ÜST MENÜ

BM SİSTEMİ > >>BM Türkiye

İçindekiler

Giriş

Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) 

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)

Uluslararası Göç Örgütü (IOM)

BM Kalkınma Programı (UNDP)

BM Nüfus Fonu (UNFPA)

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR)

BM Enformasyon Merkezi (UNIC)

BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF)

BM Sanayi Kalkınma Teşkilatı (UNIDO)

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)

BM Kadın Birimi  (UNWOMEN)

Dünya Gıda Programı (WFP)

BM Gönüllüleri (UNV)

Giriş


logosonBirleşmiş Milletler Türkiye’nin refahı için 
Türkiye ile birlikte çalışıyor

 

 

Birleşmiş Milletler (BM) İkinci Dünya Savaşını takiben uluslararası barış ve güvenliğin korunması, sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesi ve insan haklarının güvence altına alınmasını içeren yüce bir insanlık vizyonunu gerçeğe dönüştürmek amacıyla Türkiye dahil 51 ülke tarafından 24 Ekim 1945 tarihinde kuruldu. Dünyanın dört bir yanında insanların yaşamında iz bırakan çalışmaları sonucu günümüzde BM’ye üye ülkelerin sayısı 193’ye ulaştı.

Teşkilatımız, insanlığı yoksulluk, açlık, cehalet, hastalıklar, mahrumiyet, afetler ve çevrenin yok olmasının getireceği korkunç sonuçlardan korumak için yıllardır çaba harcıyor. BM’nin çalışmalarının özünü toplumsal cinsiyet eşitliği, iyi yönetim ve insan hakları temelli yaklaşım oluşturuyor. Teşkilatımız ayrıca yoksulların, kadınların, evlerinden edilmiş kişilerin ve mültecilerin kalkınma sürecine dahil edilmelerine özel bir önem veriyor.

Türkiye, Birleşmiş Milletler’in kurucu üyesi olarak, barışgücü ve barışın inşasından dünyanın dört bir yanındaki yoksul insanların yaşamlarını iyileştirmeye kadar Teşkilatın bir çok görevinin yerine getirilmesinde önemli rol oynuyor. Teşkilatımız 50 yılı aşkın bir süredir Türkiye’de Hükümet, özel sektör, medya, kadın sivil toplum kuruluşları, STK’lar, üniversiteler ve sivil toplumun diğer temsilcileri ile birlikte ulusal vizyon ve önceliklerin uygulanması için çalışıyor.

Türkiye’de BM Sistemine bağlı 14 kuruluş faaliyette bulunuyor. Bu kuruluşlar Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Uluslararası Göç Örgütü (IOM), Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Birleşmiş Milletler Güvelik Birimi (UNDSS), Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), Birleşmiş Milletler Enformasyon Merkezi (UNIC), Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Birleşmiş Milletler Sanayi Kalkınma Örgütü (UNIDO), BM Gönüllüleri (UNV), BM Kadın Birimi (UN Women), Dünya Gıda Programı (WFP) and Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nden oluşuyor. İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) ve BM Siyasi İşler Dairesi, ülkede yerleşik olmamakla birlikte Türkiye’deki çalışmalara aktif olarak katılıyorlar. Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) da Ankara’da temsilcilik açma aşamasında bulunuyor.

Ortak çalışmalarımızın hedefini ulusal kalkınma çabalarında Türkiye’ye en iyi şekilde ve uluslararası normlar ve standartlarda yardımcı olabilmek ve toplumun tüm kesimlerinden insanların çalışmalarımıza katılmasını sağlamak teşkil ediyor. Bu bilgi paketi, dostlarımızı, hizmet

verdiğimiz kesimleri ve ortaklarımızı BM’nin Türkiye’deki ana çalışma konuları hakkında daha duyarlı hale getirme çabalarımızın küçük bir örneğidir.

Ortak ideallerimiz olan barış, kalkınma ve insan hakları ile mevcut ve gelecek kuşaklar için daha iyi bir dünya yaratılması hedeflerine ulaşma çabalarına verdiğiniz desteğin sürekli olmasını umut ediyoruz.

Birleşmiş Milletler Türkiye 

Sayfa Başına Dön


Gıda ve Tarım örgütü (FAO) Orta Asya Alt Bölge Ofisi

fao_logo_webAçlığın Olmadığı Bir Dünya

FAO’nun çabalarının  merkezinde insanların aktif ve sağlıklı hayatlar sürebilmeleri için düzenli olarak yüksek kalitede gıdaya erişim şartlarının oluşturulması ve herkes için gıda güvenliğinin sağlanması yatar.

FAO’nun faaliyetleri beş ana alandan oluşmaktadır; bilgiyi erişilebilir kılmak ve sürdürülebilir tarıma geçişi desteklemek, politikalar konusunda uzmanlığını paylaşarak siyasi iradeyi güçlendirmek, küçük ölçekli tarımı geliştirmek için kamu – özel sektör işbirliğini desteklemek, bilgiyi sahaya taşımak, ülkelerin riskleri önlemesine ve azaltmasına destek olmak.

FAO’nun stratejik hedefleri; açlık, gıda güvencesizliği ve yanlış beslenmeyi sona erdirmek, ormancılık ve balıkçılığı daha verimli ve sürdürülebilir yapmak, kırsal yoksulluğu azaltmak, kapsayıcı ve etkili tarımsal ve gıda sistemlerini mümkün kılmak, geçim kaynaklarının dayanıklılığını risklere ve krizlere karşı artırmak.

Türkiye ve FAO

1982’de FAO ülke ofisinin Ankara’da kurulmasını takiben 2007’de Orta Asya Alt Bölge Ofisi’nin (SEC) açılmasıyla Türkiye ve FAO arasındaki işbirliği önemli gelişme kaydetti. FAO-Türkiye Ortaklık Programı ve FAO-Türkiye Ormancılık Programı’yla ise işbirliği güçlenmeye devam ediyor. Türkiye, geniş kapsamlı konular üzerine FAO’dan destek almakla birlikte, FAO’ya teknik ve finansal konularda önemli derecede destek veren, aktif bir donor ülkesi olarak öne çıkıyor.

Alt Bölge ofisine ev sahipliği

Ankara’da bulunan Orta Asya Alt Bölge Ofisi, Türkiye Hükümeti’nin operasyonel desteğiyle açılarak alt bölgedeki ülkelerin (Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkiye, Türkmenistan, Özbekistan)  ulusal ihtiyaçlarına ve bölgesel önceliklerine FAO’nun cevap verme yetisini güçlendiriyor.

FAO-Türkiye Ortaklık Programı (FTPP)

FAO- Türkiye Ortaklık Programı’nın genel amacı alt bölgedeki ülkelere gıda güvenliği ve kırsal yoksulluğun azaltılması konularında yardım sağlamaktır.
Program, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın temsil ettiği Türkiye hükümeti tarafından sağlanan güvence fonuyla finanse edilerek desteklenir. Türkiye 2006’da faaliyete geçen programa bugüne kadar toplamda 20 milyon $ katkıda bulunmuştur. 2016-2020’yi kapsayan programın ikinci safhası gıda güvenliği ve beslenme, tarım ve kırsal kalkınma, doğal kaynakların korunması ve yönetimi, tarım politikaları ve gıda güvenilirliği konularına yoğunlaşmaktadır.

FAO-Türkiye Ormancılık Programı (FTFP)

FAO ve Orman ve Su İşleri Bakanlığı arasında 2016-2020 arasındaki beş yıllık dönemi kapsayan ortaklık anlaşmasıyla, Bakanlık yıllık 2 milyon dolar güvence fonuyla katkıda bulunmaktadır. Anlaşmanın kapsadığı alanlar içinde sürdürülebilir ormancılık yönetimi, ormanlık ekin alanları ve iyileştirme, orman ürünleri ve ekosistem hizmetleri, orman ve çevre, orman ve insan, idare, değerlendirme ve izleme, çölleşmeyle mücadele ve disiplinlerarası konular bulunmaktadır.

Türkiye bozkırlarının dayanıklılığını artırmak

İki yıllık AB finansmanlı proje, “ekosistem temelli adaptasyon” yaklaşımıyla

sağlıklı ekosistemleri geri kazanmayı, çevre dostu tarımsal uygulamaları teşvik etmeyi ve ulusal makamların bilgisini güçlendirmeyi hedefliyor.

Küresel Çevre Fonu’yla işbirliği

Türkiye’de Küresel Çevre Fonu (GEF) altında finanse edilen projeler biyoçeşitlilik, arazi bozulumu, iklim değişikliğinin etkilerinin azaltımı konuları üzerinde yoğunlaşıyor. Ormanlar, yaylalar ve tarımsal alanların odak noktasında olduğu projeler arasında kuraklıktan etkilenen Konya havzası (5.75 milyon$), Şanlıurfa’nın hassas bozkır ekosistemleri (2.3 milyon$) ve Marmara bölgesindeki orman alanlarının sürdürülebilir yönetimi (4.6 milyon$) yer alıyor.

FAO Türkiye’nin Suriye mülteci krizine müdahale planı:

FAO Türkiye Suriyeli Mülteciler Dayanıklılık Programı (2017-2018), gıda güvenliğini iyileştirmeyi, geçim kaynaklarını güçlendirmeyi, Suriyeli mültecilerin ve ev sahibi toplulukların dayanıklılığını artırmaktır. Program üç bileşen üzerinde kurulmuştur ve entegre bir yaklaşım sergilemektedir:

  • Küçük ölçekli tarımsal üretim ve kapasite geliştirme yoluyla gıda ve besin güvenliğini artırmak,
  • Mesleki beceri eğitimleri ve yerel işgücü piyasasına erişimi sağlamak ve işgücü açıklarını kapatmak için özel sektörle ortaklıklar oluşturmak,
  • Gıda güvenliği konusunda bilgi, analiz ve koordinasyonu güçlendirmek.

Sayfa Başına Dön


Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)

ilo

 

 

BİZ KİMİZ: Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), çalışma yaşamıyla ilgili Birleşmiş Milletler ihtisas kuruluşudur.

1919 yılında kurulmuş olan ILO, 1946 yılında BM’nin ilk uzman kuruluşu olmuştur. 187 Devletin üyesi olduğu ILO’nun merkezi İsviçre’nin Cenevre kentindedir.

ILO, Sözleşme ve Tavsiye Kararlarını benimsemek suretiyle uluslararası çalışma standartlarını belirler. Bu kapsamda, içinde örgütlenme özgürlüğü ve hakkı, toplu pazarlık hakkı, zorla çalıştırmanın yasaklanması,çalışma hayatında fırsat eşitliği ve eşit muamele ile çalışma koşullarını düzenleyen diğer standartlar gibi konuların yer aldığı temel çalışma haklarının yanısıra çalışma yaşamıyla ilgili konuların tümüne dair asgari standartları belirler.

ILO, Birleşmiş Milletler sistemi içinde, işçi ve işveren temsilcilerinin gerek ILO’nun yönetici organlarının çalışmalarında gerekse çalışma politika ve programlarının şekillendirilmesinde üçüncü tarafı oluşturan hükümet temsilcileri ile eşit söz hakkına sahip olduğu üçlü yapıya sahip tek kuruluştur.

ILO’nun birincil hedefi, kadınlara ve erkeklere, özgürlük, eşitlik, güvenlik ve saygınlık koşullarında insana yakışır ve üretken işler bulma fırsatları sağlanmasıdır ve bunun için dört temel hedef belirlemiştir: iş yerinde temel ilkeler ve haklar ile uluslararası çalışma standartlarının teşvik edilmesi ve uygulanması; kadın ve erkeklerin insana yakışır istihdama ulaşmaları için daha fazla fırsat yaratılması; herkes için sosyal korumanın etkinliğinin ve sosyal güvenliğin arttırılması; ve sosyal diyalog ve ‘tripartism’ yani devlet, işçi ve işveren uzlaşmasının güçlendirilmesidir.

TÜRKİYEDE ILO 

Türkiye ILO’ya 1932 yılında üye olmuştur. Türkiye’deki ilk ILO Ofisi 1952 yılında İstanbul’da“Yakın ve Orta Doğu İnsan Gücü Saha Ofisi” adı altında açılmıştır. Ankara’da bulunan Ofis “ILO Türkiye Ofisi” olarak faaliyet sürdürmektedir.

ILO Türkiye Ofisi’nin misyonu, ILO’nun temel önceliklerinin, standartlarının, ilgi alanlarının ve politikalarının gözetildiği, deneyimlerinin yaygınlaştırıldığı koşullarda hükümetle, işçi ve işveren kuruluşlarıyla aktif ilişki içinde yer alarak, herkes için insana yakışır işler sağlanması çabalarında Türkiye’de güçlü, görünür ve proaktif bir konuma sahip olmaktır. 

ILO Türkiye Ofisi ayrıca Uluslararası Çalışma Standartlarının Türkiye’de uygulanması için çalışmakta, Türkiye’de herkes için insana yakışır iş fırsatlarını yaygınlaştırmaya yönelik teknik işbirliği programları ve projeleri, geliştirmekte, uygulamakta ve izlemektedir.

