KOLONİLERİN SİYASAL BAĞIMSIZLIKLARINA KAVUŞMASI

Birleşmiş Milletler 1945 yılında bir dünya örgütü olarak kurulduğundan beri, halkı önceden sömürge olan 80’den fazla ülke, bağımsız ülkeler olarak örgüte katılmıştır. Buna ilaveten daha bir çok bölge politik birlikler kurarak veya bağımsız bir ülke ile birleşerek özgür iradelerine kavuşmuştur. Birleşmiş Milletler, bu tarihi değişimde sömürgelerde yaşayan insanların isteklerini destekleyerek ve gayeler ve standartlar koyarak bağımsızlıklarını kazanmalarını hızlandırarak çok önemli bir rol oynamıştır. Birleşmiş Milletler'in misyonları Togo’da (1956 ve 1968), Batı Samoa’da (1961), Namibya (1989) ve yakın zamanlarda Timor–Leste (eski adıyla Doğu Timor) gibi ülkelerde bağımsızlığa yönelik yapılan seçimleri denetlemiştir.

Birleşmiş Milletler'in sömürgeciliği bitirme çabaları, BM Antlaşması’nın prensiplerine istinaden “herkes için adalet ve eşitlik ülkü ve ilkelerini” ve aynı zamanda da Antlaşma’nın içerisinde yer alan sömürge halklarına ayrılmış olan XI, XII ve XIII. bölümlerden ortaya çıkmıştır. Sömürge idarelerini sona erdirme çabalarını hızlandırmak amacıyla 1960 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen ve Sömürge İdaresi Altındaki Ülkelere ve Halklara Bağımsızlık Verilmesine Dair Bildirge olarak anılan metin, tüm insanların kendi geleceğini tayin hakkına sahip olduğunu ifade ederken, sömürgeciliğin hızla ve hiç bir koşula bağlanmaksızın sona erdirilmesinin gerekliliğini vurgulamıştır. Aynı yıl 15 Aralık tarihinde 1541 (XV) sayılı karar olarak kabul edilen bir diğer Genel Kurul kararı çerçevesinde muhtar olmayan bölgelere kendi yönetimlerine kavuşmalarında üç meşru seçenek  sunulmuştur.

Sömürgeleşmeye karşı çok büyük bir gelişme kaydedilmiş olsa da, 2 milyona yakın kişi hala sömürge idaresi altındadır ve Birleşmiş Milletler, geride kalan muhtar olmayan bölgelerde özgür iradeye kavuşulması için yardım etme çabalarını sürdürmektedir.

Uluslararası Vesayet Sistemi

Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın XII. Bölümü'ne istinaden kurulan uluslararası vesayet sistemi,  vesayet yönetimi altındaki ülkeler olarak belirlenen yerleri yöneten her bir devletle ayrı ayrı akdedilen anlaşmaların işlevini gözlemlenmektedir.

Bu rejim: (a) Birinci Dünya Savaşı sonrasında Milletler Cemiyeti tarafından kurulan manda yönetimi altındaki bölgeler, (b) İkinci Dünya Savaşının bir sonucu olarak “düşman ülkelerden” ayrılan bölgeler, (c) Yönetimleri tarafından gönüllü olarak rejime katılan bölgeler. Rejimin amacı, bölgelerin politik, ekonomik ve sosyal olarak gelişimini desteklemek ve kendilerini yönetmek ve özgür iradeye sahip olmak konusunda gelişimlerine katkıda bulunmaktır.

Vesayet Konseyi, Antlaşma’nın XIII. Bölümünde yer alan vesayet rejimi altına konulan ülkelerin yönetimini denetleyerek ve bu yönetimden sorumlu olan devletlerin, Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın hedeflerini gerçekleştirme yolunda gerekli adımları atmalarını sağlayarak rejimin işleyişini takip eder.

Birleşmiş Milletler'in ilk yıllarında, 11 Bölge vesayet rejimi altında yer almıştı. Yıllar boyunca bu 11 bölge, ya bağımsızlığını kazanmış ya da gönüllü olarak başka bir ülke ile birleşmiştir.

