ÜST MENÜ

3 milyon dolarlık proje Türkiye’nin bozkır alanlarını iklim değişikliğine karşı korumayı hedefliyor

Türkiye’nin Anadolu bozkırları ve bölgede yaşayan topluluklar iklim değişikliğinin zarar verici etkileriyle mücadele etmek için yakın zamanda destek alacak. Avrupa Birliği ve Türkiye tarafından ortaklaşa finanse edilen, iki yıl süreli 3 milyon dolarlık FAO projesi sağlıklı ekosistemler yaratmayı, çevresel tarımsal uygulamaları ve kamu kurumlarında bilgi seviyesini yükseltmeyi amaçlıyor.

fao-bozkir

Türkiye’nin bozkır ekosistemleri; toprak erozoyonu, aşırı otlatma, değerli bitki türlerinin aşırı sayıda toplanması, yoğun tarımsal uygulamalar, plansız şehirleşme ve doğru olmayan ormancılık pratiklerinden dolayı ciddi sorunlarla karşı karşıya. Orta ve Doğu Anadolu’daki bozkır alanları yaygın bitki türleri bakımından zengin bir çeşitlilik içermesine rağmen biyoçeşitliliği koruyan bütüncül bir girişim ise henüz yok.

2015’in sonunda imzalanan ve gelecek ay başlaması planlanan yeni proje bu olumsuz göstergereleri tersine çevirmek için kararlı bir girişim. Proje; sulak alanların kuruması, yükselen sıcaklıklar, erken gelen bahar mevsimi, hava değişkenliğinin artması ve daha sık görülen bitki zararlısı salgınları gibi iklim değişikliğinin etkileriyle çiftçilerin mücadele etmesine yardım edecek.

“Ekosistem temelli adaptasyon” olarak bilienen bir yaklaşımı kullanacak olan proje, ekosistemi korumayı ve iyileştirmeyi hedefliyor. Bu yaklaşımla; korumalı tarım, su kaynaklarının verimli kullanımı ve sürdürülebilir ormancılık gibi uygulamalarla bölgenin iklim değişikliğine karşı güçlendirilmesi amaçlanıyor.

Proje, çiftçilerin, ekim dikim zamanlarını mevsimsel değişikliklere göre ayarlamayı, toprağın organik içeriğini korumak için toprak yüzeyini muhafaza etmeyi, zirai ilaç kullanımını ‘entegre zararlı yönetimi’ni benimseyerek azaltmayı, etkili sulama yöntemleri kullanmayı öğrenebilmesine katkıda bulunacak.

FAO doğal kaynaklar şefi ve projenin üst düzey teknik sorumlusu Reuben Sessa, “Anadolu bozkırları yarı kurak olduğu kadar hassas ve tarımın temel ekonomik faaliyet olduğu bir bölge. Hem doğa, hem de insan olarak tüm bileşenler iklimsel koşullara karşı aşırı duyarlı” dedi. Sessa, projenin “bilinçli kararlar vermek, seçenekleri ve verilecek tavizleri belirlemek” için gerekli veri, metodoloji ve koordinasyon mekanizmalarını sağlayacağını söyledi.

Projenin başında ulusal çapta detaylı bir bozkır ekosistem haritası yapılacak. Ardından iklim değişikliğinin etkilerine açık olan eksositem, biyoçeşitlilik, tarım ve geçim kaynakları için “hassasiyet analizi” yapılacak. İklim değişikliği konularında karar vericiler için detaylı bir başvuru kaynağı olacak ulusal strateji dokümanı da proje kapsamında hazırlanacak.

Proje, Türkiye’nin 2011-2023 dönemini kapsayan Ulusal İklim Değişikliği Eylem Planı’yla aynı doğrultuda tasarlandı. Eylem Planı, sera gazları yayılımının sınırlanması hedefinin yanında iklim değişikliğinin etkilerine karşı dayanıklılığı arttırmayı da amaçlıyor.

İklim değişikliğinin işbirliği içinde adım atmayı zorunlu kıldığını belirten FAO Türkiye Temsilcisi Yuriko Shoji, “bunun için çevresel, sosyal ve ekonomik boyutlar bütünüyle dikkate alınmalı. Bu nedenle iklim değişikliğiyle mücadele tüm aktörler bir araya gelmeden gerçekleştirilemez” dedi.

Proje; araştırma kurumları, çiftçi birlikleri, özel sektör, üniversiteler, hükümet dışı kuruluşlar ve tarım, ormancılık ve çevre alanlarında çalışan bakanlıklar arasında ortak bir anlayış geliştirmeyi amaçlıyor. Shoji, “bu şekilde Türkiye, ekosistem yaklaşımını ulusal statejilerine eklerken topyekun olarak hareket edebilecek.” dedi.



Tasarım ve Yazılım : BodhiWeb