2009 yılında,  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve ILO arasında imzalanan Ulusal İnsana Yakışır İş Ülke Öncelikleri Mutabakat Zaptı ile sosyal tarafların da mutabık kaldığı aşağıdaki ülke öncelikleri belirlenmiştir: çoçuk işçiliği ile mücadele, gençlerin istihdamı, kadın istihdamının arttırılması ile kadın-erkek eşitliğinin sağlanması ve sosyal diyalog.

Aşağıda başlıkları belirtilen politika alanlarına ilişkin  halihazırda yürütülmekte olan ve tamamlanmış teknik işbirliği projelerinin yanısıra ILO Türkiye Ofisi ayrıca, ILO’nun beliren yerel ve bölgesel gelişmelere ivedi ve hassas yaklaşımının bir yansıması olarak 2015 yılında İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) ile Suriyeli Mülteci Krizi’ne ilişkin iki yeni proje başlatmıştır.

2016 yılında İSG ve Suriyeli Mülteci Krizi’ne ilişkin iki projenin de ikinci fazına geçilmiş olup, ILO Türkiye Ofisi Ağustos 2016’da Sosyal Diyalog projesini başlatmıştır.

2017 yılında, Sürdürülebilir ve Rekabetçi İşletmeleri Destekleme çabalarının bir parçası olarak, SCORE Programı Türkiye Pilot Uygulaması yeni dönem faaliyetleri de başlamıştır.

ÇOCUK İŞÇİLİĞİ

ILO Türkiye Ofisi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı işbirliğiyle “Türkiye’deki Mevsimlik Fındık Tarımında En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Sona Erdirilmesine Yönelik Kapsamlı Model Projesi”ni hayata geçirmiştir. 2012 yılında başlayan proje, Avrupa Çikolata Bisküvi ve Şekerleme Sanayi Kuruluşu (CAOBISCO) ile Hollanda Hükümeti  tarafından desteklenmektedir.

Proje çerçevesinde, şimdiye kadar, yaklaşık 3,200 mevsimlik tarım işçisi aileye danışmanlık hizmetleri sağlanmıştır. Eğitim yoluyla büyük kısmı işten çekilen ya da işe girişi önlenen 3,100 ‘ün üzerinde çocuğa (4-16 yaş grubu) ulaşılmıştır. Proje, çocuk işçiliği konusunda farkındalık geliştirmenin yanı sıra ilgili kurumlarla birikim ve beceri paylaşımı yoluyla ulusal ve yerel sahiplenmenin geliştirilmesine katkı sağlamıştır.

Türkiye’de kendi türünün ilk örneği olan bu kamu-özel ortaklığı projesi, Türkiye’deki fındık sektöründe çocuk işçiliğinin sona erdirilmesine yönelik geliştirdiği sürdürülebilir bir model ile ülke çapında mevsimlik tarım alanında çocuk işçiliği ile mücadele edilmesine de katkı sağlamaktadır.

KADIN İSTİHDAMI

Cinsiyet eşitliği, ILO’nun “Tüm Erkek ve Kadınlar için İnsana Yakışır İş” gündeminin ana öğesidir. ILO ve dünya genelindeki bileşenleri, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında toplumsal cinsiyet perspektifinin ana akımlaştırılmasını bir strateji olarak kullanan bir dizi faaliyet gerçekleştirmektedir. ILO’nun öncelik alanları çerçevesinde, ILO Türkiye Ofisi, Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) işbirliği ve İsveç Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı (SIDA) kanalıyla İsveç finansmanı ile, kadın istihdamının arttırılması ve cinsiyet eşitliğinin sağlanması amacıyla “Kadınlar için Daha Çok ve İyi İşler: Türkiye’de İnsana Yakışır İş için Kadınların Güçlendirilmesi” projesini yürütmektedir.

Proje, 2016 yılında, kadın istihdamının arttırılması ve yaygınlaştırılması ve dolayısıyla kadın istihdamının arttırılması amacıyla Türkiye’nin ilk kadın istihdamı Eylem Planı’nı hazırlayarak ulusal ölçekte kapsayıcı ve bütünsel bir politikanın geliştirilmesine katkıda bulunmuştur. Bu sürecin devamı olarak, Eylem Planının uygulanmasına destek olmak amacıyla İŞKUR’un yaklaşık 300 merkez personeli ile iş ve meslek danışmanlarına cinsiyete duyarlı kamu istihdam hizmeti vermeleri için gerekli beceri ve bilgi eğitimi verildi. Proje ayrıca etkili iş danışmanlığı hizmetleri, aktif işgücü piyasası politikaları ile ekonomik haklar ve çalışma yaşamındaki haklar konularına özel önem vermek suretiyle yasal, ekonomik, politik ve sosyal haklarına ilişkin bilinçlendirme faaliyetleri yoluyla kadınların istihdam edilebilirliğini arttırmayı amaçlamaktadır. Bu çerçevede 400 kadın girişimcilik destek programına dahil edildi ve 800’den fazla kadın mesleki eğitim ve kadının insan hakları eğitimini aldı.  Bunun yanısıra, 1300’den fazla çalışan kadın ve erkeğe, proje illeri olan İstanbul, Ankara, Bursa ve Konya’da işyerleri, sendikalar, fabrikalar ve belediyelerde cinsiyet eşitliği ve çalışma yaşamı konularında seminerler verilerek cinsiyet eşitliğine ilişkin bilinçlendirme çalışması gerçekleştirildi.

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ

Bu programın amacı uluslararası standartların uyumlaştırılması yoluyla Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliğinin geliştirilmesidir. Ocak 2015 – Mart 2016 tarihleri arasında uygulanan ilk proje maden ve inşaat sektörlerine odaklı olup, proje ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, özellikle de İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü’ne (İSGGM) ulusal mevzuatın yakın zamanda onaylanan ILO Sözleşmeleri ile uyumunun sağlanması konusunda destek olunmuştur. Ayrıca, iş kazaları ve meslek hastalıklarının kayıt altına alınması için ulusal sistemin gözden geçirilmesi, iş teftiş kurulunun işleyişi konularına da odaklanılmıştır. Eylül 2017’ye kadar sürecek olan devam niteliğindeki proje ise İSG yönetiminin ILO İSG Standartları ile uyumluluğuna odaklanmakla birlikte; hükümet, işverenler, işçiler, hakimler ve adli eğiticilerin İSG ile ilgili ulusal ve uluslararası standartları kullanması yönünde kapasitelerinin arttırılmasına yöneliktir. “Suriyeli Mültecilerin ve Ev Sahibi Toplulukların Geçim Koşullarını İyileştirme ve İnsana Yakışır İş Fırsatlarını Artırma” ILO Projesi ile işbirliği içinde, seçilen bazı meslekler için Suriyelilerin istihdam edilebilirliklerini ve Türk iş piyasasına entegrasyonlarını kolaylaştırmak amacıyla mültecilere yönelik mesleki eğitim için İSG modülleri gözden geçirilmiş ve mültecilerin ihtiyacına cevap verecek şekilde uyumlaştırılmıştır.

SURİYELİ AKININA ILONUN YANITI

ILO, Bölgesel Mülteci Yardım ve Dayanıklılık Planı (3RP) çerçevesinde mültecileri ve ev sahibi toplulukları desteklemek üzere, kalkınma ve istihdam odaklı bir strateji benimsemiştir. ILO Türkiye Ofisi’nin de en önemli gündem maddelerinden biri haline gelen Suriyeli mülteci kriziyle ilgili olarak 2015 yılında kapsamlı bir strateji ve kapsayıcı bir karşılık geliştirildi. ILO’nun stratejisi üç ana bileşenden oluşmaktadır:

– Suriyeli mültecilerin ve Türkiye’deki ev sahibi toplulukların insana yakışır işlere erişimlerini kolaylaştırmak üzere vasıflı, yeterlilik sahibi ve üretken işgücünün artırılması;

– Suriyeli mülteciler ve Türkiye’deki ev sahibi topluluklar için yeni işler ve girişimcilik fırsatları yaratılmasına yönelik olarak belirli sektörlerde ve coğrafi mekânlarda iş geliştirme ve ekonomik büyüme açısından elverişli ortamlar yaratılmasının desteklenmesi;

– Türkiye’nin kapsayıcı kalkınma stratejileri uygulamasına yardım amacıyla işgücü piyasası yönetişim kurum ve mekanizmalarının güçlendirilmesine destek sağlanması.

Türkiye’deki Suriyelilerin ve ev sahibi toplulukların geçim kaynaklarının desteklenmesi kapsamında, ILO Türkiye Ofisi tarafından, Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis ve Ankara’da “Türkiye’de Suriyeli Akınına ILO’nun Yanıtı” Projesi ve “Suriyeli Mültecilerin ve Ev Sahibi Toplulukların Geçim Koşullarını İyileştirme ve İnsana Yakışır İş Fırsatlarını Artırma” Projesi adında birbiriyle bağlantılı projeler gerçekleştirdi. Bu Projeler çerçevesinde 2016 yılında, Şanlıurfa, Kilis ve Gaziantep illerinde geçici koruma altındaki 1500’den fazla Suriyeliye ve Türk vatandaşına mesleki ve teknik eğitim, beceri geliştirme eğitimi ve girişimcilik eğitimi sağlandı.

Türkiye’de Suriyeli Mültecilerin ve Ev Sahibi Toplulukların İşgücü Piyasasına Katılımının  Geliştirilmesi Projesi ve Suriyeli Mülteciler ve Ev Sahibi Topluluklar için İnsana Yakışır İş FırsatlarınınTeşvik Edilmesi Projesi, ILO Türkiye Ofisi tarafından Şanlıurfa, Gaziantep, Mardin, Ankara, Adana, Mersin ve Hatay’da hayata geçirilen güncel projelerdir. Projelerin temel hedefleri, Suriyeli mülteciler ve ev sahibi topluluk üyelerine nitelikli istihdam hizmetleri verilmesi için kurumsal ve teknik kapasitenin yerel ve ulusal düzeylerde geliştirilmesi; mesleki, teknik ve temel beceri geliştirme eğitimleriyle Suriyeli mülteciler ve ev sahibi toplulukların istihdam edilebilirliklerinin ve istihdam fırsatlarının geliştirilmesi; Suriyeli mültecilerin, ev sahibi toplulukların, işverenlerin ve geniş anlamda paydaşların kamu istihdam hizmetlerine ve çalışma izinleriyle ilgili yeni yasal düzenlemelere ilişkin farkındalıklarının artırılmasıdır.

SOSYAL DİYALOG 

Türkiye’de sosyal diyalogun her seviyede geliştirilmesi amacıyla ILO Türkiye Ofisi Ağustos 2016’da “Çalışma Hayatında Sosyal Diyalogun Geliştirilmesi Projesi”ni başlatmıştır. Proje, bütüncül bir yaklaşım içinde, sosyal ortaklar, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile toplum genelinde, tüm seviyelerde, sosyal diyaloga ilişkin farkındalığın artırılmasına öncelik vermektedir.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın (ÇSGB) ana yararlanıcı olduğu proje kapsamında kamuoyu, işçiler, işverenler ve kamu kurum ve kuruluş çalışanları nihai yararlanıcılar olarak değerlendirilmektedir.

24 ay sürmesi planlanan proje sonucunda, ÇSGB, ilgili kuruluşlar ve sosyal ortakların kapasitelerinin artırılarak çalışma hayatında sosyal diyalogun geliştirilmesi; kurumların ve kamuoyunun örgütlenme özgürlüğü ile sosyal diyalog konusundaki farkındalığının her seviyede artırılması ve gelişmiş sosyal diyalog mekanizmalarına ulaşılması hedeflenmektedir. Proje çerçevesinde söz konusu sonuçlara, geniş kapsamlı, detaylı çok yönlü girişimler, eğitimler, yayınlar ve yoğun bir bilgilendirme çalışmasıyla ulaşılması planlanmıştır.

Bu çerçevede proje devam eden ve tamamlanan faaliyetlerle sürmektedir. Yaklaşık 250 Bakanlık ve sosyal taraf temsilcisine Mart-Mayıs 2017 ayları arasında, ILO sözleşmeleri ve AB standartları çerçevesinde uluslararası çalışma standartları ile ilgili eğitimler verilmiştir. Mayıs ayında, sürdürülebilir kalkınma, sosyal diyalog ve çalışma hayatının geleceği ile ilgili sosyal taraf, bakanlık, STK, uluslararası kuruluş, özel sektör ve akademisyenlerin katılımıyla bir uluslararası konferans düzenlenmiştir. SME’lerde işyerinde ikili sosyal diyalogun geliştirilmesine yönelik farkındalık faaliyetlerine tekstil sektörüyle başlanmıştır. Bu faaliyetlere ek olarak, ekonomik kalkınma ve sosyal diyalog, örgütlenmekte zorluk çeken gruplar için sosyal diyalog, ILO Uzmanlar Komitesi ve Uygulama Komitesinin Türkiye kararları, ikili ve üçlü sosyal diyalog mekanizmları ile ilgili araştırma faaliyetleri devam etmektedir. Projenin yerel düzeyde sosyal diyalogun geliştirilmesini hedefleyen hibe bileşeni, eğitim ve danışmanlık faaliyetleri ile devam etmektedir.