En son olarak bağımsızlığını kazanan bölge, Amerika Birleşik Devletleri'nin yönetimi altında bulunan Pasifik Adaları (Palau) Vesayet Bölgesidir. 1993'de gerçekleştirilen halkoylaması sonucunda, kendini yönetme kararının alınması üzerine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 1994'de ilgili Vesayet Anlaşması'nı sona erdirmiştir. Bu gelişmeler doğrultusunda, vesayet altındaki son ülke de aynı yıl bağımsızlığını kazanarak  Birleşmiş Milletler Örgütü'nün 185. üyesi olmuştur. Böylece vesayet rejimi de tarihî işlevini tamamlamış bulunmaktadır.

Muhtar Olmayan Bölgeler

Birleşmiş Milletler Antlaşması, vesayet rejimine dahil edilmeyen, muhtar olmayan ülkelerin durumunu da düzenlemektedir.

Antlaşmanın XI. Bölümü – Muhtar Olmayan Ülkelerle İlgili Bildirge’de, muhtar olmayan ülkelerin yönetimlerini üstlenen üye devletleri, bu ülkelerin menfaatlerine öncelik tanımaları yönünde bağlayıcı bir düzenleme getirmiştir.

Bu ülkeler, devletleri aynı zamanda ülkede sosyal, politik, eğitsel ilerlemeyi sağlamak, uygun kendini yönetme biçimlerinin geliştirilmesine yardımcı olmak ve her bir ülkenin politik hedef ve aşamalarını gözönüne almak hususları ile yükümlendirmektedir. Yöneten devletler de yine Antlaşma uyarınca, muhtar olmayan ülkelerin ekonomik, sosyal ve eğitim konusundaki gelişmeleri Genel Sekreter’e bildirmekle yükümlüdürler.

1946 yılında, 8 üye ülke – Avustralya, Belçika, Danimarka, Fransa, Hollanda, Yeni Zelanda, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri – bu düzenleme kapsamında,  kendi yönetimleri altında bulunan ve muhtar olmayan ülke statüsünde bulunduğunu kabul ettikleri ülkeleri belirlemişlerdir. Toplam 72 ülke tesbit edilmiş ve bunlardan 8 ülke 1959 yılından önce bağımsızlıklarına kavuşmuşlardır. Genel Kurul bu kez, 1960 yılındaki muhtar olmayan ülkelerin yer aldığı listeyi yeniden gözden geçirmiş ve 1963'de değiştirerek onaylamıştır. 1990 yılı itibariyla, 53 ülke bağımsızlığını kazanmıştır. 2003 yılı itibariyle 16 muhtar olmayan ülke kalmıştır. Şu anki yöneten ülkeler, Fransa, Yeni Zelanda,  İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’dir.

Sömürge  Ülkelerine ve Halklarına  Bağımsızlık Hakkı Tanınması Beyannamesi

Sömürge idaresi altındaki ülkelerin halklarının amacı kendi geleceklerini belirleme  istekleri  ve uluslararası kamuoyunun Antlaşma kurallarının çok geç uygulanmaya başlandığına dair  görüşleri Genel Kurul’un 14 Aralık 1960 tarihinde Sömürge İdaresi Altındaki Ülkelere ve Halklara Bağımsızlık Verilmesine Dair Bildirge’yi ilan etmesini sağlamıştır (kurul kararı 1514 (XV)).

Bildirge'de, insanları başka bir ülkeye boyun eğdirmek, hakimiyet altına alıp istismar etmenin  BM Antlaşması'nda da bildirildiği gibi temel insan haklarına aykırı olduğu kabul edilmiş ve bunun dünya barışı ve işbirliğinin devamı için bir engel olduğu ifade edilmiştir. Bildirge ayrıca, “Bağımsızlığını elde edememiş, muhtar olmayan ülkeler veya tüm diğer ülkelerdeki  yönetimlerin, o ülkelerde yaşayan insanlara hiç bir koşul ya da beklenti olmaksızın, özgürce ifade ettikleri kendi istek ve beklentileriyle uyumlu, herhangi bir ırk, din ya da renk ayrımı yapmaksızın bağımsızlıklarından ve özgürlüklerinden tamamıyla faydalanmaları adına  tüm güçlerini seferber etmek üzere hızlı adımlar atılmaları gerekmektedir” demektedir.

