“Filistin halkı,  kendilerinden onlarca yıllardır esirgenen özgürlük ve saygınlığa kavuşmayı arzuluyor. İsrail halkı da uzun vadede güvenliğinin sağlanmasını istiyor. Ancak, uyuşmazlık giderilmedikçe iki taraf da söz konusu arzularına ulaşayamacaklar. Bugün, kriz yönetimi aşamasını geride bırakarak uyuşmazlığın gerçek anlamda çözümü için çabaları yeniden başlatma açısından önemli bir noktadayız”.

Ban Ki-moon, Şubat 2007 -  Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri

ÖNSÖZ

Geçen elli yılı aşkın sürede hiç bir konu, uluslar arası toplumun ilgisini “Filistin Meselesi” kadar çekmemiştir. Bu konu, Teşkilatımızın ilk günlerinden bu yana, şu veya bu şekilde, Birleşmiş Milletler’in gündeminde saatlerce süren müzakere, tartışma ve görüşmelere konu olmuştur. Yine de, bütün yoğun ve kapsamlı gayretlere rağmen, Filistin sorunu çözülememiştir ve uluslararası toplumun acil ilgisine ihtiyaç duymaya devam etmektedir.

Kitabın bu baskısı 2007’nin sonuna kadar oluşan bir dizi olayı ve dönüm noktalarını yansıtıyor. Son altmış yıl içerisinde yaşanan gelişemelerin başında kutsal şehir Kudüs’e özel statü tanıyan 1947 tarih ve 181 (II) sayılı Genel Kurul kararı geliyor. Mısır ve Suriye topraklarının ve Filistin bölgesinde Gazze Şeridi ve Doğu Kudüs’ü de kapsayan Batı Şeria’nın İsrail tarafından işgal edilmesiyle sonuçlanan  Haziran 1967 Savaşı’nın üzerinden ve Güvenlik Konseyi’nin, barış girişimlerinin temelini oluşturan 242 (1967) sayılı kararı kabulünden bu yana 40 yıl geçmiş bulunuyor.  

2007 yılı ayrıca, İsrail işgaline karşı Filistin halkının ilk ayaklanmasının (ilk indifada) üzerinden 20 yıl geçtiğini işaret ediyor. Daha olumlu yönden bakarsak, çok yanlı çalışma gruplarının, fikir ayrılığındaki tarafların barış olasılığını incelemek için ilk kez yüz yüze gelip oturduğu 1991 Madrid Barış Konferansı sonucunda, Orta Doğu konusunun belli başlı yönlerini – silahların kontrolü, bölgesel güvenlik, su, çevre, ekonomik ve bölgesel gelişim, sınırlar, mültecilerin durumları ile ilgili  tartışmaların başlamasından bu yana 15 yıl geçti.                 

Söz konusu ihtilaf, bu kitapçığın en son yayınlandığı 2003 yılından bu yana işgal altındaki Filistin topraklarının ciddi politik anlaşmazlıklar, ekonomik zorluklar ve insani krizlere sahne olmasıyla daha da derinleşti. 2000 yılından bu yana yaşanan gelişmeler,  Birleşmiş Milletler sistemi ve özellikle de bölgedeki konu ile ilgili BM kuruluşlarından beklentilerin çok daha artmasına yol açtı.        

Genel Sekreter Ban Ki-moon, Ocak 2007’de görevi devraldığından bu yana Güvenlik Konseyi’nin 242 (1967), 338 (1973), 1397 (2002) ve 1515 (2003) sayılı kararlarına ve “barış karşılığı toprak” prensibine dayanarak Orta Doğu’da  geniş kapsamlı, adil ve kalıcı barışın sağlanması için tüm sorumluluğunu yerine getirmektedir.

Genel Sekreter’in söylemiş olduğu gibi, “Birleşmiş Milletler 40 yıl önce başlayan işgale son vermeyi ve 2 devletli bir çözümü amaçlayan bütün uluslararası çalışmaları desteklemeye devam edecektir. Sağlam ve bağımsız bir Filistin ve sağlam ve  güven içinde bir İsrail yalnızca iki millet için bir lütuf olmayacak ayrıca  bölgede barış ve istikrarın teşvik edilmesine de yardımcı olacaktır.”

Ben, okuyucularımızı bu kitapçığı Filistin Meselesinin geçmişi üzerine bir kaynak olarak kullanmaya ve Orta Doğu’daki durum hakkındaki gelişmeleri Birleşmiş Milletler’in web sitesinden ve ilgili bağlantılarından takip etmeye davet ediyorum.  Filistin Meselesi ve Arap–İsrail anlaşmazlığı ile ilgili Birleşmiş Milletler sistemi  ve diğer uluslararası ve sivil toplum örgütlerinin 1946’dan beri çalışmalarının  belgeleri ile geniş kapsamlı bir veritabanı ise  http://unispal.un.org/unispal.nsf  adresinde mevcut bulunuyor.  

Kiyo Akasaka
İletişim ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı

 

 

ÖNSÖZ