SCORE PROGRAMI

Sürdürülebilir ve Rekabetçi İşletmelere Destek (SCORE) Programı, KOBİ’lerdeki verimliliği ve çalışma koşullarını; yönetim ve işçi arasındaki işyerinde işbirliği yöntemleri ile artırmayı ve iyileştirmeyi hedefleyen küresel ölçekli ve farklı ülkelerde uygulanan bir ILO Programıdır. Program, (1) İşyerinde İşbirliği, (2) Toplam Kalite Yönetimi, (3) Temiz Üretim, (4) Adil İnsan Kaynakları Uygulamaları ve (5) İş Sağlığı ve Güvenliği konularında çalışmaktadır. Temel aktiviteleri; KOBİ’lere verilen sınıf ortamı eğitimleri ve de konunun uzmanları tarafından katılımcı KOBİ’lere verilen danışmanlık hizmetleridir. KOBİ’lere ulaşabilmek için, işyeren örgütleri, işveren ağları ve de ulusal ve uluslararası markalar ile çalışılmaktadır. Türkiye pilot uygulaması 2014 yılında başlamıştır ve 2017 yılında; yeni sektör ve kurulan yeni kurumsal işbirlikleri ile devam etmektedir.

YEŞİL İŞLER

Yeşil İşlere olan ilgi dünya genelinde artmakta ve çevreye etkileri azaltılmış insana yakışır işlerin yaratılması ihtiyacına yönelik giderek artan bir bilinç gelişmektedir. Yeşil büyüme ve yeşil ekonomiye geçiş aynı şekilde Türkiye’de de ulusal kalkınma tartışmalarında giderek önemli konular haline gelmektedir. Bu bağlamda, ILO tarafından Türkiye’de 16 Şubat 2013 – 31 Mart 2015 tarihleri arasında, ülkelerin yeşil ekonomiye geçiş çabalarında istihdam boyutuna odaklanan “Yeşil Ekonomide İnsana Yakışır İşler” projesi yürütülmüştür.  Proje çerçevesinde; kadın ve erkeklere yeşil veya yeşil ekonomik sektörlerde insana yakışır iş imkanları yaratmak amacıyla bilinçlendirme, kapasite geliştirme ve yeşil iş değerlendirme çalışmaları ile ulusal strateji temellerinin kurulmasına dönük bir altyapı oluşturulmuştur.

Sayfa Başına Dön


Uluslararası Göç Örgütü (IOM)

iom1Herkesin Yararı için Göç Yönetimi

Her yedi kişiden birinin göçmen olduğunu biliyor muydunuz? Bu, küresel olarak neredeyse bir milyar insan demek. 

Göç, doğru biçimde yönetildiğinde, göçmenlere, topluluklarına, ülkelere ve işverenlere fayda sağlar.

BM Göç Kuruluşu (IOM), ikinci Dünya Savaşı sonrası, 1951 yılında kurulmuştır.19 Eylül 2016 günü New York’ta gerçekleşen Birleşmiş Milletler Mülteciler ve Göçmenler Zirvesi’nde, Büyükelçi William Lacy Swing, IOM’yi Birleşmiş Milletler’e resmi olarak bağlayan belgeyi imzalamıştır. Bu tarihten itibaren IOM, BM’ye bağlı bir kurum haline gelmiştir. 100’den fazla ülkede ofisleri bulunan IOM, insani ve düzenli göçün  herkesin yararına olmasının teşviki için gayret etmektedir. Bu bağlamda IOM, hükümetlere ve göçmenlere destek ve yardım sağlamaktadır.

Birleşmiş Milletler Göç Kuruluşu (IOM), göçün ekonomik, toplumsal ve kültürel gelişmeye bağlı olduğunun farkındadır. Çalışmalarımız göç yönetimi bağlamında dört geniş alanı kapsamaktadır.

  • Göç ve Kalkınma – göçün beraberinde ekonomik ve toplumsal faydayı getirebilmesi
  • Göçün Kolaylaştırılması – göçmenler için yasal yolların desteklenmesi, örneğin öğrenciler ve aile birleşimi
  • Göçün düzenlenmesi –örneğin, sınır yönetimi ve insan ticareti ile mücadele
  • Zorunlu göç – örneğin, mültecilerin üçüncü ülkelere yerleştirilmesi veya doğal ya da insan kaynaklı afetler sebebi ile yerlerinden edilmiş kişilere yardım

Uluslararası göç hukukunun desteklenmesi, politika tartışmaları ve kılavuzluk, göçmenlerin haklarının korunması, göç ve sağlık ve toplumsal cinsiyet de BM Göç Kuruluşu (IOM)’ nun kesişen faaliyetleri arasındadır.

Birleşmiş Milletler Göç Kuruluşu (IOM) Türkiye Misyonu

Uluslararası Göç Örgütü (IOM) – Birleşmiş Milletler Göç Kuruluşu, Türkiye’deki ilk ofisini Körfez Savaşı sonrasında 1991 yılında açmıştır. Misyonun faaliyetleri Iraklı mültecilerin yeniden yerleştirilmesi ile başlamış, daha sonraları göç yönetimi programları alanlarına genişlemiştir. IOM’nin Türk Hükümeti ile olan ortaklığı, Türkiye’nin IOM’ye üye olduğu 2004 Kasım ayında resmileşmiştir. IOM Türkiye, 2011 yılındaki yıkıcı Van depreminden sonra acil durum müdahale programlarını başlatmıştır. Bu programlar özellikle 2012 Suriye krizinden ve 2015 Akdeniz mülteci krizinden sonra bölgesel çatışmalara ve krizlere müdahale alanında genişlemiştir.

Türkiye’de 25 yılın üzerinde operasyonel tecrübesi olan IOM’nin Ankara merkez ofisi,  İstanbul ve Gaziantep şubeleriyle birlikte ülke çapında yaklaşık 450 çalışana ve 15 farklı yerde ofise sahiptir ve dünya genelindeki en büyük misyonlardan biridir.

BM Göç Kuruluşu (IOM), göçün etkili ve verimli biçimde yönetilmesi için şeffaf politikalar, yasal düzenlemeler ve idari yapılar geliştirmesi konusunda Türkiye hükümetini desteklemeye devam etmektedir. Yabancılar ve istihdam kanunun kabul edilmesiyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’yla çalışmalarına artarak devam edecektir. Ayrıca, İçişleri Bakanlığına “Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun hazırlanması konusunda uzmanlarımız destek sağlamıştır ve kanunun etkili uygulanması için de desteklerini sürdürmektedir.

Göçmenler için Türkiye hem transit hem de hedef ülke konumundadır. Gittikçe daha fazla sayıda göçmen tehlikeli yolculuklar yapmakta ve hayatlarını riske atmaktadır.  IOM, bölgesel bakış açısının ulusal stratejileri desteklemek ve güçlendirmek için önemli olduğuna inanmaktadır. Bu bağlamda göç ve sınır yönetimi alanındaki çalışmalarımız sınır kurumları ve göçle ilgili diğer örgütlerle  uzmanlık paylaşımı yoluyla bölgede işbirliği ve bilgi paylaşımını desteklemektedir. IOM Türkiye’nin sınır yönetimi projeleri, Türk hükümetini en iyi uluslararası uygulamalara paralel olarak sınır yönetimi politikalarını ve yapılarını güçlendirilmede desteklemek için yasal, kurumsal ve idari yapıları ve kapasiteleri geliştirmeyi amaçlanmaktadır. Ayrıca IOM kolluk kuvvetlerine teknik destek de sağlamaktadır; örneğin can kurtarma faaliyetleri, hassas durumdaki göçmenlere yardım ve kurtarılan kişilere insani yardım malzemeleri temini konularında Sahil Güvenlik Komutanlığı’na destek verilmiştir.

IOM, yeniden yerleştirme ve hareket faaliyetleri aracılığıyla göçmenlere ve mültecilere yeni bir hayat kurma fırsatı sunmaktadır. 2010 yılından beri, IOM Türkiye ofisi 60,000’den fazla mültecinin ABD, Kanada ve Avustralya gibi üçüncü ülkelere yerleştirilmesi konusunda destek sağlamıştır.

Aile Destek Programı (FAP) Almanya’da sığınma hakkı kazanmış yakın bir Suriyeli akrabaya sahip bölgede yaşayan binlerce Suriyeli ailenin birleşimine yardım etmektedir. Program, Suriyeli ailelere aile birleşimi vize başvuru sürecinde yardımcı olmakta ve Arapça dilinde Almanya’ya uyum dersleri sağlamaktadır. Yalnız Türkiye’de, yaklaşık 38.000 birey yardım almıştır. Program tehlikeli, düzensiz göç kanallarını arayan Suriye aileleri vazgeçirmeyi ve Suriyeli yararlanıcıların Alman toplumuna başarıyla uyum sağlamaları için onları daha iyi hazırlamayı amaçlamaktadır.

Göç desteği programımız, hassas durumdaki göçmenlere göç kanallarının tespiti hususunda yardımcı olmaktadır. BM Göç Kuruluşu (IOM)’nin sağladığı destek biçimlerinden biri, ülkelerine geri dönmek isteyen ancak bunun için araçları olmayan göçmenlere yardım eden “Gönüllü Geri Dönüş ve Yeniden Entegrasyon” (AVRR) programıdır. Programın başladığı 2009 yılından bugüne, yaklaşık 5.000 kişiye ülkelerine geri dönmeleri için yardım sağlanmıştır. IOM Türkiye’nin hassas durumdaki göçmenleri insan ticareti ile mücadele yoluyla da desteklemektedir.  Türkiye’deki insan ticareti ile mücadele kapsamında on yıldan fazla süredir deneyime sahip olan IOM, insan ticaretinin önlenmesi, mağdurların korunması, tacirlerin kovuşturulması, kapasite ve işbirliği geliştirilmesi konularında çalışmalar yapmaktadır. Yaklaşık 1.000 insan ticareti mağduru IOM ve Türkiye hükümeti desteği ile güvenli ve gönüllü biçimde menşe ülkelerine geri dönmüştür.

BM Göç Kuruluşu (IOM), devam etmekte olan Türkiye Suriye Krizi’ne bölgesel müdahale faaliyetlerinde anahtar üye olup, Türkiye hükümeti  öncülüğünde 2012’den beri yürütülmekte olan  insani müdahaleye destek sağlamaktadır.  2014 Ağustos ayından beri, IOM Türkiye yaklaşık 1 milyon Suriyeliye aşağıdaki yollarla yardımda bulunmuştur:

  • Temel ihtiyaçlara ulaşım (gıda dışı yardım, kışlık yardım, hijyen kitleri, okul ulaşımı ve kamplar dahil)
  • Yemek yardımı (nakit para programıyla ve sıcak yemek yapan mutfaklarla)
  • Eğitim desteği (okul ulaşımı, örgün öğretim ve örgün olmayan öğretim yollarıyla)
  • Toplum merkezleri (psikosoyal destek, beceri geliştirme, dil dersleri, hukuki danışmanlık ve kamu bilgilendirme kampanyaları)
  • Sağlık danışmanlığı (birincil sağlık bakım kliniklerine destek ve tıbbi ulaşım)
  • Acil Vaka Yönetimi (hedeflenmiş destek ve yönlendirmenin çeşitli biçimleri)
  • Geçim ve Toplum Kalkındırması (iş edindirme, kaynaştırma projeleri)

Sayfa Başına Dön


BM Kalkınma Programı (UNDP)

undp_turkey

Güçlü Bireyler, Güçlü Toplumlar

Biz Kimiz?

Birleşmiş Milletler’in kalkınma ağı olan Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) politikaların, liderlik becerilerinin, işbirliği kapasitelerinin, kurumsal kapasitelerin geliştirilmesine ve kalkınma kazanımlarının sürdürülebilirliğinin sağlanması için dayanıklılığın inşa edilmesine destek oluyor.

Kapsayıcı büyüme, kamu hizmetlerinin daha da iyileştirilmesi, çevresel sürdürülebilirlik ve demokratik yönetişim, kalkınmanın ilerlemesi için çok önemli. Kalkınma tartışmaları ve uygulamaları konusundaki uzmanlığımızı ve on yıllardır ülke düzeyinde edindiğimiz deneyimleri, ülkelerin hedefledikleri kalkınma seviyesine ulaşması ve bireylerin kalkınma süreçlerinin şekillenmesi ve uygulanmasına dâhil edilmesine destek olmak için kullanıyoruz. İnsani gelişme perspektifi, çalışmalarımızın temelini oluşturuyor ve güçlendiriyor.

Hükümetler, ulusal ve uluslararası kurumlar, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri, akademi ve özel sektörle yakın bir işbirliği içinde çalışıyoruz.

Ne Yapıyoruz?