Yine 1960 yılında kabul edilen bir diğer Genel Kurul kararı çerçevesinde, bir bağımsız devlet ile birleşmek, bir bağımsız devlete katılmak veya bizzat kendi bağımsızlığını ilân etmek yolları tanımlanarak sömürge halklarına kendi yönetimlerine kavuşmalarında üç meşru seçenek sunulmuştur.

1961'de, birkaç istisna dışında Sömürge İdaresi Altındaki Ülkelere ve Halklara Bağımsızlık Verilmesine Dair Bildirge'nin içerdiği düzenlemelerin gereklerinin yerine getirilmediğini ve muhtar olmayan ülkelerde yaşayan insanlara karşı silahlı eylemleri de kapsayacak şekilde baskıcı önlemler uygulandığını saptayan Genel Kurul, devletleri Bildirge'yi uygulamak yönünde teşvik etmek amacıyla, Bildirge'nin uygulanışını gözlemlemek ve buna ilişkin tavsiyelerde bulunmak üzere Sömürge İdarelerini Sona Erdirme Özel Komitesi'ni (buna Komite 24  denmektedir) ihdas etmiştir.

Yılda bir kez toplanan Komite, ülkelerin atanmış veya seçilmiş temsilcilerini dinlemek; politik, sosyal, ekonomik ve eğitsel durumlarına ilişkin seminerler, resmî ziyaretler düzenlemek gibi işlevler üstlenmiştir.

Bildirge'nin kabulünü izleyen yıllarda, 80 milyondan fazla yaşayanı olan 60 eski sömürge ülke bağımsızlık ile kendilerini yönetmeye başlamışlardır ve üye olarak Birleşmiş Milletler'e katılmışlardır.

Genel Kurul, muhtar olmayan ülkelerdeki insanların kendilerini yönetmek ve bağımsızlıkla ilgili haklarını tam olarak deneyimleyebilecekleri adımları atma konusunda yöneten devletlere çağrıda bulunmuştur. Yöneten devletlere ayrıca, ülkelerde kalan askeri üslerini çekmeleri ve Bildirge'ye karşı olan hiçbir yabancı ekonomik faaliyetin ve uygulamanın yapılmadığından emin olmaları konusunda da çağrıda bulunmuştur.

Bu bağlamda Yeni Zelanda, Tokelau ile ilgili olarak Özel Komite ile süregelen işbirliğini genişletmiştir. Fransa, Yeni Kaledonya’nın geleceğine dair bir antlaşma imzaladıktan sonra Komite ile 1999 yılında işbirliği yapmaya başlamıştır. Son yıllarda, iki yöneten ülke  Komite’nin çalışmalarına katılmamıştır. ABD yönetimsel güç olarak üzerine düşeni yerine getirdiğini ve Antlaşma bölümlerine bağlı kalarak sorumluluklarını yerine getireceğini belirtmiştir. İngiltere, yönetimi altında ki bir çok ülkenin bağımsızlığı seçtiğini ve çok az sayıda bazı ülkelerin kendisine bağlı kalmayı tercih ettiğini belirtmiştir.

Muhtar olmayan ülkeler için, sömürge rejimine son verme yıllık semineri ilk kez olarak 2003 yılında yapılmıştır. İngiltere seminerin Anguilla da yapılmasını onaylamış ve katılımcı olarak üst düzey bir temsilci göndermiştir.

Sömürgeciliğin Yokedilmesi İçin Uluslararası Boyutta On Yıl (1991-2000) bitiminde Genel Kurul, Sömürgeciliğin Yokedilmesi İçin Uluslararası Boyutta İkinci On Yıl’ı (2001-2010)  ilan etmiştir ve sömürgeciliğin tamamıyla ortadan kaldırılması için üye ülkelerin çabalarını iki katına çıkartmaya davet etmiştir.

Genel Kurul, Batı Sahra gibi bazı ülkeler konusunda BM Antlaşması ve Bildirge'nin amaçlarıyla uyumlu şekilde sömürgeciliğin sona erdirilmesi işlemlerinin kolaylaştırılması uygulamalarını denetlemek üzere, Genel Sekreter’i görevlendirmiştir.

 Namibya

Birleşmiş Milletler, 1990 yılında Namibya’nın bağımsızlığına kavuşmasına yardım etmiştir. Bu durum barışçıl olarak işlemlerin gerçekleşmesi için harcanan çabaların karmaşıklığını ortaya koyan tarihi bir örnektir.

