ÜST MENÜ

Dünya Çevre Günü İnsanlarla Doğayı yeniden bir araya getiriyor

Bunyonyi Gölü, Kabale, Uganda - 2016 BM BM/MjG

Bunyonyi Gölü, Kabale, Uganda – 2016 BM BM/MjG

 

İnsan kendi çevresinin onu harap edebilecek güce sahip bir parçasıdır. Bu da ona entellektüel, ahlaki ve manevi açıdan gelişme imkanı tanıyor. İnsanlık günümüzde ulaştığı teknolojik seviye ile çevreyi sayısız ve daha önce görülmemiş şekilde etkileme imkanına da erişmiş bulunuyor.

Çevrenin korunması ve iyileştirilmesinin insanların refahı ve geleceği açısından temel hususlardan biri olduğu bilincindeki BM de 5 Haziran’ı Dünya Çevre Günü olarak ilan etmiş bulunuyor.

Dünya Çevre Günü kutlamaları ile çevrenin korunmasının bireylerin, iş çevrelerinin ve toplumun ortak sorumluluğu olduğu yönünde farkındalığın artırılması hedefleniyor. 1974 yılında bu yana kutlanan Dünya Çevre Günü artık dünyanın dört bir yanında kutlanan küresel bir eyleme dönüşmüş bulunuyor.

“İnsanları Doğa ile bir araya getirmek”

Her yıl Dünya Çevre Günü güncel bir tema ile kutlanıyor. 2017 yılı temasını ise “İnsanları Doğa ile bir araya getirmek” oluşturuyor. Böylece insanların doğaya uzanmaları, doğanın güzelliklerinin değerini anlamaları, doğanın bir parçası olduklarını ve hayatımızın doğaya bağlı olduğunu hatırlamaları hedefleniyor.

Dünyanın dört bir yanında kırsal kesimde yaşayan milyarlarca insan zaten her gün doğa ile iç içe yaşıyor ve değerini biliyor. Ekosistemlerin bozulmasından ve iklim değişikliğinin sonuçlarından ilk olarak etkilenecek olanları da yine kırsal kesimde yaşayan insanlar oluşturuyor.

Doğanın sunduğu nimetlerin değeri çoğu zaman tam olarak anlaşılmıyor. Örneğin temiz havanın değeri genellikle en azından hava kirliliği ortaya çıkana kadar pek bilinmiyor.

2017 ev sahibi ülke Kanada

Her yıl Dünya Çevre Günü resmi etkinlikleri bir ülkede gerçekleştiriliyor. Bu yıl ki evsahibi ülke ise Kanada.

Çevre ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri

Sürdürülebilir Kalkınma İçin 2030 Gündemi üye devletlerden dünyanın ve doğal kaynaklarının kalıcı bir şekilde korunması için adımlar atmasını öngörüyor. Söz konusu Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin özellikle 14. ve 15. maddeleri denizler ve karada ekosistemlerin korunmasının önemine vurgu yapıyor.

Örneğin, ormanlar karaların yüzde 31’ini kaplıyor. Soluduğumuz havayı içtiğimiz suyu, gıdalarımızı ormanlar sayesinde elde ediyoruz.

Düşünün yaklaşık 1,6 milyar insan ormanlardan geçiniyor. Toprakların verimlilik kaybından dünya yoksullarının yaklaşık yüzde 75’i doğrudan etkileniyor.

Peki ormanların kara canlılarının yüzde 80’inin yaşam alanları olduğunu biliyor musunuz? Bilinen 8,300 hayvan türünün yüzde 8’inin soyu tükenmiş bulunuyor. Yüzde 22 ise yok olma tehlikesi ile karşı karşıya.

Biyoçeşitlilik ve ekosistemlerin korunması insanları iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha dayanıklı kılacak afet risklerinin azaltılması ve adaptasyon stratejilerinin geliştirilmesinin de bir yolunu oluşturuyor.

Denizler gıda, ilaç, biyoyakıt ve diğer ürünler başta olmak üzere ana doğal kaynaklara ulaşmamızı sağlıyor. Atıkların ve kirliliğin doğa tarafından temizlenmesini sağlıyor, fırtınaların şiddetini önleyici tampon görevi yapıyor. Denizlerin sağlığını korumak iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılmasını ve adaptasyonu kolaylaştırıyor.

Dahası, denizlerin korunması balıkçılığın artması gibi sonuçları sayesinde yoksullukla mücadele alanındaki çalışmalara da katkı sağlıyor. Ayrıca, kadınların küçük işletmelerde daha fazla istihdam imkanı bulmaları nedeniyle toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına da yardımcı oluyor.

Denizler ayrıca tek hücreli organizmalardan dünya üzerindeki en büyük canlı olan mavi balinaya kadar birçok yaşam şekline ev sahipliği yapıyor. Ayrıca, en çok farklı canlı türünün yaşadığı ortamlardan biri olan mercan kayalıkları da yine denizlerde bulunuyor.

BM çevrenin korunmasının tüm insanların ortak sorumluluğu olduğunu vurguluyor.

,



Tasarım ve Yazılım : BodhiWeb