UNDP, Türkiye’nin kalkınma gündemini politika tavsiyesi, teknik destek, savunu ve bilgi yönetimi yoluyla 3 portfolyo alanında destekliyor:

  •  Kapsayıcı ve Demokratik Yönetişim: Kapsayıcı ve Demokratik Yönetişim portföyümüz ile vatandaşların taleplerine duyarlı ve evrensel normlarla uyumlu yönetişim süreçlerinin ve kurumların güçlendirilmesine katkıda bulunuyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliği, katılım ve hesap verebilirlik konuları ile hukukun üstünlüğü ve insan hakları ile ilgili yapısal konuları ele alıyoruz. Hukuka daha etkin erişimin sağlanması ve yerel yönetim reformlarının yerindenlik ilkesi uyarınca uygulanmasının geliştirilmesi için ilgili kurumlara destek sağlıyoruz. Her görüş ve kesime eşit mesafede olan duruşundan, yönetişimde yenilikçiliği teşvik eden yapısından ve uluslararası normların savunucusu ve takipçisi olan Birleşmiş Milletler’in rolünden güç alan UNDP, özellikle adalet mensuplarının ve ulusal insan hakları mekanizmalarının bağımsızlığının güçlendirilmesi için paydaşları ile birlikte çalışıyor.
  • Kapsayıcı ve Sürdürülebilir Büyüme: Kapsayıcı ve Sürdürülebilir Büyüme portföyümüz kapsayıcılığı ve sürdürülebilirliği temel alarak ulusal rekabet için kritik olan yapısal konuları ele almayı hedefliyor. Bölgesel eşitsizlikleri ortadan kaldırmak, kırsal geçim kaynaklarını geliştirmek, Türkiye ekonomisinin rekabet edebilirliğine katkı sağlamak ve girişimciliği ve yenilikçiliği desteklemek için hükümetle, sivil toplumla ve özel sektörle birlikte çalışıyoruz. Yeşil büyümeye katkı verecek girişimlerimiz Türkiye ekonomisinin daha sürdürülebilir olmasına katkı sağlıyor ve aynı zamanda daha üretken, rekabet edebilir ve daha güçlü olmasına destek oluyor. Kadınların ve gençlerin ekonomiye daha güçlü bir şekilde katılmalarını destekliyoruz.
  •   İklim Değişikliği ve Çevre: İklim değişikliği, su ve hava kirliliği, toprak erozyonu, arazi ve orman bozulması ve biyolojik çeşitliliğin kaybı küresel sorunlar. Her yerde olduğu gibi Türkiye’de de bu çevresel sorunlar sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması çabalarını engelliyor. İklim Değişikliği ve Çevre portföyümüz tüm paydaşların çevre ile ilgili tartışmalara katılımını ve düşüncelerini paylaşabilmelerini sağlamanın yanı sıra ekosistem hizmetlerinin yararlarının değerlendirilmesini ve paylaşılmasını da amaçlıyor. Özellikle biyolojik çeşitlilik, orman yönetimi ve kimyasal atıkların önlenmesi, bertarafı ve yönetimi ile afet risk azaltma ve yönetimi konularında çevresel bozulmaları engelleme ve çözüm bulma kapasitesini güçlendirmeye odaklanıyoruz. İklim değişikliğine uyum ve iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltma konusunda riske odaklı ve bütünleşmiş afet yönetimi için sistemlerin ve araçların güçlendirilmesi ve ekosistemler ve toplumların direncinin artırılması amacıyla sektörler ve girişimler arası çalışmalar yapıyor ve bu çalışmalarda farklılaşmış toplumsal cinsiyete dayalı etkileri de göz önüne alıyoruz. UNDP olarak Türkiye’nin iklim değişikliği ve çevre alanındaki uluslararası sözleşmeleri uygulamasına destek veriyoruz.

Daha fazla bilgi için: http://www.tr.undp.org/content/turkey/tr/home/

Sayfa Başına Dön


Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA)

UNFPA_Logo

Sürdürülebilir Kalkınma için Nüfus Politikalarını Destekler

Dünyada UNFPA

UNFPA her kadının, erkeğin ve gencin sağlıklı ve eşit bir hayat sürdürmesi için çalışmaktadır. UNFPA; devletlerin yoksulluğu azaltma politikalarını geliştirme sürecinde, nüfus verilerinin kullanılması için destek vermektedir.

UNFPA her hamileliğin istenilen, her doğumun güvenli ve her gencin HIV/AIDS’ten korunmuş olması için faaliyet göstermekte, kadınların ve genç kızların hakkettiği saygılı muameleyi görmesi için katkı sağlamaktadır.

UNFPA Türkiye

Türk hükümeti ile çalışmalarına 1971 yılında başlayan UNFPA’in ilk Ülke Programı 1988 yılında başlamıştır. Şu anda Altıncı Ülke Programını (2016-2020) yürütmekte olan UNFPA Türkiye özellikle dezavantajlı ve savunmasız gruplara odaklanmakta, hizmetlere erişimlerini iyileştirmeye yönelik çalışmalar yürütmektedir.
Kırk yıldan uzun bir süredir Türkiye’de faaliyet gösteren UNFPA;
• Kadınların ve gençlerin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde üreme sağlığının iyileştirilmesi,

  • Toplumsal cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesi ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi
  • Kalkınma alanı ile ilgili veri toplanması, kullanımı ve dağılımının iyileştirilmesi konularında çalışmaktadır.

UNFPA Türkiye ofisi, Azerbaycan ve Gürcistan ülke programlarını koordine eden bir ofis olarak faaliyetlerde bulunmaktadır.

UNFPA Türkiye Altıncı Ülke Programı

UNFPA, 6. Ülke Programı çerçevesinde:
• Kırılgan nüfus gruplarına genç dostu üreme sağlığı hizmetlerinin sağlanması

  • Mültecilere üreme sağlığı ve kadına yönelik şiddet konularında insani yardım sağlanması
  • Toplumsal cinsiyet eşitliğinin teşvik edilmesi ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi
  • İstatistiki ve sınıflandırılmış demografik veri/bilgilerin sağlanması, sosyal/ekonomik politikaların oluşturulması ve uygulamasında bu veri/bilgilerin kullanılması başta olmak üzere,

ICPD Eylem Programı ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne ulaşılmasında Türkiye Cumhuriyeti ve tüm ilgili kuruluşlara teknik katkı ve destek vermeyi amaçlamaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti, yoksulluk ve bölgesel farklılıklar da dahil olmak üzere başlıca kalkınma sorunları, bunların nedenleri ve çözümlemelerine yönelik stratejileri tanımlamak suretiyle program geliştirme sürecinde yer almıştır.

Daha fazla bilgi için: www.turkey.unfpa.org

Sayfa Başına Dön


Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR)

UNHCRMültecileri Korur ve Onlar için Çözüm Üretir

Türkiye’de  UNHCR

UNHCR’nin Türkiye’deki varlığı, iltica ve mülteci hususlarıyla ilgili olarak hükümetle ilişki kurmak üzere 1960 yılında mevcudiyet kazanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti, coğrafi kısıtlama ile Mültecilerin Hukuki Statüsüne ilişkin 1951 Sözleşmesi ile 1967 Protokolü’ne taraftır. Ankara’daki ofisi ile İstanbul, İzmir, Gaziantep, Hatay, Şanlıurfa ve Van’daki saha varlığı ile UNHCR’nin Türkiye operasyonu küresel olarak en büyük operasyonlarından birisidir.

UNHCR, uluslararası koruma ihtiyacı içindeki kişiler için Türkiye’de mevcut olan koruma ortamını ve sosyal destek mekanizmalarına erişimi güçlendirmek için Türk makamları ile yakın işbirliği içinde çalışmaktadır. Bu amaçla UNHCR, ulusal iltica sisteminin güçlendirilmesi için kurumsal ve yasal kapasite artırma faaliyetlerine destek sağlamakta ve katkıda bulunmaktadır. Suriye krizinin başından bu yana, Birleşmiş Milletler kuruluşlarının ve ortakların Türkiye’nin mülteci müdahalesini destekleme çabalarına öncülük etmekte ve bu çabaları koordine etmektedir. Bunun yanında, UNHCR, Suriyeli olmayan sığınmacılara yönelik kayıt ve mülteci statüsü belirleme çalışmalarına devam etmekte ve üçüncü ülkelerde yerleştirme ve diğer yasal yolları takip etmektedir.

Temel Faaliyetler

 Kayıt ve Mülteci Statüsü Belirleme (MSB)

  • Göç İdaresi Genel Müdürlüğü (GİGM) ve UNHCR, geçici koruma altındaki 2,7 milyon Suriyeli mültecinin kayıt verilerinin doğrulanmasına yönelik bir çalışma gerçekleştirmektedir. Bu çalışma, mevcut bilgiyi güncelleme ve eksik bilgileri edinmenin yanı sıra doğrulamayı kaydın sürekli bir parçası haline getirmeyi amaçlamaktadır. Türk Hükümeti’ne, UNHCR’ye ve diğer paydaşlara hedefli yardıma yönelik doğrulanmış veriye dayalı programlar tasarlamak; eğitim ile istihdahama erişimi desteklemek; hukuki yolları ve ailenin yeniden birleşmesi, özel sponsorluk, insani vize programları, akademik burslar vb. gibi diğer kalıcı çözümleri belirlemek ve özel ihtiyaç sahibi kişileri tespit edip bu kişilere yardım sağlamak için edinilen güncel verileri kullanacaktır.
  • Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun Nisan 2014’te yürürlüğe girmesinin ardından; UNHCR kendi yetkisi altında büyük ölçüde UNHCR tarafından yıllarca gerçekleştirilmiş olan MSB ile ilgili tüm faaliyetlerin ulusal usullere geçişini desteklemektedir.

 Koruma

  • UNHCR, Türkiye’nin 81 iline yayılmış olan çok hizmetli merkezleri, toplum merkezlerini, kadın merkezlerini ve çocuk dostu alanları desteklemektedir. Bu hizmetlere psikososyal destek, hukuki ve genel danışmanlık, dil eğitimi ve mesleki eğitim dâhildir. Erişim merkezleri hem ev sahibi hem de mülteci topluluklarının ihtiyaçlarını karşılamaya katkıda bulunarak koruma ağlarını güçlendirmekte ve topluluğun güçlenmesini desteklemektedir.
  • UNHCR’nin Mülteci Erişim Gönüllüleri (MEG) projesi, mültecilerin kendilerini koruma müdahalelerine doğrudan dâhil etmektedir. Gönüllüler, hassas durumdaki mültecileri tespit edip onlara yardım etmekte, hakları ve mevcut ulusal mekanizmalar hakkında mültecileri bilgilendirmekte ve topluluk içinde var olan kapasiteyi geliştirmekte ve güçlendirmektedir. Bu proje, ülkedeki varlığı ve ortakları vasıtasıyla 44 ildeki mültecilere yönelik mevcut UNHCR kapsamını tamamlama çabalarının yanı sıra mültecilerin güçlendiririlmesine katkı sağlamaktadır.
  • UNHCR, kent ortamındaki mültecilere yönelik koruma izleme ve özel ihtiyaç sahibi kişilerin tespit edilmesi faaliyetlerini erişim merkezleri, ortakları, uydu şehirlere UNHCR liderliğinde gerçekleştirilen ziyaretler ve odak grubu görüşmeleri vasıtasıyla genişletmektedir. Bu şekilde gelişmiş savunuculuk, koruma müdahaleleri, hedefli yardımlar ve bilgi paylaşımına katkı sağlanmaktadır. UNHCR ayrıca koruma ortaklarının kapasitesini de artırmakta ve bireysel dosya yönetimi, sevkler ve takip için ortaklarının varlıklarını genişletmektedir.
  • UNHCR, cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin önlenmesini ve buna yönelik müdahaleyi desteklemek için ortaklar ile işbirliği yapmaktadır: Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile AFAD’ın eşbaşkanlığını yaptığı Cinsel ve Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddet Çalışma Grubu’nun sekreterya işlevini yerine getirmeye devam eden UNHCR, Gaziantep’teki Cinsel ve Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddet Alt Çalışma Grubu’na UNFPA ile birlikte eşbaşkanlık yapmaktadır. UNHCR; UNFPA, hükümet yetkilileri, STK’ler ve Koruma Sektöründeki diğer BM kuruluşları ile işbirliği içinde Cinsel ve Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddeti Önlemeye ve Müdahaleye ilişkin kuruluşlararası standart çalışma usullerini de hazırlamıştır.

Buna ek olarak, UNHCR mültecilere ve ilgili paydaşlara yönelik cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin tespiti ve sevk mekanizmalarına ilişkin eğitim modüllerini oluşturmanın yanı sıra erken yaşta evliliklere, zorla evliliklere ve aile içi şiddete ilişkin broşürler hazırlamıştır.

  • UNHCR İstanbul, çocuk işçiliğini ele alma amacıyla risk altındaki çocukları ve gençleri tespit etmek ve önleme ile müdahale mekanizmalarını güçlendirmek için Milli Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı il makamları ve STK’ler ile yakın eşgüdüm içindedir. Çocukların mevcut koruma mekanizmalarından faydalanmasını sağlamanın yanı sıra sosyal hizmetlere ve eğitime erişimlerini kolaylaştırmak için ulusal sistemlere sevk yapılmaktadır.