Eskiden Güney Batı Afrika olarak bilinen Namibya, Milletler Cemiyeti'nin mandası altında bulunan bir Afrika ülkesi idi. Genel Kurul, 1946 yılında Güney Afrika’ya bu bölgeyi vesayet rejimi içinde yönetmesini önerdi. Güney Afrika bunu reddetti ve 1949 yılında Birleşmiş Milletler'e, Milletler Cemiyeti'nin  dağılmasından ötürü bu önerinin geçerliliği olmadığını ve  bu topraklar hakkında hiçbir bilgi aktarılmayacağını belirtti.

Genel Kurul, 1966 yılında, Güney Afrika sorumluluklarını yerine getirmediği için bu  bölgenin idaresini BM Güney Batı Afrika Konsey’ine vermiştir. 1968 yılında ismi Namibya olarak değiştirildi.  

Güvenlik Konseyi 1976 yılında Güney Afrika’nın, Birleşmiş Milletler gözetimindeki bölgede seçim yapılmasını kabul etmesini talep etti. Genel Kurul, Namibya halkının yegane temsilcisi olan Güney Batı Afrika Hakları Örgütü’nün (SWAPO) de  bağımsızlık müzakerelerine dahil olması gerektiğini bildirdi.

Kanada, Fransa, Federal Almanya Cumhuriyeti, İngiltere ve ABD 1978 yılında Birleşmiş Milletler himayesinde seçim için bir kurul oluşturulmasına dair öneride bulundu. Konsey de, Genel Sekreter'in önerisinin hayata geçirilmesine dair tavsiyesini uygun buldu; Namibya için özel bir temsilci atamasını istedi ve bunların neticesinde Birleşmiş Milletler Geçiş Dönemini Destekleme Grubu (UNTAG) kuruldu.

Genel Sekreter, özel temsilcisi ve Amerika Birleşik Devletleri’nin arabulucusunun yıllar süren müzakereleri neticesinde  1988 yılında, Afrika’nın güneyinde barış konusunda anlaşmaya varılmış ve Güney Afrika, Namibya’nın bağımsızlığını kazanması için seçimlere gitmesi konusunda BM Genel Sekreteri'ne işbirliği sözü vermiştir.


Sömürge İdaresi Altıındaki Ülkelere ve Halklara Bağımsızlık Verilmesine Dair Bildirge’de Belirtilen Ülkeler (2003 yılı itibariyle)

ÜLKE YÖNETEN DEVLETLER
Afrika :
Batı Sahra1    
Asya ve Pasifik :
Amerikan Samoa ABD
Guam
ABD
Yeni Kaledonya2 Fransa
Pitcairn İngiltere
Tokelau  Yenı Zellanda
Atlantik Okyanusu, Karayip ve Akdeniz : 
Anguilla İngiltere
Bermuda İngiltere
İngiliz Virjin Adaları İngiltere
Falkland Adaları (Malvinas) İngiltere
Gibraltar  İngiltere
Montserrat İngiltere
St. Helana İngiltere
Türk ve Caicos Adaları İngiltere
ABD Virjin Adaları ABD

(1) 26 Şubat 1976’da İspanya, Genel Sekreter'i bu tarihte geçerli olmak üzere Sahra Bölgesi üzerindeki yetkisini ortadan kaldırdığına ve İspanya’nın yönetimle ilgili hiçbir konuyla bağlantısının olmadığına dair bilgilendirmiştir. Genel Kurul, 1990 yılında, Batı Sahra’daki durumun orada yaşayan halklar tarafından tamamlanması gerektiğini  belirtmiştir.

(2) 2 Aralık 1986 tarihinde Genel Kurul, Yeni Kaledonya’nın, muhtar olmayan bir ülke olduğuna karar vermiştir.


Bu operasyon neticesinde Namibya 1989’da bağımsızlığına kavuştu. UNTAG, Namibya’nın yetkili makamları liderliğinde yapılan seçim sürecini denetledi ve takip etti. UNTAG ayrıca Güney Afrika ve  Güney Batı Afrika Hakları Örgütü (SWAPO) arasında ateşkesi de denetleyerek tüm askeri güçlerin çekilmesini ve seçim sürecinin pürüzsüz geçmesini sağlayarak mahalli polisi de kontrol etti.

