ÜST MENÜ

Ban ve BM Özel Temsilcisi Suriye’ye siyasi çözüm için atılması gereken adımları açıkladı, Ban Türkiye’ye yönelik terörist saldırıları kınadı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Güvenlik Konseyi’nde 29 Temmuz’da Suriye konusunda düzenlenen oturumda dört yıldan uzun bir süredir Suriye’de akan kanın durdurulamamış olmasını uluslararası topluluğun utandıran bölünmüşlüğü ve başarısızlığının bir sembolü olduğunu söyledi.

639149

Genel Sekreter Ban Ki-moon (solda), Suriye konusundaki Güvenlik Konseyi toplantısı sonrasında basın mensuplarına açıklama yapıyor. Sağda ise Suriye Özel Temsilcisi Steffan de Mistura yer alıyor. BM fotoğrafı/Mark Garten

Güvenlik Konseyi, BM Suriye Özel Temsilcisi Steffan de Mistura’nın tüm tarafların destekleyeceklerini belirttiği bir siyasi çözüme ulaşılması için ortaya koyduğu önerileri görüşmek için toplandı.

Ban, 28 Mart tarihinde , Özel Temsilci Mistura’ya siyasi çözüm yolunda çabalarını yoğunlaştırması talimatı verdiğini hatırlattı ve özel temsilciden, 2012 yılında uluslararası konferansta kabul edilen ve “Tam yetkili geçiş hükümeti” kurulması yoluyla Suriye sorununa siyasi bir çözüm öneren Cenevre Bildirisini hayata geçirmesini istediğini söyledi.

Mistura’nın yürüttüğü yoğun iştişareler sonucu Genel Sekreter tarafından “geçerli bir alternatif” olarak değerlendirilen öneriler paketi Güvenlik Konseyi’ne sunuldu. Oturumda, BM İnsani Yardımdan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Stephan O’Brian da Suriye’de durumun ne kadar acı olduğunu açıkladı.

Ban, yeni plan ile siyasi ve anayasal konular, askeri ve güvenlik, kamu kurumları ve yenidenden yapılanma ve kalkınma alanlarında taraflarca tematik gruplar oluşturarak Cenevre Bildirisinde belirtilen yönde ilerleme sağlanmasının öngörüldüğünü belirti.

Plan, tüm aşamaların Suriyeliler tarafından yürütülmesi halinde alınacak sonucun daha verimli olacağını öngörüyor.

Mistura da yaptığı konuşmada, önerilen çerçeve belgenin geçici bir hükümet için ulusal diyalog ve anayasa hazırlanması süreciyle geçiş dönemindeki hukuki konular hakkında nasıl ilerleme sağlanacağına dair usulü de belirleyeceğini belirtti.

Mistura, bu bağlamda, Suriyeli tüm tarafların ve bölgesel güçlerin sürece dahil edilmesinde Güvenlik Konseyi’nin desteğinin hayati öneme sahip olduğunu söyledi.

Suriye’nin dünyanın en büyük insani krizi olduğunu hatırlatan Ban, ülke nüfusunun neredeyse yarısının bir diğer deyişle 12 milyon kadın, erkek ve çocuğun evlerinden kaçmak zorunda kaldığını, Türkiye, Lübnan, Ürdün ve Irak’a büyük nüfus hareketleri yaşandığını söyledi. Ban, bu durumun sonucu olarak başka ülkelere gitmek isteyen artan sayıdaki mültecinin “ölüm tekneleri” ile tehlikeli yolculukları göze alarak Akdeniz’e açıldığını ifade etti.

Suriye’de işlenen gaddarlıkların giderek arttığını ve işlenen suçların cezasız kaldığını belirten Ban, Suriyelilerin kimyasal silahlardan, yeni geliştirilen varil bombası gibi bir çok silaha maruz kaldığını belirtti. Ban, Suriye’deki krizin ayrıca Daeş ve El Nusra Cephesi gibi terör gruplarının ortaya çıkmasına ve mezhep çatışması ve aşırı uç akımların güçlenmesine yol açtığını söyledi.

Ban, Suriye sorununa çözüm için ortaya konan ve Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan tek belgenin Cenevre Bildirisi olduğunu hatırlattı ve Mistura tarafından yürütülen müzakerelerden, geçiş hükümetinin yapısı hakkındaki görüş ayrılıklarının siyasi sürecin önündeki aşılması gereken en büyük engel olduğunun görüldüğünü belirtti.

Ban, müzakereler sonucunda varılacak anlaşma ya da tavsiyeleri onaylamak için üst düzey uluslararası konferans düzenlemeye hazır olduğunu da söyledi.

Ban toplantı sonrasında basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Türkiye ile ABD arasında varılan anlaşmanın söz konusu yeni öneriye nasıl bir etkisi olacağının sorulması üzerine Ban, bölgedeki gelişmelerin diğer gelişmelerden ayrı tutulamayacağını, bu nedenle kapsamlı bir stratejinin uygulanmasının gerektiğini belirtti.

Ban, PKK’ya karşı Türkiye tarafından yürütülen operasyonlar konusunda yaptığı açıklamada, konuyu Başbakan Ahmet Davutoğlu ile telefonda görüştüğünü ve Davutoğlu’nun harekatların terör saldırıları sonucu BM Anlaşmasının 51. Maddesi kapsamında gerçekleştirildiğini belirttiğini söyledi.

Daha önce en derin başsağlığı dileklerini Türk hükümetine ve halkına ilettiğini belirten Ban, “Türkiye’de bir askerin daha PKK nedeniyle hayatını kaybetmesi beni oldukça endişelendirmişti. Bunu en sert biçimde kınıyorum” dedi.

PKK ile Türk hükümeti arasında diyalogun yeniden başlama ihtimali konusundaki bir soru üzerine Ban, Türkiye tarafından yapılan harekatın BM Anlaşmasının 51. Maddesi kapsamında bir bakıma meşru müdafa amacıyla yapıldığını belirtti.

Ban, konunun Başbakan Davutoğlu tarafından kendisine bu şekilde açıklandığını ve kendilerinin de söz konusu terör saldırılarını güçlü bir şekilde kınadıklarını söyledi. Ban, konunun diyalogla çözülmesi konusunda yaptığı açıklamada da, şahsen ve BM’nin prensip olarak çözüm bekleyen tüm sorunların, ne tür mağduriyetler olursa olsun, diyalog yoluyla barışçıl biçimde çözülmesini desteklediğini söyledi ve diyalog çağrısını yineledi.

ABD ile Türkiye arasında varılan anlaşma kapsamında yapılacak harekatların Suriye’de tarafları görüşme masasına oturmaya ikna edip etmeyeceği yönündeki soruya verdiği yanıtta, Ban, “Suriye’deki durumun terör ve aşırı uç akımların gelişmesi için çok elverişli bir ortam sunduğunu herkesin anlaması lazım” dedi.

Terör ve aşırı uç akımlara karşı mücadelenin Suriye sorununa kapsamlı bir çözümün öncelikli unsurlarından olduğunu belirten Ban, bu nedenle uluslararası topluluğun birlik olmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Ban, bir yandan Cenevre Bildirisi kapsamında konuya siyasi çözüm bulunması için çabaların sürdürüldüğünü, bunun yanında insani yardımların ve terör ve aşırı uç akımlarla mücadelenin devam etmesi gerektiğini belirtti. Ban Kasım ayında aşırı uç akımlarla mücadele konusundaki planını Genel Kurul’a sunacağını da belirtti.



Tasarım ve Yazılım : BodhiWeb