 Eğitim

  • UNHCR, okul çağındaki çocukların eğitime erişimini temin etmek için mevcut eğitim hizmetlerine ilişkin mültecilere ulaşılması ve bilgi sağlanması, Geçici Eğitim Merkezleri’ne eğitim ve kırtasiye materyallerinin sağlanmasının yanı sıra Türk dili desteği vasıtasıyla Milli Eğitim Bakanlığı’nın çabalarını desteklemektedir.
  • UNHCR lise mezunlarının, yükseköğrenime kayıt için gerekli dil yeterlilik gerekliliklerini karşılayabilmesine destek olmak için Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ile ortaklık içinde ileri düzeyde Türk dili programları için burslar sağlamaktadır. Öğrenim ücreti, barınma ve diğer ilgili giderleri karşılamak için Suriyelilere UNHCR’nin DAFI Türkiye burs programı kapsamında yükseköğrenim bursları sağlanmaktadır.

 Sağlık

  • UNHCR, ücra yerlerde bulunan ilgi alanındaki kişilere sağlık hizmetleri sunmak veya acil durumlarda kullanılmak üzere Sağlık Bakanlığı’na ambulanslar ve bir mobil klinik teslim etmiştir.
  • UNHCR, Suriyelilerin ve/veya Arapça konuşan mülteci nüfusunun yoğun olarak yaşadığı bölgelerdeki hastanelere tercüman desteği sağlamaktadır. Arapça konuşmayan mülteci nüfusuna yönelik tercüme desteği çeşitli illerdeki ortaklar vasıtasıyla sağlanmaktadır. UNHCR, güneydoğudaki şehirlerde çalışan Sağlık Bakanlığı personeline yönelik uluslararası hukuki koruma ve sağlık hizmetlerine ilişkin ulusal mevzuat konularında eğitimler de vermektedir.

 Temel İhtiyaçlar ve Nakit Temelli Girişimler

  • UNHCR kent ortamlarında en hassas durumdaki kişilere ortakları vasıtasıyla temel yardım malzemeleri sağlamaya devam etmektedir.
  • Kamplarda yaşayan Suriyeli ve Iraklı mülteci hane halkına 2016/17 kış mevsimine yönelik AFAD tarafından dağıtılmak üzere kıyafetler sağlanacaktır.
  • UNHCR, en hassas durumdaki mültecilere yönelik nakit yardımı programları da uygulamaktadır: UNHCR’nin senelik kış yardım programı çerçevesinde, 2016 yılında UNHCR yaklaşık 110.000 Suriyeli ve Suriyeli olmayan hane halkına tek sefere mahsus nakit yardımı ile destek olacaktır. Bu nakit yardımı, Türkiye çapındaki marketlerde kullanılabilecek olan PTT bankamatik kartları ile yapılacaktır.

 Kamp Koordinasyonu ve Kamp Yönetimi

  • UNHCR kayıt, hassas durumların tespiti, koruma konusundaki diğer hususlar ve gönüllü geri dönüşü izlemek gibi alanlarda teknik yardım sağlamak amacıyla tüm kamplarda çalışanlarının düzenli olarak varlık göstermesini sağlayarak Türkiye’nin güneydoğusundaki kampların yönetiminde AFAD’ı desteklemektedir.

   Toplum Güçlendirmesi ve Kendi Kendine Yeterlilik

  • UNHCR, yoksulluk ve olumsuz başa çıkma mekanizmalarının önüne geçmenin yanı sıra geçim kaynakları, dayanıklılık ve sosyal uyumu teşvik etmek için mültecilerin beceri gelişimini, istihdam edilebilirliğini ve iş gücü piyasasına erişimini teşvik etmektedir. Ayrıca, IMC ile ortaklık içinde kariyer danışmanlığı ile mesleki eğitim sağlanmasına yönelik bir Geçim Kaynakları Merkezi İstanbul’da açılmıştır. Bu merkez girişimcilik eğitimleriyle yeni başlayan işyerlerine yönelik bir inkübatör olarak hizmet verecektir

 Üçüncü Ülkeye Yerleştirme

  • UNHCR, en hassas durumdaki veya koruma risklerine sahip dosyaların titiz bir önceliklendirme temelinde incelenmesiyle mültecilerin üçüncü ülkeye yerleştirmesine yönelik çalışmalarını sürdürmektedir. UNHCR, üçüncü ülkeye yerleştirmeye yönelik sağladığı danışma hizmetine erişimi çeşitli yollarla (telefon, yüz yüze, online vb.) genişletmektedir.

Daha fazla bilgi için: www.unhcr.org.tr

Sayfa Başına Dön 


BM Enformasyon Merkezi (UNIC)

unic_logo_tr

BM ve çalışma alanlarının tanıtımına katkıda bulunuyor

Biz Kimiz?

Dünya genelinde 63 ülkede faaliyette bulunan Birleşmiş Milletler Enformasyon Merkezleri, BM’nin halka ulaşmasında ve BM’nin halka anlatılmasında önemli bir rol oynuyor. BM sistemi ile ortaklaşa hareket eden Enformasyon Merkezleri bu amaca yönelik olarak resmi makamlar, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör ile ortak çalışmalarda bulunuyor, basına ve gençlere yönelik bilgilendirme faaliyetleri gerçekleştiriyor.

Enformasyon Merkezleri ayrıca, BM ile ilgili konularda yararlanılmak üzere kütüphane ve elektronik bilgi kaynakları sunuyor. Enformasyon Merkezleri bulundukları ülkelerde BM hakkındaki ana bilgi kaynağını oluşturuyorlar ve halkın teşkilat hakkında daha iyi bilgilenmesi için faaliyetlerde bulunuyorlar.

Enformasyon Merkezleri BM’nin dünyaya sesini duyurduğu ana araçlardan birini teşkil ediyor. BM’nin halk ile yakınlaşmasını sağlıyor.
Enformasyon Merkezleri BM Genel Sekreterliğine bağlı Enformasyon Dairesinin dış temsilcilikleri olarak görev yapıyor. İlk ikisi 1946’a teşkil edilen Enformasyon Merkezlerinin sayısı günümüzde 63’e ulaşmış bulunuyor

Çalışmalarımız

BM Enformasyon Merkezleri BM’nin mesajlarını bulundukları ülkede halka aktarmada önemli rol oynuyorlar.

Medya ile ilişkiler

Enformasyon Merkezleri görev yaptıkları ülkelerde medya ile ilişkileri yürütüyor, mülakatlar, basın toplantıları ve brifingler düzenliyorÇ

Bilgi kaynağı oluşturma

Enformasyon Mezkeleri, bültenler, internet sayfaları, seminerler, konferanslar düzenleyerek, sergi ve fuar gibi etkinliklere katılarak kamuoyunu BM hakkında bilgilendiriyor.

BM Günlerinin kutlanması

Enformasyon Merkezleri BM günlerinin kutlanmasında da etkin rol oynuyor. Kutlama etkinlikleri kapsamında seminer, konferans ve diğer benzeri faaliyetler gerçekleştiriliyor.

UNIC Ankara

UNIC Ankara, BM İletişim Grubu ile birlikte çalışarak basına yönelik faaliyetler, basın toplantıları, makalaler ve konferanslar yoluyla BM’nin tanıtımını sağlıyor.

UNIC Ankara ayrıca BM Sistemi ile ilgili bilgi yönetimi faaliyetlerini de yerine getiriyor.

UNIC Kütüphanesi

UNIC Kütüphanesi bünyesinde bulundurduğu 14 binin üzerindeki yazılı ve görsel malzeme ile başta araştırmacılar ve öğrenciler olmak üzere kamuoyu için önemli bir kaynak oluşturuyor.

Kütüphanemiz Pazartesi-Perşembe günleri 9.30-12.00 ve 14.00-17.00 saatleri, Cuma günleri ise 9.30-12.30 saatleri arasında ziyaretçilere hizmet veriyor.

Ayrıca kütüphane kataloğuna http://www.un.org.tr/library/ adresinden ulaşılabiliniyor.

Sayfa Başına Dön


Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF)

unicefÇocukların Haklarının Korunması ve Geliştirilmesi için çalışır

UNICEF tüm dünyada her çocuğun hakkını korumak için çalışan öncü bir insani yardım kuruluşu ve kalkınma ajansıdır. UNICEF, çocukların ve ailelerinin daha iyi bir hayata sahip olması için çalışmalarını 70 yıldır sürdürmektedir. Çocuklarla, ergenlik dönemleri dâhil olmak üzere yetişkin olana kadar çalışan UNICEF, bu sözünü dünyanın her yerinde her çocuğun faydası için pratik eyleme dönüştürmek amacıyla 190 ülke ve bölgede faaliyet göstermektedir.

UNICEF 1951 yılından bu yana Türkiye’de en zor koşullarda bulunan çocuklara ulaşmak için hükümetle ve sivil toplum kuruluşlarıyla sağlık, eğitim, korunma ve katılım hakları gibi alanlarda BM Çocuk Haklarına dair Sözleşme doğrultusunda ortak çalışmalar yürütmektedir.

Dünyanın yararı için, her çocuk yaşama, büyüme ve potansiyellerini gerçekleştirme hakkına sahiptir. Bu, çocukların hayatlarında fark yaratabilecek her türlü hizmete ve bakıma eşit erişim anlamına gelir. Bu aynı zamanda kadın-erkek eşitliği ve adaletini sağlamak demektir. Çocuklar ve ergenlerin endişeli olduğu konularda seslerini artırmak için çalışmak demektir. Ayrıca, dünyanın her yerinde çocukların karşılaştığı küresel sorunları anlayabilmek demektir. UNICEF çocuk haklarını izleyerek, bu konuda bilginin oluşturulması ve yaygınlaşmasına katkıda bulunur. Edindiği deneyime ve yürüttüğü programlara dayanarak UNICEF, politika tavsiyelerinin yanı sıra ulusal diyalog ve çocuklar için işbirliklere verdiği destek aracılığıyla yasal düzenlemelerde ve sistemlerde gerekli değişiklikleri savunur.

UNICEF afet ve acil durumlarda da öncelikle çocuklara yardım eden bir kuruluştur. Bu kapsamda, ülkelerini terk etmek zorunda kalıp halen Türkiye’de yaşayan Suriyeli çocukların desteklenmesine yardım amacıyla Türkiye’de ilgili resmi kurumlar ve sivil toplum kuruluşlarıyla ortak çalışmalar yürütmektedir.

Türkiye, UNICEF’in hem Milli Komitesi hem de Ülke Ofisi’nin bulunması açısından özel bir konuma sahiptir. Milli Komite çocuk haklarını tanıtıp savunurken kişilerden ve kuruluşlardan gönüllü katkılar almakta, Ülke Ofisi ise çocukların hak ve refahını etkileyen temel alanlarda Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile birlikte geliştirilen işbirliği programını uygulamaktadır. 

2016-2020 Ülke Programı

Türkiye-UNICEF 2016-2020 ülke programı geçmişten çıkartılan dersleri ve örnek uygulamaları temel alarak Türkiye’deki eğitim ve çocuk koruma sistemlerinin güçlendirilmesini amaçlamaktadır. UNICEF ortaklarıyla güç birliği yaparak en zor koşullarda yaşayan çocuklar ve ergenlerin sorunlarını ele almakta kararlıdır. Daha büyük etki yaratılması ve görünür sonuçlar elde edilmesi amacıyla UNICEF çabalarını çocuk haklarına ilişkin birden çok alanı kapsayan belirli konular üzerinde yoğunlaştıracaktır. Bu kapsamda UNICEF Türkiye’de zor koşullarda yaşayan çocuklar ile birlikte Suriyeli ve Iraklı çocuklara yönelik desteğini artıracaktır.

Sivil toplumla dâhil olmak üzere mevcut ortaklıklar daha da genişletilecektir. İnsani yardım çalışmalarında ve belirli bölgelerde yoğunlaşan konularda ise il düzeyinde daha güçlü katılım gerekecektir. 2016-2020 Ülke Programı’nın başlıca bileşenleri Eşitlik, sosyal katılım ve dayanıklılık-inşası; Çocuk hakları için nitelikli veriler, bilgi ve tanıtım-savunu faaliyetleri; Çocuklar ve ergenler arasında toplumsal cinsiyet eşitliği ve çocuklar için yaygınlaştırılmış ortaklıklardır. 

Ortaklar

UNICEF çalışmalarını çeşitli bakanlıklar ve hükümet kuruluşlarıyla birlikte yürütmektedir: Milli Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Sektörler Arası Çocuk Kurulu’na başkanlık eden Kalkınma Bakanlığı ve Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD). UNICEF’in birlikte çalıştığı sivil toplum kuruluşları arasında ise Türk Kızılay’ı, UNICEF Türkiye Milli Komitesi ile birlikte diğer ulusal ve uluslararası STK’lar, sivil kurumlar ve iki taraflı ortaklar yer almaktadır.