Seçimleri büyük bir ekseriyetle, Güney Batı Afrika Halkları Örgütü (SWAPO) kazandı. Genel Sekreter'in özel danışmanı Martti Ahtisaari seçimlerin özgür ve adil bir şekilde yapıldığını söyledi. Seçimlerden sonra Güney Afrika geri kalan askeri güçlerini  çekti. Çoğunluğu temsil eden meclis yeni bir anayasa hazırladı ve bu da 1990 Şubat ayında kabul edilerek SWAPO lideri Sam Nujoma 5 yıllık bir süre için Cumhurbaşkanı seçildi. Mart ayında Namibya tam bağımsızlığına kavuştu ve BM Genel Sekreteri'nin önünde Namibya’nın ilk Cumhurbaşkanı olarak yemin etti ve Namibya Nisan ayında BM’ye üye oldu.

Timor – Leste

Birleşmiş Milletler’in yakın zamanlarda gerçekleştirdiği bir başarı öyküsü de – eskiden Doğu Timor olarak bilinen Timor – Leste’nin bağımsızlığına kavuşması sürecidir. Büyük bir BM operasyonu neticesinde, Doğu Timorlular, 1999 yılında BM tarafından gerçekleştirilen müzakerelerde bağımsızlık taraftarı oy kullanmalarının ardından bağımsızlıklarına kavuştular.

Timor adası Avustralya’nın kuzeyindedir ve ada zincirinin merkezi-güney bölgesi Endonezya Cumhuriyeti’dir. Adanın batı tarafı bir Hollanda sömürgesiydi ve ülke bağımsızlığına kavuştuktan sonra Endonezya’ya katıldı. Doğu Timor bir Portekiz sömürgesiydi.

1960 yılında Genel Kurul, Doğu Timor’u muhtar olmayan ülkeler kapsamına aldı. 1974 yılında, sömürgelerinin bağımsızlığı ve özgür irade haklarının farkına varan Portekiz,  Doğu Timor’un durumunun belirlenmesini temin için geçici bir hükümet ve meclis kurdurdu. Fakat 1975 yılında yeni kurulmuş olan siyasi partiler arasında sivil savaş patlak verdi. Portekiz durumu  kontrol edemediğini bildirerek geri çekildi. Bir Doğu Timor tarafı ayrı bir ülke olarak bağımsızlığını ilan etti; diğer taraf ise bağımsızlığını ilan ederek Endonezya ile birleşti.

Aralık ayında Endonezya askeri güçleri Doğu Timor’a çıkartma yaptılar ve “geçici hükümet” kuruldu. Portekiz, Endonezya ile olan ilişkilerini kesti ve konuyu Güvenlik Konseyi’ne taşıdı. Konsey ve Genel Kurul güçlerini geri çekmesi için Endonezya’ya çağrıda bulundu ve tüm ülkeleri Doğu Tümur’un bölgesel bütünlüğü ve aynı zamanda insanlarının kendilerini yönetebilme hakkına saygı duyulması gerektiğini belirtti.

“Geçici hükümet” 1976 yılında meclis için seçim, daha sonra da Endonezya ile birleşme çağrıları yaptı. Endonezya bunu destekleyen bir kanun çıkarttığında, bağımsızlık taraftarları silahlı mücadele ve uluslararası muhalefet yaratmak için bir kampanya başlattı. Portekiz, Doğu Timorlular'ın kendini yönetme hakkını yerine getiremediğini iddia ederken Endonezya sömürgecilikten kurtulma sürecinin tamamlandığını belirtti. BM ne meclisin yasallığını ne de Endonezya’nın istilasını tanıdı ve Portekiz’i yasal yönetimsel güç olarak tanımaya devam etti.

Genel Kurul’un isteği üzerine Genel Sekreter, 1983 yılında Portekiz ve Endonezya ile  görüşmeleri başlatarak adil ve kapsamlı bir anlaşma düzenlemelerini istedi. Mayıs 1999’da ofisi ve kişisel temsilcisi aracılığıyla (1977 atanmıştır), müzakereler neticesinde bir uzlaşma noktasına varılarak  Doğu Timor’da yaşayan insanlara Endonezya ile özerk bir statüde olmak ya da Birleşmiş Milletler’in himayesinde bağımsızlık çalışmaları için seçme hakkı tanındı.

