi oluşturulacaktır. Ancak, performans bazlı plan kapsamında ilerleme tarafların iyi niyetli çabalarını ve aşağıda özetlenen yükümlülükleri yerine getirmelerine bağlıdır. Taraflar yükümlülüklerini hızla yerine getirirse, aşamalar içinde ve arasındaki gelişme de planda belirtilenden daha çabuk gerçekleşecektir. Yükümlülüklere itaatsizlik gelişmeyi engeller.

Taraflar arasında uzlaşma yoluyla varılacak bir anlaşma, İsrail ve diğer komşuları ile yanyana barış ve huzur içinde yaşayan bağımsız, demokratik ve canlı bir Filistin Devleti ile sonuçlanacaktır. Anlaşma sayesinde Israil-Filistin ihtilafına çözüm bulunabilecek ve 1967 yılından bu yana devam eden işgal, Madrid Konferansı temellerine, barışa karşı toprak formulüne, 242, 338 ve 1397 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararlarına, taraflar arasında daha önce varılan anlaşmalara ve Arap Birliği Beyrut Zirvesinde kabul edilen Suudi Arabistan Veliahtı (şimdiki Kral) Abdullah’ın İsrail’in güven ve huzur içinde yaşayan bir komşu olarak kabul edilmesi yönündeki girişimleri temel alınmak suretiyle sona erdirilecektir. Bu girişim, Suriye-İsrail ve Lübnan-İsrail cephelerini de içerecek şekilde uluslararası topluluk tarafından barış için yürütülen çabaların vazgeçilmez bir unsurudur.

Dörtlü düzenli olarak, tarafların planı uygulama performanslarını değerlendirmek üzere üst düzeyde toplanacaktır. Aksi istenmedikçe tarafların yükümlülüklerini eşzamanlı gerçekleştirmesi beklenir.  

Birinci Aşama: Terör ve Şiddeti Sonlandırmak, Filistinlilerin Hayatını Normalleştirmek ve Filistin Kurumlarını Kurmak, Mayıs 2003’e kadarki dönem

Birinci Aşama’da Filistinliler aşağıda belirtilen adımlara göre şiddeti derhal ve kayıtsız şartsız sona erdirecek; bu harekete İsrail tarafından alınan destekleyici kararlar eşlik edecektir. Filistinliler ve İsrailliler şiddeti, terörü ve kışkırtmaları sonlandırmak için Tenet çalışma planını esas alarak  güvenlik işbirliğini kaldığı yerden devam ettirecektir. Filistinliler devlet olma hazırlıkları yolunda, bir Filistin anayasa taslağı oluşturmak ve bu düzenlemelerin temeline dayanarak özgür, adil ve açık seçimler yapmak gibi  kapsamlı politik reformlar yapacaklardır. İsrail ise Filistinlilerin hayatını normale döndürmek için tüm gerekli adımları atacaktır. İsrail 28 Eylül 2000’den bu yana işgal altında olan Filistin bölgelerinden çekilecek ve iki taraf da o dönemdeki mevcut durumu, güvenlik performansı ve işbirliği süreci bağlamında düzeltecektir. İsrail ayrıca tüm yerleşim aktivitesini, Mitchell raporunun gerektirdiği gibi donduracaktır.

İkinci Aşama: Dönüşüm, Haziran-Aralık 2003 dönemi

İkinci aşamada çabalar geçici sınırlara ve bazı egemenlik haklarına  sahip bağımsız bir Filistin Devletinin yeni anayasa temel alınarak kurulması seçeneği üzerinde çabaların odaklanması öngörülmüştür. Daha önce de vurgulandığı gibi, bu hedef ancak Filistin halkının teröre karşı kararlı bir şekilde hareket eden ve hoşgörü ve özgürlüğe dayalı bir demokrasi uygulamaya hevesli bir yönetime sahip olduğunda gerçekleştirilebilecektir. Sivil kurumları ve güvenlik yapıları yenilenmiş böyle bir yönetimle Filistinliler, bağımsız ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir devlet kurmak için Dörtlü’nün ve daha geniş uluslararası camianın aktif desteğini alacaktır.

Üçüncü Aşama: Daimi Statü Anlaşması ve İsrail-Filistin Anlaşmazlığının Sona Erdirilmesi, 2004-2005 dönemi

Üçüncü Aşama’ya Dörtlü’nün sağlanan ilerlemeyi değerlendirmesini takiben geçilecektir. Üçüncü Aşama reformların sağlamlaştırılması ve Filistin kurumlarının istikrara kavuşturulması, Filistin’in güvenliğinin sürekli ve etkili olarak sağlaması ve İsrail-Filistin görüşmelerinin 2005’te nihai statü anlaşmasıyla sonuçlanmasıdır.

Yol Haritası’nın tam metni: www.un.org/unsco/quartet.html ‘de mevcuttur.

 

ALTINCI BÖLÜM