Daha fazla bilgi için: http://unicef.org.tr/

Sayfa Başına Dön


Birleşmiş Milletler Sanayi Kalkınma Teşkilatı (UNIDO)

Unido-Logo

Kapsayıcı Sürdürülebilir Sanayi Gelişimini Teşvik Ediyor

Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Teşkilatı (UNIDO) 1966 yılında kurulmuş ve 1985 yılında Birleşmiş Milletler Uzman kuruluşları arasına katılmıştır. UNIDO’nun görevi geçiş ekonomisi yaşayan gelişmekte olan ülkelerde sürdürülebilir sınai kalkınmayı desteklemek ve güçlendirmektir. UNIDO ayrıca küresel kaynakları ve kendi uzmanlık alanlarını kullanarak yaşam koşullarını iyileştirmek adına çalışmalar yapmaktadır.

Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Teşkilatı (UNIDO)’nın görevi, 2013 yılında gerçekleştirilen UNIDO Genel Konferansı’nın on beşinci oturumunda benimsenen Lima Bildirgesi’nde açıklandığı üzere, gelişmekte olan ülkeler ve geçiş ekonomilerinde Kapsayıcı ve Sürdürülebilir Sanayi Geliştirme (ISID)’yi tanıtmak ve buna hız kazandırmaktır.

ISID’in sürdürülebilir gelişmenin üç temel ayağına entegre bir yaklaşım olarak uygunluğu gelecek on beş senede sürdürülebilir gelişmeye yönelik Birleşmiş Milletler ve ülke girişimlerini şekillendirecek olan 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi ve ilgili Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SDGs) tarafından yakın zamanda kabul görmüştür. UNIDO’nun yetkisi “Dirençli altyapı inşa etme, kapsayıcı ve sürdürülebilir sanayileşmeyi teşvik etme ve inovasyonu destekleme” çağrısı yapan SDG-9 tarafından tam olarak tanınmaktadır. Fakat ISID’in uygunluğu bir şekilde tüm SDG’ler için geçerlidir.

Buna göre, Teşkilat’ın program çerçevesinde odak noktası, her biri ISID’in farklı yönlerini temsil eden üç tematik öncelikte yapılandırılmıştır:

 

  • Ortak refah oluşturma
  • Ekonomik rekabetçiliği ilerletme
  • Çevreyi koruma

 

TÜRKİYE’DE UNIDO

Türkiye UNIDO Ofisi 1967 yılında açılmış olup UNIDO ile Türkiye Hükümeti’nin arasında 2000 yılında imzlanan yeni bir anlaşma sonrasında UNIDO Türkiye Bölgesel İşbirliği Merkezi haline gelmişir. UNIDO Türkiye Bölgesel İşbirliği Merkezi, UNIDO ve Türkiye Hükümeti, ülkenin akademi, özel sektör ve sivil toplumu arasındaki “Kapsayıcı ve Sürdürülebilir Sınai Kalkınmayı” teşvik etmek amaçlı genel işbirliğini   geliştirmek, koordine etmek ve aktif olarak desteklemekten sorumludur. Merkez ayrıca UNIDO’nun Türkiye’deki ana tematik öncelikli alanlarında teknik işbirliği projelerinin uygulanmasından da sorumludur.

 

UNIDO Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile işbirliği halinde Montreal Protokolü’nü uygulayan öncü BM Kuruluşudur ve bunun sonucunda Montreal Protokolü’nün Uygulanmasına yönelik Çok-taraflı Fon ile desteklenen CFC (Kloroflorokarbon) ve MeBr (Metil Bromür) aşamalı azaltımına dair 20’den fazla projeyi tamamlamıştır. Montreal Protokolü projelerinin uygulanmasına devam edilmektedir.

 

UNIDO KOK (Kalıcı Organik Kirleticiler) Kalıntılarının Ortadan Kaldırılması ve KOK Salınımlarının Azaltılması Projesi’ni uygulamakta olup ayrıca Kalıcı Organik Kirleticilere İlişkin Stokholm Sözleşmesi Ulusal Uygulama Planının Gözden Geçirilmesi ve Güncellenmesi Projesi’ ni Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile birlikte uygulamıştır.

 

UNIDO “Eko-verimlilik (Temiz Üretim) projesi Haziran 2008 yılında başlatılan MDG-F İspanyol Hibesi ile desteklenmiş olup Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) ile birlikte yürütülmüstür. Proje çerçevesinde eko-verimlilik konusu ile ilgili ülkede kapasite oluşturulmuş (Temiz Üretim), 6 firmada ağırlıklı su azaltımı olmak üzere eko-verimlilik pilot çalışmaları gerçekleştirilmiş ve Türkiye’de Ulusal Eko-verimlilik Merkezi kurulmuştur. Lütfen projelere ilişkin olarak daha fazla bilgi için “www.ekoverimlilik.org” ve “www.ecoefficiency.tr.org” internet sitelerini ziyaret ediniz.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü’nün (YEGM) yürütücülüğünde, Küresel Çevre Fonu (GEF) desteğiyle Türkiye’ de Sanayide Enerji Verimliliğinin Artırılması Projesi gerçekleştirilmektedir. Proje ortakları: YEGM, Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB), Türk Standartları Enstitüsü (TSE) ve Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV). Proje etkin bir enerji yönetimi sistemi olusturulmasında sanayi kuruluşlarını teşvik etmek suretiyle Türkiye’ de sanayide enerji verimliliğinin iyileştirilmesi amaçlanmaktadır.

TÜBİTAK işbirliği ile Küresel Temiz Teknolojiler İnovasyon Programi (GCIP) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, KOSGEB ve TTGV ortaklığında yürütülmektedir. GCIP Enerji ve Çevre ana temalarındaki kategorilerde girişimci iş fikirlerinin desteklenmesi yönelik global bir programdır.

UNIDO 2015 yılında Suriyeli Türkiye’deki Genç ve Kadın Suriyelilere Yönelik Hazır Giyim Mesleki Eğitim Programı Projesini AFAD ile birlikte uygulamaya başlamıştır. Proje 1000 Suriyeliye hazır giyim alanında mesleki eğitim sağlamış ve özellikle genç ve kadın mültecilerin geçinme koşulları ve sosyal güvenliğini iyileştirmiştir. Projenin ikinci aşaması 2016 yılında sürmektedir.

Buna ek olarak UNIDO tarafından her yıl çogunlukla Orta Asya, Ortadoğu ve Afrika’ dan katılan uzmanlar için Uluslararası çalıştay/eğitim programları organize edilmektedir. Bu programlar Bilkent Üniversitesi (UNAM-Ulusal nanoteknoloji Araştırma Merkezi) ile nanoteknoloji üzerine, TUBİTAK (BUTAL-Bursa Tekstil Araştırma Laboratuvarı) ile tekstil ve deri laboratuvarları üzerine düzenlenmektedir.

 

UNIDO Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile birlikte sürdürülebilir biyokütle kullanımına dair projeyi uygulamaya başlamıştır. Ayrıca GEF tarafından onaylanan Minamata Sözleşmesine dair faaliyetlere de başlanmıştır

 

Türkiye’deki özel sektör gelişme faaliyetlerine ilişkin olarak Türkiye’nin Tekstil Sektöründeki KOBİ’ler için Sürdürülebilir Ağlar Oluşturma ortak projesi de 2013 yılı sonunda tamamlandı.

Türkiye 2015 Sonrası Milli İstişarelerin ikincisi için seçilen ülkelerden biri oldu ve 2015 Sonrası Kalkınma Gündemi Türkiye İstişareleri Özel Sektör Katılımı UNIDO Türkiye Ofisi tarafından düzenlenmiştir.

E-posta : office.turkey@unido.org

Web : http://www.unido.org/office/turkey.html

Sayfa Başına Dön


 Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)

who_logoBütün insanların fiziksel, zihinsel ve sosyal açıdan iyi durumda olmaları için çalışır

Misyon

 

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) misyonu, Tüzüğünde belirtildiği üzere, mümkün olan en üst düzey sağlık düzeyinin tüm insanlar tarafından elde edilmesidir. Tüzük, sağlığı yalnızca hastalığın veya sakatlığın olmaması değil tam bir fiziksel, zihinsel ve sosyal refah hali olarak tanımlamaktadır.

WHO, 1948’de tüm insanların sağlığını geliştirmek amacıyla 61 devlet tarafından kurulmuştur. Bugün 194 Üye Devlet vardır.

DSÖ Tüzüğü 7 Nisan 1948 tarihinde yürürlüğe girmiştir – bu tarih her yıl Dünya Sağlık Günü olarak kutlanmaktadır.

DSÖ, Birleşmiş Milletler sistemi ve spesifik bir kurum içerisinde uluslararası sağlığa yönelik yönlendirici ve koordinasyon yetkilisidir. DSÖ, altı liderlik önceliğine sahiptir:

  • Evrensel Sağlık Kapsamının Geliştirilmesi: Ülkelerin gerekli tüm sağlık hizmetlerine ve finansal korumaya erişmesini sağlamak veya genişletmek ve evrensel sağlık kapsama alanını teşvik etmek
  • 17 SDG ve 169 hedef ile birlikte 2030 Gündeminin bir parçası olan sağlıkla ilgili kalkınma hedeflerine ulaşmak;Sağlığın sosyal, ekonomik ve çevresel belirleyicilerini ele almak.
  • Bulaşıcı olmayanhastalıklar ve ruh sağlığı, şiddet ve yaralanmaların ve sakatlıkların zorluklarını ele almak.
  • Uluslararası Sağlık Yönetmeliği uyarınca tüm ülkelerin akut halk sağlığı tehditlerini algılayıp yanıtlayabilmelerini sağlamak.
  • Kaliteli, güvenli, etkili ve uygun fiyatlı tıbbi ürünlere (ilaçlar, aşılar, tanı ve diğer sağlık teknolojileri) erişimi arttırmak.
  • Sağlık sonuçlarını teşvik etmek ve ülkeler içerisindeki ve arasındaki sağlık eşitsizliklerini azaltmak için sağlığın sosyal, ekonomik ve çevresel belirleyicilerini ele almak.

Bu önceliklerdeki ilerleme, sağlık için yeni Sürdürülebilir Kalkınma Hedefine doğru ilerlemeyi hızlandıracaktır: Sağlıklı yaşamı sağlamak ve her yaştan herkes için refahı teşvik etmek. Sağlık sistemleri; bulaşıcı olmayan hastalıklar; yaşam süresince sağlığın teşvik edilmesi; bulaşıcı hastalıklar; hazırlık, gözetim ve müdahale DSÖ’nün faaliyet gösterdiği alanlar arasındadır.

Cenevre’deki WHO Genel Merkezi’nde, altı Bölgesel Ofis ve ülkelerdeki 150’den fazla DSÖ ofisinde 7000 kişi çalışmaktadır. Tıbbî doktorlara, kamu sağlığı uzmanlarına, bilim adamlarına ve epidemiyologlara ek olarak; DSÖ personeli sağlık istatistikleri, ekonomi ve acil yardım konularındaki uzmanların yanı sıra idari, mali ve bilgi yönetimini idare etmek üzere eğitilmiş kişileri içermektedir.

Yönetişim, DSÖ’nün en üst düzey karar organı olan Dünya Sağlık Meclisi ve Sağlık Meclisi kararlarını ve politikalarını yürürlüğe koyan Yürütme Kurulu aracılığıyla gerçekleşir. Örgüt, Yürütme Kurulu tarafından aday gösterilen ve Sağlık Meclisi tarafından atanan Genel Müdür tarafından yönetilir. DSÖ Bölgesel Komitesi, her Bölge Ofisi için benzer bir rolü yerine getirir ve Bölgesel Komite Daimi Komitesi, DSÖ Avrupa Bölge Komisyonu adına hareket eder ve burayı temsil eder ve kararlar ile politikaların yürürlüğe girmesini sağlar.

DSÖ Avrupa Bölge Ofisi 53 ülkenin bulunduğu bir bölgede çalışır. Bölgesel Ofis, DSÖ Türkiye Ülke Ofisi dahil olmak üzere Bölge genelindeki 29 Üye Devletteki ülke ofislerinin merkezi Kopenhag, Danimarka’da bulunan bilim, teknik ve halk sağlığı uzmanlarından oluşmaktadır. Bölgesel Ofis, teknik değerlendirmeler ve rehberlik sağlayarak, sağlık araştırması yürütmek ve verileri yayarak, önemli sağlık konularına yönelik tavsiyeler ve stratejiler hazırlayarak ve ülkelere sağlık 2020 uygulamasında yardımcı olmak suretiyle üye Devletleri desteklemektedir. Sağlık 2020, sağlık politikası çerçevesi olup, DSÖ Avrupa Bölgesindeki 53 ülkeye kılavuzluk etmektedir. İyi bir sağlığın herkese fayda sağladığını ve bu ülkelerin iki stratejik hedefi izlemek için hükümet genelinde çalışarak herkes için en yüksek sağlık standartlarına erişebileceğini kabul eder: herkes için sağlığın geliştirilmesi ve sağlık eşitsizliklerinin azaltılması ve sağlık için liderlik ve katılımcı yönetişimin geliştirilmesi. DSÖ/Avrupa programları, sağlıkla ilgili sosyal belirleyiciler, bulaşıcı hastalıklar ve bulaşıcı olmayan hastalıkları, sağlık sistemleri, aile ve toplum sağlığı, çevre ve sağlık gibi birçok konuyu ele almaktadır.