Anlaşmalara istinaden Birleşmiş Milletler Doğu Timor Misyonu (UNAMET) kuruldu ve seçmen kaydı ve resmi oy pusulaları hazırladı. 30 Ağustos’ta 450.000 kişinin yüzde 78.5’i kayıtlı seçmenler olarak Endonezya ile özerk bir yönetimi reddetti. Sonuçlar açıklandığında bağımsızlık karşıtı militanlar sistemli bir tahribat ve şiddet başlattılar; bir çok insanı öldürdüler ve 200.000’den fazla Doğu Timorlu'yu  (çoğunlukla Batı Timor’a doğru) evlerini terk etmeye zorladılar. BM personelinin çoğunu tahliye etmek zorunda kaldı; fakat 86 uluslararası memuru başkent Dili’deki merkezde 1,000 kadar sığınmacı Doğu Timor’lu ile  birlikte kaldı.

Jakarta ve Dili’ye Güvenlik Konseyi tarafından gönderilen üst düzey görevlilerin de hazır bulunduğu yoğun görüşmelerin ardından Endonezya, barış ve güvenliğin sağlanması için BM yönetimindeki çokuluslu bir gücün konuşlandırılmasını kabul etti. BM Antlaşmasının VII. Maddesine istinaden, Eylül 1999 yılında Güvenlik Konseyi, düzeni sağlamaya yardımcı olmak üzere, Doğu Timor Uluslararası Gücü olan (INTERFET)’i sevk etti.

Ekim 1999’da Konsey, ülkenin bağımsızlığa geçiş sürecinde tamamen yönetimsel ve hukuksal otorite olan Birleşmiş Milletler Doğu Timor Geçici Yönetimi’ni (UNTAET) kurdu. Sergio Vieira de Mallo UNTAET’in başına getirildi ve Genel Sekreter’in Doğu Timor özel temsilcisi olarak atandı. Şubat 2000’de UNTAET, 8,800 kişilik askeri ve 1,600 sivil polisten oluşan gücü ile barış ve güvenliği sağlamak üzere göreve başladı. UNTAET ayrıca bölgede sivil bir yönetim kurarak sosyal hizmetlerin geliştirilmesine ve yeniden yapılanmaya yardım etti.

Doğu Timor’un nüfusunun yüzde 91’i 30 Ağustos 2001 tarihinde seçimlere katılarak 88 üyeli meclisi seçmek için sandık başına gitti. Meclise yeni anayasayı yazmak ve gelecek seçimlere hazırlanmak ve tam bağımsızlık için çalışmaların yapılması görevleri verildi. 22 Mart 2002 tarihinde bölgenin ilk anayasası tamamlandı. 14 Nisan’da, devlet başkanı seçimlerini takiben, oyların yüzde 82.7’sini alan Xanana Gusmao başkan olarak atandı.

Gücün devredilmesi için gereken iki ön koşul yerine getirildi ve Doğu Timor 20 Mayıs 2002 tarihinde bağımsızlığına kavuştu. Temsilci meclis, ulusal meclis oldu ve yeni ülke Timor-Leste adını aldı. 27 Eylül 2002’de Birleşmiş Milletler’ in 191. üyesi oldu.

BM, bağımsızlığın ardından da Güvenlik Konseyi tarafından 17 Mayıs 2002 tarihinde kurulan Birleşmiş Milletler Doğu Timor Destek Misyonu (UNMISET) aracılığıyla Timor-Leste’ye desteğini sürdürdü. Misyon, ülkenin yeniden gelişmesi, varlığını sürdürebilmesi, siyasi istikrara kavuşması için yardım etmek; geçici yasa uygulamaları ve güvenlik sağlamak; ülkenin polis gücünü geliştirmeye yardım etmek ve iç ve dış güvenliğini sağlamak konusunda vekil tayin edildi.

Batı Sahra

Birleşmiş Milletler 1963 yılından beri Batı Sahra ile ilgili süregelen tartışmalarla ilgilenmektedir. Bölge, Afrika’nın kuzey batısında deniz kıyısındadır ve  Fas, Moritanya ve Cezayir ile sınır komşusudur.