Türkiye’deki DSÖ Ülke Ofisi, DSÖ Avrupa Bölge Ofisi’nin bir parçasıdır. Bölgesel Ofis, Türkiye Sağlık Bakanlığına teknik yardım sağlamak ve diğer sağlık partnerleriyle sağlık faaliyetlerini koordine etmek amacıyla 1959 yılında Ankara’da Temsilcilik Ofisini kurdu.

Ülke Ofisi, DSÖ’nün Türkiye’de koordinasyon ve operasyonel faaliyetleri için odak noktasıdır. Teknik işbirliği için stratejik öncelikler, DSÖ Avrupa Bölge Ofisi ve Hükümet arasında imzalanan ve bölgesel ve ülke öncelikleri ışığında ortaklaşa tanımlanan İki Yıllık İşbirliği Anlaşmasında belirtilmiştir. İki Yıllık İşbirliği Anlaşması, ulusal kurumlar ve uluslararası ortak ajanslarla yakın işbirliği içerisinde uygulanmaktadır.

2016-2017 İki Yıllık İşbirliği Anlaşması beş kategoriyi içermektedir:

  • Bulaşıcı Hastalıklar (HIV / AIDS, tüberküloz, çocuk felci, kızamık ve kızamıkçık dahil olmak üzere aşı ile önlenebilir hastalıklar)
  • Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar (Bulaşıcı Olmayan Hastalıkları risk faktörleri, beslenme, zihinsel sağlık ve madde kötüye kullanımı, şiddet ve yaralanmalar)
  • Yaşam Boyunca Sağlın Teşvik Edilmesi (sağlıklı yaşlanma, göçmen sağlığı, iş sağlığı, sağlığın sosyal belirleyicileri),
  • Sağlık Sistemleri Yönetişimi (ulusal sağlık politikaları, stratejileri ve planları, sağlık finansmanı, ilaçlara ve sağlık teknolojilerine erişim, sağlık sistemi bilgileri ve delilleri)
  • Hazırlık, Gözetim ve Müdahale (IHR- Uluslararası Sağlık Yönetmelikleri, uyarı ve cevap verme kapasiteleri, halk sağlığı acil durum riski ve kriz yönetimi, antibiyotik direnci).

DSÖ Gaziantep Acil Durum Ofisi

Suriye’deki Çatışmaya Bağlı Acil Durum İle İlgili

UNSCR 2165 direktifini yürürlüğe koyan DSÖ Türkiye, Türkiye’deki Suriyeli mültecilere yönelik doğrudan yardımlarını güçlendirmek ve bağışıklama programı, travma bakımı, zihinsel sağlık, birinci basamak sağlık hizmeti ve Kuzey Suriye’ye hayat kurtarıcı malzeme ve ilaç sağlama dahil olmak üzere sağlık ortakları için ilave teknik danışmanlık desteği sağlamak amacıyla Gaziantep-Türkiye’deki rolünü genişletmiştir.

Şu anda, Türkiye’deki DSÖ ekibi farklı uzmanlık alanlarından 40 personelden oluşmaktadır. Bunlar halk sağlığı, epidemiyoloji, bağışıklama, sağlık bilgileri, sağlık iletişimi, travma bakımı, bulaşıcı olmayan hastalıklar, ruhsal sağlığı ve operasyonlarıdır.

Türkiye’deki DSÖ İşbirliği Merkezleri

DSÖ işbirliği merkezleri, DSÖ Genel Sekreteri veya Bölge Direktörleri tarafından Örgütün programlarını desteklemek için faaliyette bulunmak üzere belirlenmiş kurumlardır.

  • Ankara’daki Bilkent Üniversitesinde bulunan Uluslararası Çocuk Merkezi DSÖ Bağışıklama Eğitimi ve Savunma İşbirliği Merkezi olarak belirlenmiştir.

Sayfa Başına Dön


BM Kadın  (UN WOMEN)

unwomen

 

 

Birleşmiş Milletler Kadın Birimi

BM Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi Birimi (BM Kadın Birimi) 

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına ve kadının güçlenmesine yönelik çalışan BM Kadın Birimi, toplumsal cinsiyet eşitliğine ulaşmak için küresel standartların belirlenmesi konusunda BM üyesi ülkeleri desteklemektedir. Üye ülke hükümetleri ve sivil toplum kuruluşları ile toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik yasalar, politikalar ve programların tasarlanması ve bu alandaki küresel standartların uygulanması için gerekli olan hizmetlerin geliştirilmesi için ortak çalışmalar yürütmektedir. BM Kadın Birimi, hayatın her alanına eşit katılımları için kadınları desteklemekte ve eşitlik için şu öncelikli alanlara odaklanmaktadır: kadın liderliğini ve siyasi katılımını arttırmak; kadınların ekonomik olarak güçlenmelerini sağlamak; kadınlar ve kız çocuklarına karşı şiddeti sonlandırmak; barış, güvenlik ve insani yardım süreçlerinin her alanına kadınların katılımını sağlamak; toplumsal cinsiyet eşitliğini, ulusal kalkınma planlama ve bütçelemelerinin merkezine yerleştirmek. BM Kadın Birimi aynı zamanda BM sisteminin toplumsal cinsiyet eşitliğini geliştirme çalışmalarını teşvik etmekte ve bu çalışmaların eşgüdümlü olarak ilerlemesini sağlamaktadır.

BM Kadın Birimi Avrupa ve Orta Asya Bölge Ofisi 2014 yılında İstanbul’da kurulmuştur ve Arnavutluk, Bosna Hersek, Gürcistan, Kazakistan, Kosova (BM Güvenlik Konseyi’nin 1244 sayılı kararı ile), Kırgızistan, Moldova, Sırbistan, Tacikistan, Makedonya Cumhuriyeti, Türkiye, Türkmenistan ve Ukrayna’daki çalışmaları desteklemektedir. Ankara’da faaliyet gösteren BM Kadın Birimi, 2012 yılından bu yana Türkiye’de projeler yürütmektedir. 2016 yılında ise BM Kadın Birimi, Türkiye’de kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum ve diğer BM ajansları ile yürüttüğü ortaklıklar ve iş birlikleri ile çalışmalarını hızlandırmıştır. BM Kadın Birimi, aynı zamanda BM Ülke Ekibi Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Grubu’nun başkanlığını yürütmektedir.

TÜRKİYE’DE SİYASİ LİDERLİK VE SİYASİ KATILIMDA TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ PROJESİ

2011-2014 yılları arasında UNDP-UN Women ortaklığıyla yürütülen ‘Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Yönelik Elverişli Ortamın Teşvik Edilmesi Birleşmiş Milletler Ortak Programı’nın devamı niteliğindeki ‘Türkiye’de Siyasi Liderlik ve Siyasi Katılımda Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi’ Aralık 2014’te başlatılmıştır. BM Kadın Birimi, Parlamentolar Arası Birlik (IPU) ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) ortaklığında, İsveç Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı’nın (SIDA) finansman desteği ile uygulanmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin dönüştürücü kapasitesinden faydalanarak kadınların siyasi liderliğini ve katılımını güçlendirmeyi amaçlayan projenin Aralık 2018’de tamamlanması planlanmaktadır.

TOPLUMSAL CİNSİYETE DUYARLI BÜTÇELEME

BM Kadın Birimi, Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme alanında hem bölgede hem Türkiye’de çalışmalar yürütmekte, bütçelerin toplumsal cinsiyet perspektifi ile analiz edilmesi, geliştirilmesi ve izlenmesi için yerel yönetimlerin ve sivil toplum kuruluşlarının kurumsal kapasitelerinin güçlenmesine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. 2012 – 2015 yılları arasında 11 pilot ilde uygulanan Birleşmiş Milletler Kadınların İnsan Haklarının Geliştirilmesi Ortak Programı’nın Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme bileşenini yürütmüştür. BM Kadın Birimi, devam niteliğinde toplumsal cinsiyete duyarlı planlama ve bütçeleme projesinin hayata geçirilmesi için çalışmalar yürütmektedir. 

ÖZEL SEKTÖR İŞBİRLİĞİ VE KADININ GÜÇLENMESİ PRENSİPLERİ

BM Kadın Birimi, Kadının Güçlenmesi Prensiplerinin (WEPs) savunuculuğunu yaparak özel ve kamu sektöründe kadınların liderliğini ve katılımını artırmak için çalışmaktadır. WEPs kadınların güçlenmesine yönelik politika ve uygulamaların gözden geçirilmesi ya da yenilerinin hayata geçirilmesi için imzacı kurumları desteklemektedir. BM Kadın Birimi, UN Global Compact Türkiye Kadının Güçlenmesi Çalışma Grubu işbirliğiyle Kadının Güçlenmesi Prensipleri Uygulama Rehberi hazırlamıştır. Türkiye, dünyada en fazla WEPs imzacısı olan ikinci ülkedir.

HeForShe KAMPANYASI

BM Kadın Birimi, toplumsal cinsiyet eşitliği için küresel dayanışma hareketi HeForShe kampanyasını 2015 yılından bu yana, aralarında Koç Holding, Vodafone Türkiye ve Unilever Türkiye’in de bulunduğu Küresel Etki Şampiyonlarının da desteğiyle Türkiye’de yürütmektedir. BM Kadın Birimi tarafından yaratılan uluslararası kampanya, her yaştan bireyi, kadın ve erkekler arasındaki eşitliğin savunucuları olmaya davet eden sistematik bir yaklaşım ve platform sunmaktadır. BM Kadın Birimi toplumsal cinsiyet eşitliği için cesur ve görünür bir güç yaratmak amacıyla sivil toplum, özel sektör ve gençleri HeForShe kampanyasında buluşturmaktadır.

BATI BALKANLAR VE TÜRKİYE’DE KADINLARA YÖNELİK ŞİDDETE SON VERMEYİ HEDEFLEYEN BÖLGESEL PROGRAM

BM Kadın Birimi Türkiye Ofisi, Batı Balkanlar ve Türkiye’de kadına yönelik şiddetle mücadeleye yönelik bölgesel bir programın parçasıdır. Avrupa Birliği tarafından fonlanan program 2017 yılında başlamıştır. Program, politika ve yasaların uluslararası standartlarla uyumlu olarak düzenlenmesini, kadınlara yönelik şiddet ve ayrımcılığı önlemek amacıyla kadın örgütlerinin güçlendirilmesini, ayrımcılığa ya da şiddete uğrayan kadınlara ve kız çocuklarına yönelik hizmetlerin iyileştirilmesini kapsamaktadır. Program, dezavantajlı kadınlara odaklanmaktadır.

KADINLARA YÖNELİK ŞİDDETİ SONLANDIRMAK İÇİN BİRLEŞİN (UNİTE) KAMPANYASI

BM Kadın Birimi, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’nin tüm dünyada hayata geçirdiği “Kadınlara Yönelik Şiddeti Sonlandırmak için Birleşin (UNiTE) Kampanyası”nı Türkiye’de koordine etmektedir. Kampanya tüm dünyada kadınlara ve kız çocuklarına yönelik her türlü şiddetin önlenmesi ve sonlanması amacıyla kamuoyunda farkındalık yaratmayı, siyasi irade ve kaynakları artırmayı amaçlamaktadır. BM Kadın Birimi, cinsiyete dayalı şiddetle mücadele için 16 Günlük Aktivizm Kampanyası süresince Birleşmiş Milletler sisteminin savunuculuk faaliyetlerini koordine etmektedir. Kampanya, 25 Kasım Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’nde başlayarak 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Gününe kadar devam etmektedir.

MÜLTECİ KADINLAR VE KIZ ÇOCUKLARINA YÖNELİK PROGRAM

BM Kadın Birimi, uluslararası antlaşmalar ve ulusal mevzuatın öngördüğü şekilde, mülteci kadın ve kız çocuklarının güçlenmesi, fırsatlara, haklara ve hizmetlere erişimi için çalışmalar yürütmektedir. BM Kadın Birimi, mülteci kadın ve kız çocuklarının mevcut ihtiyaçlarını, hizmetlere erişimde yaşadıkları sıkıntıları ve geliştirilmesi gereken alanları belirlemek amacıyla altı ilde bir saha araştırmasına başlamıştır. Saha araştırmasına yönelik olarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı başta olmak üzere ilgili bakanlıklar, sivil toplum ve BM ajanslarının katılımıyla bir danışma kurulu oluşturulmuştur. BM Kadın Birimi, mülteci müdahale planı kapsamında mülteci kadın ve kız çocuklarının ekonomik ve sosyal entegrasyonunu geliştirmek amacıyla 2017 yılında Gaziantep’te açacağı bir kadın merkezi ile “Gaziantep Kadın Merkezi: Yaşam Kaynakları Desteği” projesini uygulamaya başlayacaktır. Merkez, Japonya Hükümetinin finansal desteği, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Gaziantep Belediyesi ve Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) ortaklığı ile işletilecektir. BM Kadın Birimi, Türkiye’nin farklı bölgelerinde mülteci kadın ve kız çocukları için programlarını artırmayı hedeflemektedir.

Sayfa Başına Dön


Dünya Gıda Programı (WFP)

World_Food_Programme_Logo-English

Açlıkla Mücadele Eder

WFP 2012’den beri Türkiye’de komşu ülke Suriye’deki savaştan kaçan yüzbinlerce sığınmacıya temel gıda yardımı sağlıyor. Yerel ortaklar ve hükümet ortakları ile olan güçlü işbirliğinin bir birleşimini kullanarak WFP, 820,000[1] kişinin besin değeri yüksek gıdalara ulaşmasına yardımcı oluyor. Avrupa Birliği, Türk Kızılayı ve hükümet arasında gerçekleşen heyecan verici yeni bir ortaklık anlaşması ile 1 milyondan daha fazla kişiye ulaşılması ve yardımın tüm temel ihtiyaçları kapsaması planlanıyor. Yardıma en çok ihtiyaç duyan sığınmacılar bu sayede kiralarını ödeme, sağlıklı beslenme, kıyafet satın alma ve diğer ihtiyaçlarını giderme şansını bulup, hayatlarını normale döndürme hissiyatına sahip olacaklar.

YABANCILARA YÖNELİK SOSYAL UYUM YARDIM PROGRAMI

Eylül 2016’da WFP Avrupa Birliği ile AB tarihinin en kapsamlı insani yardım projesi olacak, ESSN olarak da bilinen, Yabancılara Yönelik Sosyal Uyum Yardım Programı’nı başlatmak için 348 milyon Avroluk bir sözleşme imzaladı. Fark yaratacak olan ve türünün ilk örneği olan bu sosyal güvenlik ağı için WFP; Kızılay, Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile işbirliği içerisinde çalışıyor. Program yerel halk ile içiçe yaşayan 1 milyondan fazla sığınmacıya ulaşarak, onlara temel ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olmak için nakit yardımı yapmayı hedefliyor. Bununla hedeflenen, ailelerin hayatlarını tekrar düzene sokmalarına yardımcı olmak. Aileler, kendilerine sağlanan ve banka kartlarına aylık olarak yüklenen nakit yardımı ile yiyecek, kıyafet ve hatta kira gibi giderleri ödemek için kullanabiliyorlar. WFP; Avrupa Birliği’nin maddi yardımı ile Türk paydaşlarıyla çalışarak en çok yardıma gereksinim duyan ailelere yardımcı olmayı; yani onların kendi ayaklarının üzerinde durmalarını hedefliyor. Kadınların evi geçindirdiği, engelli ya da kronik hastalığı olan aile bireylerinin olduğu ailelere özellikle öncelik veriyor. Sığınmacıların kendilerine sağlanacak maddi yardımı yerel ekonomide harcamaları ve Türkiye’nin halihazırda devam eden yardımlarını desteklemek suretiyle bu programın sosyal uyumu da artırmaya katkı sağlıyor.

E-GIDA KARTI

Türk hükümetinin kamp içinde yaşayan Suriyelilere yardım konusunda destek talep ettiği Temmuz 2012 tarihinden bu yana WFP Türkiye’de faaliyet gösteriyor. Ön fizibilite çalışması sonrasında belirlenen ve e-gıda kartı olarak adlandırılan elektronik gıda yardımı programı, kamp içi nüfusun gıda ihtiyaçlarını belirlemek üzere Kızılay ortaklığı ve AFAD ile koordinasyon içerisinde Ekim 2012 yılında uygulamaya kondu.

WFP e-gıda kartı programı yoluyla acil durum müdahalesinde ilk defa elektronik kart kullanmış oldu. Elektronik kartlar o zamandan beri sadece Türkiye’de değil bölge genelinde de kullanılmaya başlandı. Aileler kendilerine tahsis edilen ve içerisine para yüklenen e-kartlar ile gıdaları satın alabiliyorlar.

Ortaklarımız ile ilişkilerimizi güçlendirmemizin bir göstergesi olarak ve kamp nüfusunun ihtiyaçlarını daha iyi şekilde karşılayabilmek için Şubat 2014’te WFP’nin kamp içi gıda yardımı ve AFAD’ın gıda ve gıda dışı yardım yaptığı maliyet paylaşımı modeli uygulamaya kondu. Ortakların 50’şer TL sağladığı bu model günümüzde hala devam ediyor. WFP Güneydoğu Anadolu bölgesinde 11 kampta e-gıda kartı programına devam ediyor.  Haziran 2017 itibariyle kampta kalan 140,000 sığınmacı nakit aktarımı ile destekleniyor.

KAMP DIŞINDA YAŞAYAN İHTİYAÇ İÇİNDEKİ SURİYELİLERE YARDIM

2015 yılında Türk Devleti’nin çağrısı ile WFP ve Kızılay, kamp dışında yaşayan Suriyeli sığınmacı ailelere kişi başı aylık 62 TL gıda yardım programını uygulamaya koydu. WFP ve Kızılay saha takımları Gaziantep, Şanlıurfa, Hatay, Kahramanmaraş ve Kilis’teki en yoksul mahallelerde kapı kapı dolaşarak, yardıma en çok ihtiyaç duyan Suriyeli aileleri belirleyerek onları programa kayıt etti.

WFP, 170.000’den fazla yararlanıcıya 100 TL’lik ödemenin sonuncusunu yaparak kamp dışı nakit yardımı programını Nisan ayında sonlandırdı.

TEDARİK

WFP’nin; hem dünya genelindeki programlar için hem de Suriye ve Irak da dahil olmak üzere bölgedeki acil durum programlarını desteklemek amacıyla Türkiye’den gıda ürünü satın alıyor. 2012 yılından beri WFP, süpermarketlerde kullanılan e-gıda kartları aracılığıyla Türkiye ekonomisine 271 milyon dolar katkı sağladı. WFP, Türkiye’den 2011 yılından itibaren 1.55 milyar dolar değerinde mal alımı gerçekleştirdi. Bu malzemenin hemen hemen %64’i WFP’nin Irak’taki acil durum müdahalesi de dahil olmak üzere Suriye ve çevre bölgelerde acil gıda yardımları için kullanıldı.

MEVCUT BAĞIŞÇILARIMIZ

Almanya, Avrupa Komisyonu insani Yardım Ofisi (ECHO), Avustralya, Fransa, İsveç, Japonya, Kuveyt ve USAID.

[1] Haziran 2017

Sayfa Başına Dön


BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GÖNÜLLÜLERİ (UNV)

unv

Birleşmiş Milletler Gönüllüleri (UNV) programı, barış ve kalkınmaya gönüllülük yoluyla katkı sağlayan bir BM kuruluşudur. UNV barış ve kalkınmaya, gönüllülüğün tanınmasını destekleyerek, gönüllülüğün kalkınma planlarına dâhil edilmesi amacıyla ortaklarla birlikte çalışarak, dünyanın her yerinde farklı konularda uzman ve deneyim sahibi gönüllüleri harekete geçirerek katkı sağlamaktadır. UNV, gönüllülüğü evrensel ve kapsayıcı olarak kabul etmekte, çeşitliliğinin yanı sıra özgür irade, adanmışlık, bağlılık ve dayanışma gibi değerler ile birlikte tanımlamaktadır.

Kalkınma sorunlarının çözümünde etkili bir yol olan gönüllülük, kalkınmanın hızını ve doğasını da değiştirebilme özelliğine sahiptir. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri açısından gönüllülük, uygulama ve fayda sağlama anlamında bireyler ve de toplum için kapasite gelişimi, güçlendirme ve sosyal entegresyon sağlaması açısında birçok alanda ortak kesişim noktasıdır.

Genel merkezi Almanya’nın Bonn kentinde bulunan Birleşmiş Milletler Gönüllüleri (UNV), tüm dünyada Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ülke ofislerine bağlı olarak 140 ülke ofisinde temsil edilmektedir. 

Birleşmiş Milletler Gönüllüleri kimdir? BM kuruluşları, hükümetler ve diğer ortakların talebi üzerine her yıl yaklaşık 130 ülkede 160 ulustan 7,000’e yakın nitelikli ve deneyimli  kişi BM Gönüllüsü olarak kalkınma alanındaki projelerde, insani yardım ve barışı koruma faaliyetlerinde görev almaktadır.

BM gönüllülerinin yaklaşık 70%’i kalkınmakta olan ülkelerin vatandaşı olup, ortalama yaşları 37’dir ve 5 ile 10 yıl arasında iş deneyimine sahiptirler. BM gönüllülerinin üçte biri kendi ülkelerinde hizmet verirken, geri kalanları uluslararası görevleri yerine getirmektedir.

Birleşmiş Milletler Gönüllüleri ne yapar? UNV, çok farklı uzmanlık alanında yetenekli kişiye gençlik, temel sosyal hizmetler, gönüllü altyapısı, barış sağlama, afetlerle mücadele konularında fırsatlar sunmaktadır. BM gönüllüleri, BM barış operasyonlarında çalışan uluslararası sivillerin üçte birini oluşturmaktadır.

UNV aynı zamanda www.onlinevolunteering.org isimli websitesini de yönetmektedir. 2000 yılından beri 80,000 üzerinde gönüllü dünya üzerinde 300 farklı BM ofisinde ve 1,700 farklı kuruluşta Bilgi Teknolojileri geliştirmek, çeviri, eğitim, araştırma, proje geliştirme ve yazımı alanında görev almıştır.

Birleşmiş Milletler Gönüllüleri Türkiye

UNV Türkiye ofisi 2011 yılından beri Ankara’da faaliyetlerini sürdürmektedir. Türkiye’de UNV’nin ana hedefleri doğrultusunda faaliyet gösteren UNV Türkiye ofisi ,Türkiye’de gönüllülüğün tanınması, yaygınlaştırılması,kalkınma programlarına dahil edilmesi ve kalkınma alanındaki öneminin farkına varılması için çalışmalarını sürdürmektedir.

 

UNV Türkiye Ofisi faaliyetleri;

  • 81 BM Gönüllüsü , UNHCR, UNDP,FAO ve OCHA’da görev almaktadır.
  • Gönüllülüğün tanınması, güçlendirilmesi ve yaygınlaştırılmasını destekleyen stratejik bir danışma organı olan Ulusal Gönüllülük Komitesi’nin kurulmasına öncülük etti.
  • Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı çalışanları için Bakanlık ile birlikte Gönüllü Yönetimi eğitim düzenlendi.
  • Türkiye’de Gönüllük isimli kitabın yayınlanması.
  • Dünya’da Gönüllülüğün Durumu Raporunun lansmanı yapıldı.
  • Gençlik ve Gönüllülük konusunda üniversitelerde aktiviteler düzenlendi.
  • Güneydoğu’da Suriyeli kadınların sosyal ve ekonomik alanda güçlendirilmesi için toplumsal gönüllülük yaklaşımları ile çözüm” projesini UNDP’nin mevcut bir projesi dahilinde geliştirip yürütmeye başladı.

 

BM Gönüllü hikayesi:  “ İsmim Gizem Tülüoğlu, 26 yaşındayım. Geçmişte edindiğim profesyonel kazanımlarımı ve yer aldığım proje faaliyetlerinde edindiğim tecrübeleri paylaşmak ve bu sayede kalkınma, barış ve büyüme hedeflerine katkı sağlamak isteği ile 6 ay önce UNDP Türkiye’de BM gönüllüsü (Proje Asistanı) olarak çalışmaya başladım. Birleşmiş Milletler Gönüllüleri, sürdürülebilir kalkınma hedeflerini, büyüme ve kalkınmanın önemini hissedebileceğim çok güzel bir yer oldu.

Tüm bu deneyimleri kazanırken, projenin en önemli çıktılarından birisi olan, BBTY yaklaşımı ile yapılmış olan Ankara’daki demo okul bina kampüsününün inşaa sürecinde yer aldım. Yaklaşık sıfır enerji tüketimi ve inşaat planına sahip, Etimesgut-Eryaman Cezeri Yeşil Teknoloji Teknik ve Meslek Lisesi’nin inşaat aşamalarını görmek kariyerimde edindiğim önemli bir deneyim oldu Tüm bunlar bana sürdürülebilir kalkınma hedeflerine birlikte katkı sağlayabileceğimiz birçok insanla tanışma fırsatı ve etkileşimli bir çalışma ortamı sağladı.

BM gönüllüsü olmak bana kişisel ve profesyonel anlamda birçok katkı sağladı : grup çalışmalarında yer aldım, sunum ve organizasyon yeteneğimi pekiştirdim, ulusal ve uluslararası anlamda etkileşimli kalkınma çalışmalarında yer aldım. Barış ve kalkınmaya katkıda bulunduğum ve daha emin adımlarla yürüdüğüm için mutluyum ve ilerleyen dönemlerde de BM gönüllüsü olarak yeni görevlerde yer almak istiyorum. Biliyorum ki gönüllü olmak istemekle başlar!” 

İletişim:

Yildiz Kule, Yukarı Dikmen Mahallesi, Alexsander Dubçek Cd. No:7, 06450 Çankaya/Ankara

Web : http://www.tr.undp.org/content/turkey/en/home/ourwork/partners/un-volunteers/

 

Sayfa Başına Dön



Tasarım ve Yazılım : BodhiWeb