Batı Sahra 1884 yılında İspanya’nın sömürgesi oldu. 1963 yılında hem Fas hem de Moritanya  bölgede hak iddia ettiler. Uluslararası Adalet Divanı, Genel Kurul tarafından 1975 yılında verilen karara istinaden,  Fas ve Moritanya’nın bölgesel hak iddialarını reddetti.

Birleşmiş Milletler, 1976 yılında İspanya’nın bölgeden çekilmesinden beri bölgeyi yeniden işgal eden Fas ile Saguia el-Hamra ve Rio de Oro Liberal Cephesi (POLISARIO) arasındaki çatışmalara bir uzlaşma yolu aramaktadır.

Afrika Birliği Örgütü (OAU), 1979 yılında bölgedeki insanların kendilerini yönetme biçimini seçebilmeleri için bir referanduma gitmelerini önerdi. 1982 itibariyle, 26 OAU üyesi ülke 1976 yılında POLISARIO tarafından ilan edilen “Sahawari Demokratik Arap Cumhuriyeti”ni (SADR) tanıdı. SADR, 1984 yılında OAU zirvesine katıldığında, Fas bu örgütteki üyeliğinden ayrıldı.

1983 ve yine 1984 yıllarında Genel Kurul, bölgedeki insanların kendilerini yönetme ve bağımsızlıklarına karar verebilmek için grupların referanduma izin verecek bir ateşkes konusunda anlaşmaları gerektiğini tekrarladı.

Genel Sekreter ve OAU Başkanı'ndan oluşan ortak misyon 1988 yılında, uyuşma önerisi için  bölgedeki insanlara ateşkes çağrısında bulunarak ya bağımsızlık ya da Fas ile birleşme arasında bir seçim yapmaları için referanduma gitmelerini istedi. Öneri  her iki taraftan kabul edildi ve Haziran 1990’da Güvenlik Konseyi, Genel Sekreter’in konuyla ilgili raporunu onayladı.

Güvenlik Konseyi 29 Nisan 1991’de 690 nolu karar ile Genel Sekreter’in danışmanına  örgütle ilgili tüm konularda yardımcı olmak ve Batı Sahra insanları için kendilerini yönetme referandumunun yapılmasını sağlamak üzere Birleşmiş Milletler Batı Sahara Referandum Misyonu’nu (MINURSO) oluşturdu. Yaşı 18 veya üstü olan ve 1974 İspanya nüfus sayımlarında sayılmış olan,  bölge içinde veya dışında yaşayan Batı Sahralı kişilerin oy kullanma hakkı olduğu bildirildi. Bir belirleme komisyonu sayım listesini güncelledi ve oy kullanacakları belirledi. Bölge dışında mülteci olarak yaşayanlar da Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin yardımıyla belirlendi.

MINURSO’nın, özel temsilcinin ofisi olmanın yanı sıra, sivil, güvenlik ve askeri birimleri de vardır. 6 Eylül 1991 tarihinde ateşkes sağlandı ve MINURSO’nun askeri güçleri tarafından gözlemlendi. Hiçbir önemli ihlal olmadı.

Her iki taraf,  BM’ye güvenlerini ve uzlaşma planına uyma sözlerini tekrar ettikleri halde planın uygulanmasında, özellikle de referandumda seçmen olabilme şartları konusunda farklı görüşlere sahip olmaya devam etti.

Genel Sekreter, Güvenlik Konseyi’ne 1991 yılında bir rapor ile seçmen uygunluğu konusunda kriterler sundu. Fas, aşırı derecede kısıtlayıcı olarak değerlendirse de bunları kabul etti. POLISARIO seçimler için temel tabanın 1974 nüfus sayımında sayılan Sahralılar olması gerektiğini ve yeni kriterlerin bölge içinde sayım dışındaki Sahralı olmayan kişileri de kapsayabileceğini söyledi.

Ağustos 1994’de, kimlik belirleme komisyonu Genel Sekreter tarafından önerildiği şekliyle potansiyel seçmen tabanını araştırmaya başladı. Fakat 1990’larda  birbiri ardına yaşanan olumsuz gelişmeler ilerleme sağlanmasına sekte vurdu. Kimlik belirleme sürecindeki uygulamaları onaylamış olmalarına rağmen her iki taraf da seçmen konusunda kendi istekleri konusunda ısrar etti. POLISARIO uzlaşma planında sadece 1974 İspanya sayımında kaydı olan kişilerin olması gerektiği konusunda ısrar etti. Fas ise, 1974 sayımında sayılmamış binlerce kişinin, Fas’a yıllar önce göç etmiş olanların, 1950 ve 1960’larda İspanya tarafından Fas’a verilen topraklarda yaşayan binlerce Sahralının da oy kullanma hakkına eşit derecede sahip olduğunu söyledi.

Houston Antlaşmaları olarak bilinen bir uzlaşma metni 1997 yılında Genel Sekreter’in Batı Sahra’daki temsilcisi James A. Baker tarafından hazırlandı. Aralık 1999 tarihinde kimlik belirleme süreci tamamlandı ve belirleme komisyonu 86,000 kişilik nihai olmayan oy kullanabilecek kişilerin olduğu bir liste hazırladı. Uygun olmayarak nitelendirilenler kararı temyize götürmekte özgürdü. 2000 yılının sonu itibariyle 131,038 kişi temyiz başvurusunda bulundu.

Gruplar ve komşu ülkeler arasında, Genel Sekreter’in özel temsilcisinin himayesinde 2000 ve 2001 yıllarındaki bir çok müzakerelere rağmen taraflar arasında uzlaşma sağlanamamıştır.

Genel Sekreter, 30 Temmuz 2002 tarihinde özel temsilcisinden özgürlüğü sağlayacak siyasi bir çözüm bulma çabalarına devam etmesini istedi. Önerisi taraflara ve komşu ülkelere Ocak 2003’de bölgeye yaptığı bir gezi sırasında sunuldu. Her iki taraf bu barış planına itiraz etti. Fakat, 6 Temmuz’da POLISARIO, Genel Sekreter’e barış planını kabul ettiğini yazdı. Fas’ın cevabının 2004 yılında sunacağı bekleniyordu.

Güvenlik Konseyi 31 Temmuz 2003 tarihinde 1495 sayılı kararı gereğince barış planını oy birliği ile desteklediğini ve iki tarafın antlaşmasının en iyi siyasi çözüm olduğunu ifade etti. Genel Sekreter, Ağustos ayında, Alvaro de Soto’yu Batı Sahra’ya özel temsilcisi olarak atadı. Eylül’de POLISARIO 243 Fas savaş tutuklusunu, iki ay sonra da 300 kişiyi daha serbest bıraktı. Bu tarih itibariyle POLISARIO halen 613 Fas savaş tutuklusunu elinde bulundurmaktadır.

Kasım ve Aralık’ta De Soto taraflarla görüşmek ve batı Cezayir’de yaklaşık otuz yıldır çöl kampında kalan 165,000 Batı Sahra mültecisinin durumuna dikkat çekmek  için bölgeyi ziyaret etti. Mültecilerle sınır ötesindeki akrabaları arasında bir iletişim kurmak için planlar oluşturuldu. Bölgede yaşayan Sahralılar ve mülteci kamplarında yaşayanlar arasındaki ziyaretler 5 Mart 2004 yılında başladı.

15 Nisan 2004 yılında Fas, Genel Sekreter'in özel temsilcisi ile yaptığı bir görüşme esnasında barış planına olan nihai cevabını verdi ve “Fas egemenliği çerçevesinde bir özerklik” istediğini bildirdi. Bunu takiben Genel Sekreter, Güvenlik Konseyi'ne sunduğu raporunda özerklik meselesinin yıllar boyunca tarafları bölen temel konu ve iki taraf arasındaki sorunun esas nedeni olduğunu ve Fas’ın barış planının ilkelerini de kabul etmeyeceğini  ifade etti.

Güvenlik Konseyi 29 Nisan’da barış planına olan desteğini “iki taraf arasında siyasi bir çözüm bulmak” olarak yeniden bildirdirerek tarafları ve bölge ülkelerini Genel Sekreter ve özel temsilcisi ile tam bir uyum içerisinde çalışmaya çağırdı. Ayrıca MINURSO’nun süresini de uzattı.

 

 

KOLONİLERİN BAĞIMSIZLIĞINI KAZANMASI